Yazar işçilerin bitmek tükenmek bilmeyen çalışma aşkını eleştiriyor. Onlarında dinlenme hakkının olduğunu, patronlarından ya da üstlerinden eksik yanlarının olmadığını savunuyor. Farklı milletler ile kıyas yaparak, onların da yaşam tarzlarını bize aktarıyor.
Ben çok beğendim, haklı da buldum.
Tavsiye ederim.
İyi okumalar.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Meğer tembellik ne kadar da değerli ve önemli bir şeymis. Kitap baştan sona bunu ispatlamış. Haksız da değil okuyunca.Artık tembellik yapanlara kizmayacagim.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Lafargue, çalışmanın kutsallığını reddederek insan doğasının asıl ihtiyacının üretim köleliği değil, özgürleştirici bir “boş zaman” olduğunu savunur. Makineleşmenin insanı yormak yerine mesaiyi kısaltması gerektiğini vurgulayan bir eser. Kapitalist ahlaka karşı yazılmış kışkırtıcı ve zamansız bir başkaldırıdır.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Tembellik insanın aklına aylaklığı, işsizliği ve başıboşluğu ifade eder gibi görünsede, aslında bu kitap bize ‘İnsanlık hakkı’nı savunuyor. İşçi sınıfının ağır şartlar altında çalışıyor olması çok acı ve malesef bunu değiştirecek güçten yoksunlar. Yoksunuz. Açlıktan ölmek mi, bitkin düşene kadar çalışmak mı? Onların üçüncü bir seçeneği yok. Birkaç yüzyıl geçmiş zamanın konusu gibi görünse de şu an hala güncel bir konu. Kölelik modernleşti, ve modern köleler kendilerini artık iyiden iyiye özgür zannediyorlar. Sanki seçimler kendi seçimlerimiz ve yeterince çabalarsak fazlasına ulaşabiliriz. Alt ve üst sınıf arasındaki basamaklar tırmanılacak gibi değil ve alttakiler her zaman köle ve tutsak. Sömürge kavramı canlıdır ve her geçen yılla birlikte yavaşça evrime uğrar. Kendini günceller, sağ kalır.
Asgari ücretle fabrikada çalışan bir işçinin, kitaptaki zamanda iplik fabrikasında 12-16 saat çalışan bir işçiden farkı yok. Geçmişle kıyaslayıp “ama biz 8 saat çalışıyoruz, bayramda çift mesailer, ikramiyeler …” bunların bir anlamı yok. Modern kölelik budur.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Hep okumak istediğim bir kitaptı. Farklı bişeler beklemiyordum özetlerini okuduğum için:) çoğu yerde çok çalışmanın delilik olduğunu düşündüğümü söylüyordum. bu fikrimin savunucusu bir kitap okuduğum için şanslıyım. Eminim ileride tekrar okuyacağım.
Ey Tembellik, uzun süren sefaletimize acı! Ey Tembellik, sanatların ve asil erdemlerin anası, insanlığın kaygılarına merhem ol!
Yazar Karl Marx'ın damadıymış, kitabı aldıktan sonra öğrendim. Çerez niyetine aldığım kitabın komunizm ötesi fikirler içerdiğini de aldıktan sonra öğrendim. Kısacası dinlenmek için aldığım kitapla yoruldum :D Boynuz kulağı geçmiş, Marx'ın damadı Paul abimiz direkt çalışmanın ortadan kalkması gerektiğini söylüyor, çalışmayı kabul edenleri cehenneme layık görüyor, tembellik adı altında yiyip içip yatanların yüceliğinden bahsediyor. Komunizmin radikal bir ferdi diyebiliriz :) Açıkçası önermiyorum, çok sıkıldım, Allah'tan kısaydı :p
Kapitalizm karşıtı bir metinle karşımıza çıkıyor bu kitapta Paul Lafargue. Kendisi Karl Marx'ın damadı. Böyle olunca kitabın da manifesto tarzında gelişiyor olması beni pek şaşırtmadı açıkçası. Ben bu tarzı pek sevmiyorum. Sevene saygı duyarım elbette. Lafımız yok yani ama ben çok beğenmedim.
Siz kendiniz okuyup değerlendirirseniz daha doğru olur çünkü bu eser kimilerinin de başucu kitabı gibi bir şey. Şimdi ahkâm kesmek doğru olmaz o yüzden.
“Ben çalışmaya karşıyım.” repliğini akıllara getiren bir kitap olarak Tembellik Hakkı karşınızda. Fakat kitapta bu çalışmaya karşı olma durumu işten kaçma çerçevesinde nitelendirilmiyor. Çalışma kavramı bambaşka bir açıdan ele alınıyor. Yazar “Emeğini para karşılığında sunan bir yurttaş, kölelerin seviyesine düşer ve uzun yıllar ceza çekmesini gerektiren bir suç işler.” diyerek insan emeğine dayalı çalışma biçiminin zamandan, sağlıktan fazlaca şeyler götürebileceğini savunuyor. Bu yönüyle tartışmalı bir konuyu irdeleyen yazar, makineleşmeyi ve dolayısıyla teknolojiyi insan emeğine dayalı çalışma biçimini ortadan kaldırabilecek ve insana boş zaman yaratabilecek deyim yerindeyse bir nimet olarak değerlendiriyor.
Ücrete dayalı çalışma biçiminin önce fiziksel sonra da ruhsal çöküşe sebebiyet verebileceğini savunan yazar, ilginçtir ki Marx’ın damadı. Farklı görüşlerin bir ailede yer edilebileceğini ve ileri sürülebileceğini de bizlere hatırlatan bu eser dikkatle okunduğunda tembellikten ziyade düşünmenin önemine dikkat çekiyor diyebiliriz. Keyifli okunmalar dilerim.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Yazarımız Marx’ın damadıdır. Kapitalizmi eleştiren bir eseri ilk defa okudum. Yazarımız eleştirilerinde haklı da sayılır. Elbette o zamanın Fransa’sının şartlarını günümüz Türkiye’sinde yaşayarak yorumlamak çok doğru olmasa gerek. Ancak işçilerin haklarını savunma konusunda doğru yerlere parmak bastığını haklı sitemlerde bulunduğunu söyleyebilirim. Fakat bazı noktalarda katılmıyorum. Günde 3 saat çalışma vs. İnsanca yaşamak, insanca çalışmak hepimizin hakkı elbette buna asla sözüm yok ancak insan yalnızca tüketen bir varlık olursa tüm insani niteliklerini yitirir.
Üzerinde uzun uzun konuşulabilecek bir konu. Belki de kapitalizmin içerisinde doğup büyüyen biri olarak bazı noktaları anlamlandırmak benim için güç olmuştur.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Bir işçinin sabahın köründe yola çıkıp akşam karanlığında yorgun bir bedenle evine dönmesi sistemin gözünde bir başarı hikâyesidir. Ne ironiktir ki çalıştıkça yoksullaşırız… “Çalışmak erdemdir” sloganı kapitalizmin en büyük yalanıdır. Fakirlerin alın teriyle zenginlerin saraylarını ayakta tutan en ustaca kurulmuş sömürü düzenidir. Biz de satrançtaki piyonlarız işte…Bu sistemde emek, kutsal bir değer olarak görülmesi gerekirken ucuz bir metadır, satılabilir bir maldır.
İşçisin sen işçi kal
music.apple.com/tr/album/tamirc...
Tüketmek için üretmek, üretmek için daha çok tüketmek zorundayız. Reklamlar, markalar, statü savaşları hepsi birer zincir halkası. Modern kölelik maaş bordrolarıyla ölçülüyor. Biz hâlâ “daha çok çalış, başarırsın” masalıyla avutuluyoruz. Masala inanmaya devam mı? Oysa gerçek şu: Ne kadar çalışırsak çalışalım, sistem bizden hep bir şey eksiltir bazen uykumuzu, bazen sağlığımızı…
“Kapitalist ahlak; emekçinin bedenini aforoz ediyor, üreticiyi en asgari ihtiyaçlarına indirgemeyi sevinç ve tutkularını yok etmeyi, dur durak bilmeden çalışan bir makine rolüne mahkum etmeyi ideal olarak benimsiyor.” (s.3) yıldızlı alıntı ve kitabın anafikri diyebileceğim alıntısı.
“Tembellik Hakkı”, aslında yaşama hakkıdır. Günün üçte ikisini çalışarak, kalanını yorgunlukla geçirerek yaşamak, yaşamak değildir dostlar. :(
İspanyollar için çalışmak kölelikten beterdir. (s.4)
Türkler için ise “hayatta kalma mücadelesidir.” Sömürü, sadece biçim değiştirir. Bir zamanlar ağalar vardı, şimdi şirketler var. Emek, hâlâ aynı değersizlikle el değiştiriyor.
İncil’de Matta’da geçen “kır zambakları” ile ilgili bir ayet var. Soren Kierkegaard’ın Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş kitabında da geçiyor.
İnsan durgunluk içinde yaşamayı kuşlara ve çiçeklere
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.
1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.
Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.
1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.