Zeynep

Zeynep
@itstimetogo
"Ben de pekâlâ mektup yazabilirim; mektuptan çok daha zor şeyler yazdım. Ne oldu bana? Taşınmak da ne imiş; istemekten ibaret. Başkaları hiç hırka giymez... Onlar... (Burada Oblomov esnedi) uyumak nedir bilmezler... Hayatın tadını çıkarır, her yere gider, görülecek her şeyi görürler, her şeyi merak ederler. Ya ben? Ben... Başkaları değilim."
Sayfa 114·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Zeynep

, şu anda okuyor
%12 (80/622 syf.)
İvan Gonçarov
8.7/10 · 49,9bin okunma
"İsmini ilk defa duyan adam hemen unutuverirdi. Adıyla birlikte yüzü de, sözleride hatırdan çıkardı. Geldiği yerde bir şey değişmez, gittiği yerden bir şey eksilmezdi. Görünüşü gibi zekasının da hiç bir rengi, özelliği, kişiliği yoktu. Çevresindekileri gördüğü ve işittiği şeylerde eğlendiriyordu, çünkü Petersburg'da doğmuş ve bir yere gitmemişti; bu yüzden başkalarının gördüğü ve işittiği, bildiği şeylerden başka bir şey bilmiyordu."
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Açlık, yüksek evlerin dışındaki iplere ya da direklere asılmış içler acısı kıyafetlerdeydi; Açlık, bu kıyafetlerin kağıttan, samandan, paçavradan ve tahtadan yamalarındaydı; Açlık, adamın testereyle kestiği her ufacık odun parçasında kendini tekrarlıyordu; Açlık, tütmeyen bacalardan aşağıdakileri seyrediyordu; Açlık, çöplerinde zerre kadar yiyecek bulunmayan, leş gibi sokaklarda şaha kalkmış bir dev gibi dikiliyordu. Açlık, fırıncının raflarındaki tek tük bayat ekmeğin üzerine kazılı olan kelimeydi; Açlık, sosis dükkanlarında satılan, ölü köpek etinden yapılmış yiyeceklerdeydi. Açlık, kuru kemiklerini, dönen silindirlerde kebap yapılan kestanelerin arasında takırdatıyordu; Açlık, çeyrek penilik çorba kasesindeki kendine hayrı olmayan birkaç damla yağ içerisinde kızartılmış sert patates dilimlerinin her bir zerresindeydi.
Sayfa 37
Gecenin bir yarısı büyük bir şehre girdiğimde, karanlıkta kümelenmiş evlerin her birinin kendine ait sırlar barındırdığını, bu evlerin her bir odasının bir sırrı olduğunu düşünürüm; orada çarpan yüzlerce, binlerce yüreğin her biri, en yakınındaki için bile muammadır! Ölümün korkunçluğunun bir kısmında bundandır. Öldüğümde çok sevdiğim şu kitabın sayfalarını artık çeviremez olacağım, bu yüzden de ölmeden önce hepsini okumuş olmaya dair nafile bir umut besliyorum.
Sayfa 15