(...) Müzisyenlerimiz, Türk müziğinin içine düştüğü problemleri, genellikle, II. Mahmud döneminden başlayan Batılılaşma hareketlerinin hazmedilmemiş tesirlerine bağlamaktadır.
Genel kanaate göre, tereddînin en muhteşem timsâli Hacı Arif Bey olmuş, ondan sonra Türk müziği tedricî bir keyfiyet kaybına uğramış, nihayet “münübüs müziği”ne kadar düşmüştür. Hacı Arif Bey’in muhteşem bir hafıza olduğuna temas etmiştik; meselâ üstadının 6 ayda meşkedebildiği eser hamulesini o bir gecede meşkedebilir… Bunun yanında, onun selefleri gibi ulvî bir mizaç taşımadığını, hafifmeşreb olduğunu da…
Dr. Cem Behar, bu hususa kısaca değindikten sonra, Türk müziğinin bozulmasında özellikle Batı usûlüyle yapılan notalama çalışmalarının rol oynadığına dikkat çeker. Bu notalama çalışmalarından ilki 17’nci yüzyılda Ali Ufkî Bey (önceki adı Alberto Bobowski) tarafından gerçekleştirilmiş, ama musikîmizde kabul görmemiş ve kullanılmamıştır. 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda Dimitri Kantemir (Kantemiroğlu) ve Hamparsum Limonciyan tarafından yapılan notalamaların âkıbeti de farklı olmamıştır. 20’nci yüzyılın başında ise Rauf Yekta Bey tarafından, Abdülkadir Töre ile Ekrem Karadeniz tarafından (Töre–Karadeniz sistemi) ve Sadettin Arel ile Suphi Ezgi tarafından (Arel–Ezgi sistemi) notalamalar yapılmıştır. Cem Behar daha ziyade bu sonunculara dikkat çekmektedir. Özellikle Arel–Ezgi sistemi, günümüzde de kullanılan ve büyük tartışmalara sebebiyet veren bir notalamadır. Cem Behar, notalamanın kendisinin Türk müziği için bir “bid’at – uydurma yenilik” olduğunu ve Türk müziğinin yapısını bozduğunu düşünmektedir.
İTÜ Türk Musikîsi Devlet Konservatuarı öğretim üyesi Yalçın Tura ise, Türk müziğinin büyük sıkıntısının notalamadan değil, yanlış notalamadan kaynaklandığı görüşündedir. Dolayısiyle o da
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 2, Nisan 1996, Feyyaz Aksakal imzasıyla) TÜRK MÜZİĞİNİN TEMEL MESELELERİ, -Türk Müziğinin Meseleleri-