Eveett sonunda inceleme yazmaya oturdum. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Kesinlikle 15 gün sürmez okuması. Sınavlarım yüzünden okumam çok uzun sürdü.
Yazar hakkında bilgi vermek gerekirse Viktor E. Frankl Avusturyalı psikiyatristtir. İkinci Dünya Savaşı'nda toplama kampında deneyimlediklerini bu kitapta yazmış. Kendisi logoterapinin kurucusudur.
Kitap üç bölümden oluşuyor; Toplama Kampı Deneyimleri, Genel İlkleriyle Logoterapi ve Trajik Bir İyimserlik Tartışması.
İlk bölümün adından da anlaşıldığı üzere kampta yaşanan deneyimler. Bu bölümle ilgili söylemek istediğim şeyler:
Her şeye rağmen onurunu ve insanlığını kaybetmeden yaşayan insanların var olması... Yani çoğu kişinin hayvanlaştığı bir kampta bir insanın hala insan kalması muazzam bir şey.
Her ne olursa olsun, yazarın da dediği gibi, kendimizi kamptaki askerlerin ve patron tutukluların yerine koymadan kimseyi yargılamamalıyız. Şunu demek istiyorum, elbette çoğu asker gerçekten işkenceyi seviyordu, sadistlerdi. Ama içlerinde bunu mecburen yapanlar da vardı. Öyle bir durumda onları da kötülemek doğru olur mu?
Diğer iki bölüm hakkında:
Kamptaki insanlar bu kadar acı çektiği halde neden intihar etmedi? Şu anda acı çeken insanlar arasında yaşamaya devam edenler neden intihar etmiyor?
İşte tam bu kısımda anlam giriyor hayatımıza. Her insana göre, her ana göre hayatın anlamı değişiyor. Ama anlam hiçbir zaman yok olmuyor. Logoterapiye göre bu yaşamın anlamı üç farklı yoldan keşfedilir:
1. Bir eser bırakmak, bir iş yapmak
2. Bir şey yaşayarak ya da insanla etkileşime girerek
3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek.
İlki başarıyla ilgili.
2. ise sevmekle ilgili. Sevgi her şeyin temelidir bana göre. Sevgisiz hiç kimse tam olamaz. Bir insanı sevmek, onun derinliklerine, özüne girmektir aslında.