Puan vermedi·72 syf.··
2025 56. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 15:49
İvan Dmitriyeviç Gramov,Petersburg üniversitesinde okurken eğitimi yarıda bırakmak zorunda kalan, icra memurluğu yaptığı yıllarda saplandığı korkuları yüzünden yanlış algılanıp sebepsiz yere hastaneye kapatılmış genç bir adamdır.Rusyanın küçük bir kasabasında bulunan bu hastane hastaları rehabilite edip topluma kazandırması gerekirken,hastaların toplumun geri kalanından izole edildiği çürümüş bir kurumdur. Psikiyatrist servisinin başında olan Doktor Ragin ilk başlarda bu düzene karşı çıksa da sonrasında var olan sisteme oda uyum sağlamıştır . Doktor Ragin hastaları ziyaret ettiği sırada,Gramov un hal ve haraketleri oldukça dikkatini çeker.Konuşurken ki sağlam fkirileri ,dışarıda akıllı geçinenlerin argümanlarından daha akla yatkın olduğunu görür. Bu iki karakterimizin yakınlığı doktor hasta ilişkisinden çok zamanla dostluğa dönüşür.Ragin kendine göre bir arkadaş bulduğu için sevinse de Gramov için durum tamamen başkadır. Ragin acıya yukarıdan bakan stoacı bir akıl insanıdır.Ona göre acı zihinsel bir meseledir düşünürsen dayanırsın.Onun için acı ve zorluklar sadece duygu ve düşünceleri yöneterek başaçıkabilecek basit zorluklardır.Gromov ise acıyı yaşayarak gerçekten deneyimlemiş birisidir Yani Gramov un deliliği gerçeğe fazla yakın olmasından gelir.Ragin in aklı ise gerçeğe yeterince dokunmamasından……. Okurken ben ne okudum dedim ya kısacık kitaptan bu kadar üstüne düşüneceğim bir eser beklemiyordum.Doktor Ragin ve hayatın adaletsizliğini delilik sınırında haykıran İvan Dmitreviyeç in arasındaki zihniyet çatışması insanı derin bir felsefi sorgulamaya itiyor. Asıl mahkum kim içerde ki deliler mi yoksa dışarda ki herşeye gözünü kapatan duyarsız toplum mu okumadı iseniz bir şans verin bence keyifli okumalar.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Devrim ve İç Savaş Yıllarına Destansı Bir Tanıklık
10/10
Bu kitabı okuyalı belki 7-8 sene oldu. Daha önce yutub'da kitap hakkında bir video hazırlamıştım. Buraya da yazalım. Sonundaki Notlar kısmını da okumadan geçmeyin. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuduysanız, Durgun Don’da Tolstoy’un Şolohov üzerindeki etkisini görebilirsiniz. Savaş anlatımı, insan faktörü, değişimin takipçiliği temaları her iki romanda da var. Yabancı gelmeyecektir. Şolohov kendi romanındaki Tolstoycu etkileri şöyle açıklar: ‘’Benim romanımdaki Tolstoy etkisi bir öykünme değil, geçmişten alınmış bir mirastır.’’ Ancak bir fark var. Tolstoy, Savaş ve Barış’ta insanı ele alarak bir toplum analizi yaparken; Şolohov, Durgun Don’da sosyalizmin ruhuna uygun olarak, ferdin gelişiminde toplumsal etkileri vurgular. Ayrıca Türk Edebiyatından daha önce Yaşar Kemal’i okumuşsanız yine tarzı yabancı gelmeyecektir. Eserde anlatılan hikâye yaklaşık olarak on yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Mayıs 1912’den Mart 1922’ye kadar olan sürecin işlendiği eserde Melekov ailesi ön planda olmak kaydıyla Don bölgesinde geçen olaylar işlenmektedir. Barış döneminde başlayan eserin konusu sırasıyla I.Dünya Savaşı, devrime bağlı olarak gelişen İç Savaş, Kazak ayaklanmasıyla devam etmektedir. Ardı arkası kesilmeyen savaş içerisinde karşılaşılan olaylarla birlikte eserde asıl olarak bir halkın kaderi anlatılmaktadır. Devrim sonrasında Kazakların var olma mücadelesi ve bu uğurda trajik bir şekilde gelişen kaderleri eserin merkezini oluşturmaktadır. Tüm bu olaylar Melekov ailesinin suretinde geniş bir şekilde ele alınmaktadır. Karakterlerin çokluğu bazen kafa kartıştırabilir ama takmayın. Okudukça yerine oturur. Söylendiğine göre kitapta büyüklü küçüklü farklı rolleri olan altı yüzden fazla karakter varmış. Dört cilt yazılan Durgun Don birbirinden kesin biçimde ayrılan dört
Durgun DonMihail Şolohov · Yordam Kitap · 2018255 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·88 syf.·
2025 14. kitabı
Yine ifrit eden bir hikaye, yine Rus edebiyatı. Beş kişilik bir koğuş: atolyesi harap olunca aklını kaldıran bir amca, felçten kaskatı olmuş şuuru yerinde mi değil mi belli olmayan bir adam, veremli ve sesi soluğu çıkmayan başka bir adam, yalnızca yabancı ve ayrıcalıklı olanlara verilen Stanislav Nişanı'nı koynunda saklayan eski bir postane memuru ve hali vakti yerinde bir icra memuru iken bir gün yolda gördüğü zincere vurulmuş götürülen bir mahkumdan çok etkilenip Vay efendim ya bir gün bana iftira atılırsa, ya beni de tutuklarlarsa, ya birileri suçunu bana yıkmaya çalışıyorsa, ya konuştuğum insanlar aslında beni tutuklamaya çalışan casuslarsa!' diye diye deliye kıran İvan Dmitriyeviç Gromov. Bu beşli tıkıldıkları koğuşta gün yüzü görmeden yıllarını devirirken, koğuşun bağlı olduğu hastanenin tek doktoru bir gün kendilerini ziyarete gelir. Doktor, ücra köşede kalmış bu kasabada kendi kalemine uygun, aydın, felsefe üzerine kafa yormuş ve kültüre önem veren kimselerin olmamasından şikayetçidir. Paranoid bozukluğu olan İvan'ın üniversite okumuş, gün görmüş olmasından dolayı kendisiyle sohbet etmek ister ve bu sohbet zannettiğinden daha çok memnun eder kendisini. Her ne kadar İvan doktordan pek hazetmese ve aklına geleni söylemekten hiç çekinmese de doktor sohbetlerinden hoşlandığı için İvanı'ı sıkça ziyerete gider. Sırf bir deliyle sohbet ettiği için doktorun adı deliye çıkar, doktor bu duruma sinirlenir, sinirlenmesi deliliğin alameti olarak algılanır ve hoop doktor koğuşun altıncısı olur. Nitekim koğuşta yirmi dört saatini tamamlamadan inmeden ölür. Hikaye, Rus edebiyatından beklendiği gibi, göz göre göre ve insanı deli eden bir kayıtsızlıkla nihayete eriyor. Koca kasabada kimse de demiyor ki biraz sağduyulu, biraz sakin olalım. Ne bu pireyi deve yapma hevesi.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Can Yayınları · 202087,4bin okunma
Puan vermedi·77 syf.··
2025 16. kitabı
KİM DELİ? Okuduğum en iyi hikaye diyebilirim. Fakir bir şehide tımarhaneye kapatılmış İvan Dmitriyeviç ve yine aynı tımarhaneye görevlendirilmiş doktor Andrey Yefimiç'in garip dostluğunu anlatan bu eser sizi kesinlikle sıkmayacak. Aralarında geçen diyaloglarda en ironik olanın Dmitriyeviç'in toplum tahlillerinin doğru olmasına rağmen aynı toplum tarafından deli olarak kabul edilmesiydi. Anton Çehov, devletin, bürokrasinin ve insanlığın duyarsızlaşmış halini Altıncı Koğuş üzerinden yalın ama etkileyici bir dille bize iletmiş. Tüm gününü odasında kitap okuyarak ve bira içerek geçiren, toplumdan oldukça uzak bir doktor olan Andrey Yefimiç, aslında doktorluğu hiç sevmez. Bunu zaten hikaye boyunca hissediyorsunuz. Haftada belki bir iki kez yaptığı hastane ziyaretlerinde ilgisini Dmtriyeviç çeker. Onunla yaptığı sohbetlerde yıllardır aradığı felsefi doyuma ulaşır ve bu ilk ziyareti son ziyareti olmaz. Bu sohbetler hastanenin hatta şehirdeki insanların dikkatini çeker ve olay örgüsü bambaşka bir yolda ilerlemeye devam eder. Hikaye boyunca, hatta bu satırları yazarken bile yazarın çok iyi bir şekilde betimlendiği pislik kavramı halen midemi bulandırıyor. Hastanedeki düzensizlik ve ahlaki çöküş toplumun kendisini yansıtıyor aslında. Kendinizi "Aslında bu böyle olmamalı bunun doğrusu budur düzeltilmeli!" derken bulabilirsiniz. Ama saygıdeğer okurlar bu pek mümkün değildir. Çünkü toplum kolay kolay düzelmez. Eğitim gereklidir. Eğitim ise meyvelerini yıllar sonra verir. Acıyı tatmamış, tabiri caiz ise el bebek gül bebek büyütülmüş doktorumuz acıyı hastaları kadar kolay kaldırabilecek miydi? Kitapla ve saygı ile kalın.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Karbon Kitaplar · 201887,4bin okunma
Var mıyım yoksa yok muyum?
Puan vermedi·68 syf.··
2024 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2024 13:17
·
Kitap bir doktor olan Andrey yefimoviç ile deli hastanesine sadece belli korkuları oladugu için deli damgası vurulmuş egitimli Ivan Dmitriyeviç arasındaki konuşmaları, fikir ayrılıklarını konu alıyor Gerçek dünyadan kopuk olan doktor kendi kafasında kurduğu felsefi düşünceye inanıyor ve zaten kötü olan koşulara boyun eğmek acıyı sevmek zaten kötü şeylere karşı çıkmanın gereksiz olduğu kanısında Marcus Aurelius' un "Zihninde varlığı düşündüğün için ağrı vardır. Onu irade gücünle başka türlü görmeye çalış, tümüyle aklımdan çıkar ağrı kendiliğinden diner" tezini savunuyor buna karşın Ivan onu sert bir şekilde eleştirmekte var olan mevcut durumlara karşı çıkmakta ayrıca doktorun böyle düşünmesinin altında yatan neden olarak daha önce hayattında acı durumlara çok maruz kalmamasına bağlamakta doktor bunu anlayacak ama her şey için çok geç olacak. bende hep şunu diyorum bazı şeyleri illa anlamak için o durumu olayı üzüntüyü ya da duyguyu anlamak onu bizza hayatta yaşamaktan deneyimlemekten geçtiğini düşünüyorum ve bir şeyler için uğraşmak belkide o kadar boş bir şey değil kimileri için bir anlam bir uğraş var olduğununu yaşadığını ve nefes aldığını anlamasına bir temeldir
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Sınıra Dikkat
Puan vermedi·68 syf.·
2024 14. kitabı
Bir uçurum kenarında iken aniden gelen "acaba kendimi buraya bırakır mıyım?" hissi... Yaklaşan bir trenin önüne atlama ihtimaliyle gelen belirsiz korku... Yok olmanın tehlikeli cazibesi. Bu kadarıyla kaldığı sürece bu tuhaf duygunun çok yaygın olduğu söylenmiş. Bu davetsiz düşünceler süreklilik arz edip haddini aşarsa uzmanlara göre artık bazı hastalıklardan bahsedebiliriz. Paranoid şizofreni, obsesif kompülsüf bozukluk vs... Sınırlar önemli... Kitapta benim en ilgimi çeken kısım akıl hastalarının tıkıldığı altıncı koğuşun filozof delisi İvan Dmitriyeviç Gromov'un hikayesi. Yarım bıraktığı üniversiteden sonra yaşadığı kasabada işlenen faili meçhul bir cinayetten sonra kahramanımız cinayetin suçunun kendisine atılacağı hissine kapılıyor. Nazik ve entelektüel bir hayat yaşayan İvan için bu bir kırılma noktası. Kendisini esir alan iftiraya uğrama korkusu onu hasta ediyor. Bu hastalık İvan'ı altıncı koğuşta sefil şartlarda yaşamaya mahkum ediyor. Hastaneden çok insanlık dışı şartlarıyla beliren bir hapishane hayatı bu... Bu uzun öyküde çatışmayı besleyen unsur yine düşünceye, düşünselliğe merakıyla öne çıkıp yaşadığı yerleşkede kendisini yapayalnız hisseden hastane doktoru Yefimıç. Karakterimiz ailesinin baskısıyla doktor olmuş, gençken aslında istediği şey bir rahip olmak. Doktor merhametli bir adam olmasına rağmen, hastanenin sefil durumunu pasifist ve kaderci bir yaklaşımla görmezden geliyor. İçine düştüğü yalnızlık ve bulantı onu Gromov'la derin sohbetlere yöneltiyor. Öyle ki bu sohbetler doktorun aşağılanmak ve her şeyini kaybetmek pahasına müptela olduğu dakikalara dönüşüyor. Hasta olan bitene -tabii olarak- ne kadar isyankarsa, doktor -gayritabii olarak- o kadar çaresiz ve etkisiz. Devam eden sohbetlerden sonra nihayet akıl sağlığını kaybeden doktor altıncı
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma