Sandalyeyi tuttuğum için o sırada ben onun arkasında dikiliyor ve bu nedenle yüzünü göremiyordum ama yeşil yeşil dökülen gözyaşlarını görüyordum. Her damla benim içime düşüyordu çünkü.
Onun bıraktığı yoksulluğun içinde bazen babaannemin acı ot kokulu gölgesine, bazen kasabanın tepesindeki kayalıkların uğultusuna, bazen de üzüm tanelerinin ışıltısına tutunarak büyümüş babam.