• bedel ödeyecekler.
    they would pay.
    bedel ödeyecekler.
    they would pay.
    bedel ödeyecekler.
    they will fucking pay for this.
    .
    .
    .
    her ne kadar 'they would pay' başka başka şeylere çevrilebilse de benim aklımda her zaman 'bedel ödeyecekler' olarak kalacak. Ne yazık ki.

    Ben bu serinin bir yerinden girsem, çıkacak bir yer bulamam. Lanetlemeye kalksam lanetlerimi yazmaktan düşüncelerimi yazamam. Cut, Daniel ve Bonnie'nin nasıl gebermesini istediğimi yazsam yanlış tarafımı ortaya çıkarmış olurum... En iyisi sessiz kalmak ve her zamanki gibi normal şeylerden bahsetmek -ama pardon, bu kitapta normal hiçbir şey yoktu...

    4.kitabın yani Üçüncü Borç kitabının sonunda Jethro ve Kestrel vurulmuştu. Nila'yı Daniel'a vermişlerdi.. İşte ben bu sondan sonra seriye bayağı ara verdim.

    Geri döndüğümde aynı sahneden devam ediyordu, Nila Daniel'ın olacakken.. Jasmine ortaya atlayıp 'Jethro'dan sonra ben doğdum, Jethro öldüğüne göre İlk Doğan benim' diyor. Yani Nila artık Jasmine'in. eheheh. Bayağı şaşırmıştım ama şaşırmamalıydım çünkü ben artık 'burada bitti işi, bitti, kesin bitti, nasıl kurtulabilir ki?' dediğim an bir kurtuluş yolu çıkıyor.

    Yani böyle olmasını istemediğimden değil de.. neyse...

    Jethro ve Nila kitabın yarısından fazlasında ayrı gayrı. Nila işkence üstüne işkence çekiyor. Yani işkence dediğim de basit bir şey gibi algılanmasın. Bildiğimiz işkence aletleriyle yapılan işkenceler. Artık işkence aletlerini dakika başı aratmak zorunda kalıyordum.. Ben artık bu adi şerefsizlere küfür etmekten yoruldum.

    Jasmine ve Flaw olmasa Jethro ve Kestrel domuzlara yem olmuştu. Jethro uynadı, iyileşti. Kestrel komada...

    Ben, her ne kadar Jethro onu sevse de Third Debt'ten sonra Kestrel'i sevmiyorum. Sevemem de yani. Üzgünüm. Ama uyanıp savaşa katılması güzel olurdu, o ayrı.

    Bonnie, Nila'yı yanına çağırıp eski fotoğrafları gösteriyor. Aynı Nila ve Jethro'ya benzeyen iki kişi Owen ve Elisa. Tek aşık olanlar Nila ve Jethro değilmiş yani. Yıllar önce de bu borç lanetinde birbirine aşık olanlar olmuş. Ve bu iki kişi Nila ve Jethro'nun ikizi gibi.

    Tabii ki, aşık olduklarını öğrenmişler. Owen'ı öldürüp, Elisa'ya işkence etmeye devam etmişler. Cut ve Bonnie, yine aynı şeyin yaşandığını düşünüyor... yanılıyorlar eheheh Jethro ölmedi.

    Neredeyse 3 hafta Jethro hastanede, iyileşiyor.. Bu sırada Nila'yı merak ettiği, ne durumda olduğunu bilmek istiyor. Delirecek durumda. Kurşun yarasını unutup, hastaneden kaçar ama doktor bırakmıyor. En sonunda oradaki görevli bir kadına telefon nereden alabileceğini soruyor. Görevli kadın gitmesine izin veremeyeceğini söylüyor. Bir kaç kat aşağı inmesi gerekiyor çünkü... En sonunda kendi telefonunu Jethro'ya veriyor. Jethro, yaşadığını söylemesi gereken biri olduğunu söylüyor. Yani ben olsam bu kadar uzatmazdım bile flkjdg direkt, telefonumu verirdim. Kadın da öyle yaptı. Ertesi gün Jethro'ya yeni bir telefon ve hat getirdi.

    Ayyy, ya o kadar ayrılıktan sonra mesajlaşmaları iyi hoştu ama ilk telefon görüşmesi beni bitirdi... kalbimi orada unuttum sanırım. Konuşma aynen şöyle;
    Nila: Hello?
    Jethro: Fuck!

    Haftalar sonra sesini ilk defa duyuyor ve tepki bu. Of Jethro ya... İkinizi çok özledim ben :'(

    Artık şu üç büyük zehirli yılanın katledilmesini görmem lazım. Yeter. Yeter. Yeter.

    Jethro Hawksridge Hall'a Nila'nın Cut, Bonni ve Daniel tarafından yine yanlarına alınıp, Jasmine'in geri planda bırakılması sayesinde geliyor. Yani artık sınıra geliyor Jethro. Nila'nın acı çekmesini istemiyor. Bütün bunları ödeteceğini söylüyor. Doğal olarak.

    Nila, işkenceden yeni kurtulmuş. Odasına yıkılmış bir şekilde dönmüş. Tamamen yıkıldığının farkında, yapılan o son şey onu mahvetti. Evet, bana yapılsaydı bende öyle hissederdim. Gerçekten bunu sadece yaşayan bilir. Daniel şerefsizi o kırmızı-siyah zar atmalarının en sonuncusunda 'ya Vaughn'ın parmakları ya da saçın' diyor..

    ya neymiş yüzyıllar önce Weaver'lar Hawk kadınların işkence etmiş.. şunu bunu yapmış. Yemin ederim hepsini parçalamak istiyorum. Bir insan bir insana bunu neden yapar? Yaparken ne zevk alır? Nasıl zevk alır?

    O Heretic's Fork zaten beni öldürecekti. 10 saniye bile boynumu o şekilde tutamadım ben, bu adi piçler odanın etrafında 3 tur dön diyor. Bir de şerefsiz Cut, tam Nila turu bitirecekken ayağını önüne koyuyor. Kız yere düşüyor. Elleri de arkadan bağlı.

    Neyse.. En son Nila tabii ki saçlarının kesilmesini seçiyor. Kardeşinin zarar görmemesi ve oyunu doğru oynamak için. Oyunu doğru oynarsa Vaughn'ı göndereceklerini söylediler çünkü. Elinden olmadan onlara güvenmek zorunda kalıyor. Başka ne yapabilir ki benim tatlı, minnoş, güçlü, savaşçı kadınım.

    Jethro, ben karar verdim. Gelip Nila'yı senden çalacağım.

    P*iç Daniel, Nila'nın saçlarını makasla kesiyor. Nila orada parçalara ayrılıyor. Odasına geldiğinde kendisine bakası bile gelmiyor. Bütün umutları sönmüş, yaşamak istemiyor daha fazla.

    O sırada penceredeki tıklama seslerini duyuyor. O soğukta pencereyi açıyor, kuşu görüyor. Kuş dediğim de ya şahin ya da kartal olması lazım.. tam bilmiyorum onun türünü.

    Kuşun üstünde bir mesaj var..
    JETHRO'DAN.. eheheh
    Nila bi' kendine geliyor.
    Bende bi' kendime geliyorum artık.
    Kağıtta 'ahıra gel' yazıyor.
    Kamera izlemeyen tek yer orası.

    Orada ne oluyor.. Aycan kalp krizi geçiriyor.
    Jethro, Nila'nın kafasındaki başlığı çıkarmasını istiyor.
    Nila çıkarmak istemiyor.
    En sonunda açtığında Jethro kesilmiş, eğri büğrü saçları görüyor.
    Şimdi en CAN ALICI kısmı yazıyorum...
    Nila'yı çekiyor, bir makas buluyor. Oturuyor. Yamuk olan, birbiriyle uyuşmayan o uzunlukları düzeltmeye başlıyor. Saçını kesiyor, düzeltiyor.
    Bir duygulanmışım, anlatamam.
    Yani bir insan böyle bir sahne okuduktan sonra başka romantik sahne okuyamam herhalde diyor.

    Final sahnesi zaten diğer kitapların sonu gibi dehşet vericiydi. Yani yine diyorum 'bundan nasıl kurtulacak? kurtulmasına imkan yok!'

    Hadi bakalım Nila, bu sefer kim alacak seni Daniel'ın ahtapot kollarından..

    Ya aşkım, umarım kimse sana bir şey yapmadan kurtarılırsın.
    Bak Jethro, Kill'den bile yardım istedi. Ben Kill'i sevmem, ama seni kurtarmaya yardım edecekse ayrı..
  • Yazar: inci
    Hikaye Adı : Kendine İyi Bak
    Link: #31268348
    Müzik Parçası : Stationary Traveller

    https://youtu.be/TKW9rIQwHCY

    Bu kadar kolay mıydı ? Yüreğimi teselli edemiyordum işte.Yıkıla yıkıla yaşamaya çalışıyordum.Dostluklar birden biter miydi? Kalbim aklıma boyun egmiyordu bir türlü.Lokmami bölüstügüm, gözyaşlarımızı beraber sildiğimiz anılar ayaklar altında ezilip cignenir miydi?Yürüdüğümüz sokaklar,eskittigimiz kaldırımlar,dertlestigimiz geceler,yaslandigimiz hatıralar hiç yaşanmamış gibi silinir miydi?Dedikodularimiz,fiskoslarimiz,
    sevinclerimiz,hüznümüze ortak olan yaşanmışlıklar unutulup gider miydi?Nedensizce,açıklama bile yapmadan hem de.Ruhum kalbimi kemiriyor.Binbir türlü şey düşünüyorum.Şaşkınım.Anlam veremiyorum.Anlamsizliklara yorum getirmek yoruyordu beni.Tüm çabalarım boşuna.Tüm cagrilarim cevapsız.Mesajlarım 'okundu' ibareli ama dokunmuyor bir türlü,değmiyor yüreğime.Sessizlik canımı yakıyor.

    Kalbim çok ağrıyor.Içimin sözleri dermansız.Buyuttugumuz kelimelerin suskunlugu var.Sitem var.
    Canım ,dostum ,kalbim dediğim insan kapı dışarı etmişti beni.Kapatmıştı yüreğinin kapılarını sıkı sıkıya.Kaç defa kapiyi yumrukladım?Hayır,açmıyordu.Zamana ilmek ilmek dokudugumuz o tatlı hatıralar açmıyordu kilidi.Kararlıydı,unutuluşa gömmeye,yakmaya hatiralarimizi.Hayır,yapma lütfen yapma.Duy sesimi ...Canım yanıyor anlıyor musun? Can'ım bırakıp gidiyor ve hiçbir şey yapamıyorum.Böyle kepaze dünyada nefes almak bile zoruma gidiyordu.Seninle birlikte yaşadığımız her an zihnime ususuyordu.Yakamam o fotoğrafları ..!Senin gibi gomemem ben anlıyor musun? Yapamam.Hala yuregimdesin.Bıraktığım gibi,bıraktığım yerdesin.

    Kalbim, hayal kirikliklarimi sarmak için çabalıyor hala yilmadan.Gittin ya boşluğunu doldurmanin bedeli ağır geldi yüreğime.Dolmuyordu bir türlü.Keşke bir açıklama yapsaydın.Belki o zaman canım bu kadar yanmazdı.Avuturdum kendimi bir şekilde.Yüreğimden kopardiklarin sızlıyordu.Uykuya vermiştim
    kendimi.Unutamıyordum,kabullenemiyordum.
    Incinmislik,yaralanmislikla hala atıyordu ya kalbim.Elimde telefon,aramanı bekliyordum sürekli.Günler,haftalar,aylar geçti.Cevapsız suallerim.Hala sizlattigin kalbimdesin biliyor musun? Halen daha bekliyorum, gecmisimize yara bandı sarmani bir yudum teselliyle?

    Ruhum aksayarak devam ettirmeye çalışıyordu sensiz bu hayatı.O kadar ben'deydin ki nasıl kabul edebilirdim gidişini ? Birikmiş özlemler bir bıçak gibi saplanmisti
    yüreğime.Kanatiyordu.Kanımın her bir damlasinda boğmaya çalıştığın,cansız bıraktığın parçan vardı.Gommustun işte.Nasıl kıydın ki? Yakıştı mı bize ?

    'Kol düğmeleri' parçasını ne çok severdik.Nerden bilebilirdim ki "İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda " cümlesinin payimiza düşeceğini.

    Bekleyişler ..Bekleyişler...

    "Yaşlı gözlerle ayrılırlar düğmeler gibi
    Bizim gibi bizim gibi ayrılırlar bizim gibi ayrılırlar" Bizim gibi...Bilsem ki bu sözcüklerin öznesi biziz, sever miydim bu parcayi? Yüklenir miydim o tarifsiz kelimelerin sancısını? Şimdi tekrar dinliyorum,ruhum kanıyor.Gömmüstün işte.Kelepcelemistin birlikte buyuttugumuz yillarimizi.Ayirmistin yollarımızı.Önünü tikamistin yaşanacak nice saklı guzelliklerimizin.

    Gömmüstün işte.Toprak bile kabul etmiyordu.Üstünü örtmek istemiyordu.Vefa ağlıyordu.Vefa ağıt yakıyordu.Vefa yastaydi.Gözyaşlarıyla; soldurduklarina can katmaya ,yesertmeye çalışıyordu var gücüyle.Vefa yanımdaydı.Teselli ediyordu beni.Belki arar ,belki özür diler,belki hatasını anlar ,telafi eder diye.Ahh...Yeter yeter, vefa lütfen susar mısın? Yüreğimi yakip kavuran ateşi çığlıklarla boğazımdan puskurtesim var.Başımı alıp gidesim...Toprağa diri diri gomulesim...Canına kiydiklarinla mutluluklar diliyorum sana.
    Kendine iyi bak...
  • Okuyan Herkese İyi Geceler Mutlu Haftalar