Puan vermedi·637 syf.··
2026 3. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:01
Bazı kitaplar var ki kapağında okumadan ölmeyin uyarısı bulunmalı " Ee anlatın bakalım, toplumun temellerinin altını oydunuz mu? Suçluları aklayıp,suçsuzları mahkum ettiniz mi? (S:129) Bu soruyu sorarak dönemin Rus adalet sisteminin ağır bir eleştirisini yapiyor. 15 , 16 yaşlarındaki çocuk diyebileceğimiz insanların idam edilmesi,kadınların, suçsuzların, yaşlıların,acizlerin acımasızca iskenceye maruz kalmasını en ince ayrıntısına kadar betimliyor Tolstoy "Ancak zenginlikleriyle yani yağmacılıklarıyla övünen zenginler, zaferleriyle yani işledikleri cinayetlerle övünen komutanlar , güçleriyle yani zorbalıklarıyla övünen hükümdarlar için de aynı şey geçerli değil midir? (S:217) ile demokrasiye ve içinde yaşadığımız topluma ağır bir eleştirisini okuyoruz. «Dünyadaki her şey neden bu kadar kötü, insanlar neden durmadan birbirine acı çektiriyor (S:188) İncil’de geçen herkes günahkar doğar ibaresinin bu soruya cevap olacağını düşünüyorum . Hepimiz aslinda kötüyüz iyiliği tercih etmek de bizim elimizde.. ‘’insanlar kendilerine değil başkalarına inandıkları için çeşit çeşit din var " (S:601) Burada da binlerce dinin aslında insanları kandırmak için yapıldığının açıklamasını yapar Tolstoy. "Kendi kendinin efendisi olursan efendilere gerek kalmaz’’ S:628) diyerek de öncelikle kendimize inanmamız gerektiğini vurgular Tolstoy. Eline emeğine sağlık. Okurken büyük bir keyifle okuduğum bir kitaptı Diriliş İçinde saf iyilik barındıran Nehlüdov’un çevre nedeniyle kötülüğü özenmesinin nedeni ile masum bir genç kızın hayatını kararttığını öğrenmesi ve bunun da üzerine yaşadığı pişmanlığı anlatır Diriliş . Öyle güzel betimlemeler ile anlatmıştır ki Tolstoy halkın o zamanlar yoksulluğunu , yüksek zümrenin adaletsizliğini , hapishane hayatının bütün
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Harika bir başucu kitabı
10/10
·336 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:34
Başucunuzda size rehber olabilecek, zaman zaman sayfalarını karıştırıp soluklanabileceğiniz bir kitap. Ben kitabı okurken kendime birçok pay çıkardım. Yaşanmışlıkların, hayal kırıklıklarının, yaş süreçlerinin sonlanıp bir daha canımızı hiç acıtmayacağını kimse iddia edemez. Sadece baş etmeyi öğrenebiliriz. Yaşadığımız duyguların farkında olarak. Zaman zaman kendimize dönüp bakarak, yüzleşerek ama kendimize sarf ettiğimiz acımasız cümlelerden daima kaçınarak, iç sesimizin şefkatli olmasına dikkat ederek… En önemlisi de “En kötü hayatlarda bile farkına varmadığımız küçük küçük ama muazzam sayıda güzellikler vardır. Eğer kişi hayatı doğru değerlendirirse, dünyada, donuk gözleriyle gördüğünden çok daha fazla güzellik olduğunu fark eder.” Sahip olmadıklarına değil, sahip olduklarına bakarak; kaçırılmış fırsatlara değil değerlendirilenlere bakarak; tanışmadığın insanlara değil tanıma şansı bulduklarına bakarak; elde edemediklerine değil, elde etme şansı bulduğun arkadaşlığın/aşkın/kariyerin ve nicelerinin varlığına bakarak belki de bugünü sevebilirsin. Her zaman parlamak zorunda değil gözlerin, parladığı dönemler olduysa ne mutlu.
Neden Böyleyim? Nasıl Değişebilirim?Emre Özarslan · Mundi Yayınları · 2024469 okunma
Reklam
Puan vermedi·85 syf.··
2026 44. kitabı
Kitap, şairin aşk, özlem, ayrılık ve hüzün temalı lirik şiirlerini içerir; ancak adını veren uzun şiir ("Bir Gün Anlarsın") kitaptaki en ikonik ve popüler parçadır. Bu şiir, yıllardır seslendirmelerde, sosyal medyada ve edebiyat severler arasında ayrı bir yere sahiptir. Ümit Yaşar Oğuzcan (1926-1984), geleneksel Türk şiiriyle modern duyarlılığı birleştiren, özellikle aşk ve hüznü samimi, akıcı bir dille anlatan bir şairdir. Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığına yakın bir üslubu vardır. Kitap, aşkın acısını, çaresizliğini ve geç kalınmışlığı merkeze alır. Ana temalar Aşkın sancılı hali: Sevmek, beklemek, özlemek ve kavuşamamak. Hayatın boşluğu ve pişmanlık: Her şeyin (şeref, fazilet, güzellik) bir anda anlamsızlaşması. Yalnızlık, çaresizlik ve ölüm: Özellikle son bölümde mezar imgesiyle doruğa çıkan bir kabulleniş ve sonsuzluk vurgusu. Zamanın acımasızlığı: Geçen yıllar, yaşlanma, kaçırılan fırsatlar. Şiir, ikinci tekil şahıs ("sen") üzerinden anlatılır. Bu, hem sevgiliye hitap hem de okuyucuyu doğrudan içine çeken bir etkiler yaratır. Dil sade, imgeler somut ve duygusal olarak yoğun olsa da karmaşık değildir; bu da şiirin geniş kitlelerce sevilmesini sağlar. Kitabın başlık şiiri, bir dizi "Bir gün anlarsın..." tekrarıyla ilerleyen, ritmik ve epik bir monologdur. Yapı olarak tekrarlar (refrain) üzerine kuruludur ve giderek yükselen bir duygusal gerilim yaratır. Ana bölümler ve ilerleyişi Uykusuz geceler ve fiziksel acı: Sevgilinin hayaliyle uykusuz kalan, çaresiz ağlayan bir âşık tasviri. "Sevmek ne imiş bir gün anlarsın" nakaratıyla başlar. Değerlerin çöküşü: Aşk uğruna şeref, fazilet, iyilik gibi kavramların boşalması; başını duvarlara vurma hali. Varoluşsal sorgulama: Ellerin ne işe yaradığı, dünyaya neden gelindiği, aynada güzelliğe bakıp geçen yıllara
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Alpay Yayınları · 1967206 okunma
10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:37
Kuzey Tayland Dağları'ndaki bir Budist: "Hayat" demişti, "bir kendini ifade vasıtası olarak sunulmuştur ve peşinde olduğumuz bu şeyi, yalnızca YÜREĞİMİZİ DİNLEDİĞİMİZDE verir." Bu kendini ifadenin en yüksek formları iyilik yapmaktır. Kalıcı yuvamızdan uzakta yollara düşmüş olabiliriz, fakat biz turist değiliz. Kendimiz ve hayattaki başkaları için daha yüksek bir bilinç düzeyine evrimleşmenin SORUMLULUĞUNU taşımaktayız. Dolayısıyla bu kolektif bir yolculuktur. Bizler iki dünyada, maddesel ve ruhsal dünyada yaşam süren ilahi fakat noksan varlıklarız. Uzay ve zaman vasıtasıyla her ikisi arasında mekik dokumak ve bu paralelde kendi kendimizin efendisi olmayı ve bilgi edinmeyi öğrenmek bizim kaderimizdir. Bu sürece sabır ve kararlılıkla güvenmemiz gerekir. ÖZÜMÜZ çoğu fiziksel misafirhanelerimizin içindeyken tam olarak bilinebilir değildir. Fakat benliğimizi asla yitirmeyiz, çünkü her zaman iki dünyaya da bağlılığımız sürer. Sayfa-355
Ruhların YolculuğuMichael Newton · RM-Bilyay · 2015410 okunma
6/10
·148 syf.··
2026 1. kitabı
Çocuk kitaplarını çok seviyorum bunu da büyük bir hevesle alıp okumaya başladım ama klasik bir masal anlatısından fazlasını sunmadı maalesef ki… İyilik ve kötülüğün sert çizgiyle ayrıldığı, didaktik, sonunun çok kolay tahmin edildiği bir kitap. Karakterlerin kusurlarını, daha gri alanları görmek isterdim özellikle kitabın adı Olmayan Ülke olunca daha büyülü bir dünyayla karşılacağımı düşünmüştüm. Kral izin vermedi, prenses kaçtı gibi çocuk kitabında bile ataerkil, feodal bir yapıyı görmek beni daralttı. Yine de bir çocuğun okuyunca eğleneceği bir kitap sanırım.
Olmayan ÜlkeAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20193,417 okunma
"Herkes gider, şehir kalır...
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:22
Peki ya şehrin hafızasını kim tutar?" Defne Suman, Çember Apartmanı ile bizi Beyoğlu’nun arka sokaklarında, zamanın durduğu hüzünlü bir hikayeye davet ediyor. 75 yaşındaki Periklis’in aşkla, sürgünlerle ve eski İstanbul’un o kozmopolit ruhuyla örülü anılarını okurken hem kalbiniz burkulacak hem de şehre bambaşka bir gözle bakacaksınız. Tarih, aşk ve aidiyet temalarını sevenler için harika bir kitap önerisi! Hala okumayanlar varsa, bu hafta kendinize bir iyilik yapın ve Çember Apartmanı’nın kapısını aralayın. "Bir şehri vatan yapan binaları değil, o binaların içindeki yaşanmışlıklardır."
1000Kitap
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0478 okunma
Reklam
Reklam