Bir modern masal anlatımı
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Esrarengiz bir orman ve ellerinde bir harita engebeli yolları aşarak kuleye ulaşmaya çalışan iki dost Şövalye ve Ejderha. Kütüphane Festivalinde Kral Düğmecik tarafından gönderilen esrarengiz bir mektup gelir. Mektupta bir trolün, kızı Prenses Börü'yü kaçırdığı ve hapsettiği yazıyordur. Prensesi sadece Şövalye ve Ejderha'nın kurtarabileceği yazılıdır. Yemek yemeği seven kahramanlarımız acaba Prenses Börü'yü kurtarabilecek mi? Her bir sayfada sürpriz olaylar, beklenmedik bir son sizleri bekliyor. Ceviz yiyen kediler, çobaya düşen sinekler, tuhaf bir orman ve böğürtlenler, bataklıkta yüzen prenses ve onu izleyen üç karga, gizemli oda, esrarengiz şurup... Her güzel olan saf ve temiz midir? Ve her çirkin olan kötü ve korkunç mudur? ️Çocuklara hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini anlatan, ön yargılarını yeniden düşünmeye sevkeden, dostluğun ve iyi kalpli olmanın her şeyi çözebileceğini anlatan heyecan dolu bir masal #EjderhaveGizemliKule ️Yardımlaşma, sevgi ve iyilik temalarını eğlenceli bir şekilde işleyen bu modern masal; çocukları Şövalye, Ejderha ve Prenses'le heyecan dolu maceralara sürükleyecek. ️Yazar Sevde Tuba Okçu'nun kaleme aldığı bu eser modern çocuk masallarına güzel bir örnek.
Ejderha ve Gizemli KuleSevde Tuba Okçu · Timaş Çocuk Yayınları · 202418 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
Znachor (Şifacı) – Kitap İncelemesi Bazı kitaplar vardır; olay örgüsünden çok insanın kalbine dokunan yönüyle hatırlanır. Tadeusz Dołęga-Mostowicz’in Znachor adlı eseri de bunlardan biridir. Roman, hafızasını kaybeden başarılı bir cerrahın hayatını yeniden kurma mücadelesini anlatırken, okuyucuyu kimlik, merhamet, sevgi ve kader üzerine düşünmeye davet eder. Eserin en güçlü yanı, insanın sahip olduğu unvanların ve statünün ötesindeki gerçek değerini göstermesidir. Hafızasını kaybetse de iyilik yapma isteğini kaybetmeyen başkahraman, insanlığın özünün koşullardan bağımsız olduğunu hatırlatır. Yazar, sade fakat etkileyici anlatımıyla karakterlerin duygularını okuyucuya başarıyla geçirir. Znachor, yalnızca bir kayboluş ve yeniden buluş hikâyesi değil; aynı zamanda umudun, affetmenin ve sevginin iyileştirici gücünü anlatan zamansız bir romandır. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda olaylardan çok, insan olmanın anlamına dair sıcak bir his kalır
ZnachorTadeusz Dołęga-Mostowicz · Bellona · 20171 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sözün bittiği yerdeyim!
Puan vermedi·159 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:27
Bu nasıl bir cesaret, bu nasıl bir dik duruş Allahım tüylerim diken diken. Romanın başkahramanı ve şehit kızı Aliye tam bir Türk kadını asilliği ile memleketine büyük bir fedakarlık yapmış kudretli bir kızdır. Onun kasabanın adaletsiz yaşamında çocukları korumak ve eşitlemek için koyduğu duruş ve ettiği “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! “ yeminiyle mücadeleci , kararlı ve öğretmen ruhuyla görevini layıkıyla yaptığını apaçık yansıtıyor. Herkese bir umut bir sevinç olan Aliye dini kullanıp, saptıranların şerrine, ihanetine , iftarasına uğruyor. Tek gayesi sevdiği insanların selameti ve bu milletin kurtuluşa ermesi olan aliye kendinden vazgeçecek kadar büyük bir iyilik yapıyor ve bu iyiliğin karşılığında sözde Müslümanlar onu canlı canlı kurban ediyor .
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 40. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:22
Hayatı nerede sorgulayacağımız hiç belli olmuyor. Mesela kahramanımız işlerinden bunalıp tatile çıkacaktı ki yol kapalıymış, farklı eski yollardan gide gide kayboldu ve ismi dünyanın kıyısındaki kafe olan o kafeye girdi. Menüde yiyecekler kısmı bittikten sonra 3 tane soru onu bekliyordu. 1) Neden buradasın? 2) Ölümden korkuyor musun? 3)Halinden memnun musun? Tabii bir de menünün başında takıldığı yerler için garsondan bilgi alabileceği detayı da vardı. Bizim tuhaf tarafı garson da kafenin sahibi de John'un düşüncelerini okur gibi cevaplar veriyordu. Bu esrarengiz kafede kahramanımızla beraber biz de burada ne yapıyoruz, neden buradayız diye sorgulamaya başlıyoruz. İncecik bir kitap akıcı dili ile hemencecik bitiyor, bizi de bir kenarda düşüncelerimizle baş başa bırakıyor. O halde önce John hayat sorgulasın sonra sıra bizde. Okumak isteyen herkese tavsiyemdir
1000Kitap
Dünyanın Kıyısındaki KafeJohn Strelecky · Pegasus Yayınları · 20211,205 okunma
Puan vermedi·59 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:08
Bazı kitaplar bittiğinde aklınızda karakterler kalır, bazılarıysa bir duygu bırakır. Sahaf Mendel ’i kapattığımda aklımda kalan duygu, yavaş yavaş kaybolan şeylere duyulan hüzün oldu. Kitapta yer alan üç anlatı ilk bakışta birbirinden farklı görünse de aynı damardan besleniyor. Stefan Zweig kimi zaman kitapların arasında yaşamayı seçmiş bir sahafı, kimi zaman bir koleksiyon tutkunu üzerinden kaybolan bir dünyayı, kimi zaman da iyiliğin ve güvenin hâlâ mümkün olabileceğini anlatıyor. Fakat hepsinin arkasında aynı soru varmış gibi hissettim: Zaman insanlardan, değerlerden ve hatıralardan geriye ne bırakır? Önsözde de belirtildiği gibi ilk iki metin novella, son metin ise kısa hikâye. Novellanın en önemli özelliklerinden birinin sıradan görünen hayatların içindeki sıra dışı kırılma anlarını anlatmak olduğu söyleniyor. Zweig da tam bunu yapıyor. Kahramanlarını büyük olayların değil, hayatlarını sessizce değiştiren dönüm noktalarının içine yerleştiriyor. Sahaf Mendel’de beni en çok etkileyen şey, kitaplara adanmış bir hayatın hem hayranlık uyandıran hem de ürkütücü tarafları oldu. “Bir defasında kor halindeki bir parça kömür sobadan düşmüş, kendisinden iki adım öte de ahşap parke yanmaya, dumanlar çıkmaya başlamıştı, ancak konuklardan biri dayanılmaz kokuyu duyunca tehlikeyi fark etmiş ve çarçabuk ateşi söndürmüştü: Fakat o, yani Jakob Mendel iki adım ötesinde, dumanı kendisini de saran ufak yangını fark etmemişti bile.” Bu satırlar yalnızca Mendel’i değil, insanın kendini bütünüyle adayabileceği tutkuların gücünü de anlatıyor. Kitabın genelinde hafıza önemli bir yer tutuyor. Özellikle şu bölüm uzun süre aklımda kaldı: __“Hani insan bir başarısızlık sonucunda zihinsel güçlerinin yetersizliğinin ve eksikliğinin farkına vardığında kendi kendine öfkelenir ya, işte ben de öyle
İnceleme
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,8bin okunma
Tanıştım gölgemle ve sarıldım ona en içten halimle…
10/10
·528 syf.··
2026 99. kitabı
Gölgeyle Buluşma benim için okunup biten bir kitaptan çok, üzerinde çalışılan bir kitap oldu. Hatta kalınlığı yarısı kadar olsaydı bile muhtemelen yine aynı sürede okurdum. Çünkü her bölümden sonra durup düşünmek, bazen geçmişe dönmek, bazen de kendime pek hoşlanmadığım yerlerden bakmak zorunda kaldım. Kitap, Jung’un gölge kavramını merkeze alıyor. Yani insanın görmek istemediği, kabul etmekte zorlandığı, çoğu zaman kendine bile itiraf etmediği taraflarını… Okurken şunu fark ettim: Bir özelliği reddetmek, onun yok olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, fark edilmeyen taraflarımız bazen hiç beklemediğimiz anlarda ortaya çıkabiliyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri gölgeyi yalnızca karanlık taraflarımızla sınırlamamasıydı. Bazı insanların gölgesi öfke, kıskançlık ya da bencillik olabilirken, bazılarının gölgesinde iyilik, merhamet ve şefkat saklı olabiliyor. Bu bakış açısı bana oldukça düşündürücü geldi. Kitapta üzerinde en çok durduğum konulardan biri de buydu. Bazen bir insanda gördüğümüz ve tahammül etmekte zorlandığımız özellikler, aslında kendi gölgemize ait olabiliyor. Kendimizde görmek istemediğimiz ya da henüz fark etmediğimiz yönlerimizle başka birinde karşılaştığımızda verdiğimiz tepkinin bu kadar güçlü olmasının sebebi de bu olabiliyor. Bu bakış açısı, yalnızca başkalarına değil, kendime de farklı gözle bakmamı sağladı. Özellikle aile ilişkileri, eşler, kardeşler, anne-kız ilişkileri ve insanın yakın çevresiyle kurduğu bağlar üzerinden yapılan değerlendirmeler uzun süre aklımda kaldı. Çünkü kitap teoriyi anlatıp geçmiyor; dönüp kendi hayatına bakmanı istiyor. Kitaptaki bazı çalışmalar için tamamen dürüst olacağına güvendiğim birine ihtiyaç vardı. O bölümleri uygulayamadım. Dürüst cevapların canımı yakmasından değil, karşımdaki kişinin gerçekten
Gölgeyle BuluşmaKolektif · Timaş Yayınları · 2022310 okunma