Kurdun,kuşun hakkını gözeten bir medeniyet anlayışı ♡
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:04
Bu kitapla Ahlat'tan İstanbul'a Köklerin İzinde yine yeni bir yolculuğa çıktık Nidayi Sevim Hocam ile. Onun deyimi ile Tarihin, köklerin izinde.. Her kitabını ilgi ile okuyorum, yeni bilgiler öğreniyorum, bittiğinde bitmeseydi biraz daha gezseydik diyorum:) Evet yanlış okumadınız gezseydik diyorum, çünkü onunla birlikte Camii'leri, Hisarlar'ı, Ecdad mezarlarını, Namazgah'ları, Sadaka taşlarını Tekke'leri ve geçmişten bugünlere ulaşabilen tarihi çeşmeleri gezmiş kadar oluyorum. Başka bir deyimle okurken yazar ile adeta Tarihe yolculuk yapıyormuş gibi hissediyorum. Yazarımız Nidayi Sevim gezerken karşılaştığı bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutan eserlere çok üzülüyor, onların ayakta kalabilmesi için de daima olağanüstü çabalar gösteriyor. Gerektiginde Belediye vs. her yetkili kuruma dilekçeler yazıyor, ya da sosyal medya aracılığı ile eleştirisini yapıyor. Yani ben kitabımda yazdım, oldu bitti diyenlerden değil, her daim yürekten çaba gösterenlerden. Bu vesile ile yazarın bu duruşunu takdir ediyor ve ona büyük saygı duyuyorum. Böyle güzel düşünen çabalayan insanların sayısının artmasını diliyorum. Sırası tam gelmişken bu konuda hemen kitabından bir alıntı aktarayım; "Târihî ve kültürel mîrâsımıza karşı yaklaşım tarzımız memleketin hemen hemen her köşesinde aynı. Oysa bunlar bizim paha biçilmez değerlerimiz, hazînelerimiz, aynı zamanda dosta düşmana karşı vitrinimizdir. Rahmetli Aliya İzzetbegoviç'in de dediği gibi: "Hakîkî vatansever vatanını diğerlerinden üstün tutan değil, vatanının övgüye mazhar olması için çabalayandır."Her birimiz bu çerçevenin içindeyiz. Hepimizin sorumlulukları var. Elimizi taşın altına koymak zorundayız. Bu durumdan kurtulmamızın başka çâresi yok..." Bu alıntıda bahsettiği gibi, her bireyin sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Umarım vatanını milletini seven ve gerektiğinde
Araştırma-İnceleme Tarih
Ahlat'tan İstanbul'a Köklerin İzindeNidayi Sevim · Mavi Yayıncılık · 20251 okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2026 119. kitabı
Selamun aleykum. Hayırlısı ile 1000Kitap'taki ilk inceleme yazımı kaleme alıyorum. :) ​Kitabı platformda arattığımda sadece iki kişinin okuduğunu ya da kaydettiğini gördüm ve doğrusu buna biraz üzüldüm. Günümüz şartlarına, modern hayatın getirdiği problemlere hadisler ve kıssalarla bu kadar güncel ve canlı bir vizyonla yaklaşan bir eserin bu kadar az okunması üzüntü verici. ​Bu kıymetli kitapla katıldığım bir ders vesilesiyle tanışma nasip oldu. Kitap, bugün dünya gündeminden düşürülmek istenen Filistin’in mücahitlerinin, Hamas birliklerinin bazı fotoğraflarında kadraja girmişti. Yazarın da aslen Filistinli (Edhem Şarkâvi ) olduğunu düşünürsek bu durum aslında çok şaşırtıcı değil; fakat bizim için büyük bir merak kaynağı olmuştu ve bu vesileyle okuma listemize girdi. ​Kitap hakkında söylenecek o kadar çok söz, ibret alınacak o kadar çok ders var ki... İnsan hangisinden başlayacağını bilemiyor. Okurken "Biz bu detayları daha önce nasıl kaçırdık, nasıl fark edemedik?" dediğim pek çok yer oldu. Kısa kısa alıntılarla bu hissi paylaşmak istedim ama inanılmaz derinlikli olduğu için alıntılara sığdırmak bile zor oldu. ​Yazar, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bize ulaşan sahih hadislerinden ve kıssalarından günümüze dair harika dersler çıkarıyor. Her hadis ve kıssadan ortalama 6 ders süzülmüş; bazılarında bu sayı daha fazla, bazılarında ise biraz daha az. ​Bu kitabın en güzel yönlerinden biri de çok işlevsel olması. İçindeki kıssaları ve hadisleri; evlerinizde, dost ve arkadaş meclislerinizde, taziyelerde ya da bulunduğunuz herhangi bir toplulukta anlatarak harika, şuurlu ve feyizli konuşmalar yapabilirsiniz. ​İlk incelemem ve ilk kitap tavsiyem olarak burada dursun. Kısmet olur da okursanız, ne hissettiğimi çok daha iyi anlayacaksınız inşallah. ​Keyifli ve ufuk açıcı okumalar
1000Kitap
Resul'ün İzindeEdhem Şarkâvi · Nida Yayıncılık · 20253 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessizliğin ve Sesin İzinde: "yumuşak g"
Puan vermedi·112 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:33
Edebiyatta kısa öykü, hacmine sığmayacak kadar yoğun bir anlatımla insan ruhunun en saklı taraflarına ulaşabilen özel bir türdür. Zehra Âli Yılmaz, ‘yumuşak g’ adlı öykü kitabında bu imkânı başarıyla kullanarak okura samimi, duru ve katmanlı bir anlatı dünyası sunuyor. Kitap, alfabenin kendine mahsus harfi olan, tek başına bir kelimeyi başlatamayan fakat dokunduğu sesi uzatan yumuşak g üzerinden hayata ve insana dair hüzünlü bir benzetme kuruyor. Kitaba adını veren ve açılışı yapan “yumuşak g” öyküsünde yazar, bu dil bilgisi unsurunu sosyal hayatta sesini duyuramayan, geri planda kalan ya da suskunluğunun bedelini ödeyen insanların simgesi hâline getiriyor. Eserin ruhunu yansıtan şu satırlar, kitabın temel yaklaşımını da ortaya koyuyor: “Bir insan yumuşak g olsaydı en fazla ‘değil’ demekten ürperirdi herhâlde. Tepki görmekten, dışlanmaktan, zarara uğramaktan hatta elindekileri kaybetmekten, bedel ödemekten endişe ederdi... Sustu. Bu, ona verilmiş bir hak değil, ödediği bir bedeldi.” Yazar, günümüz insanının en belirgin açmazlarından biri olan yalnızlığı ve anlaşılma arzusunu, dilin ince imkânlarından yararlanarak anlatıyor. Karakterlerin içine çekildiği sessizlik, “Ciğerleri sanki dar bir kelimenin içine sıkıştı. Konuşursa sesinin çatlayacağını biliyordu.” cümlesiyle somut bir acıya dönüşüyor. Kitap boyunca hissedilen bu tema, “Ses” öyküsünde daha belirgin bir görünüm kazanıyor. Açılıştaki suskunluğun aksine burada ses, hayatın kendisiyle özdeşleşiyor: “Dil sussa da ses bir yerden sızdırır kendini.” Doğanın bütün tınılarını yaşamanın işareti olarak sunan yazar, karakterin ruh hâlini taşra atmosferi içinde yeniden kuruyor: “Ses, onun için varlığın emaresiydi. Ses varsa hayat da vardı. Bir varlık sesini kaybettiyse geriye kaybedecek bir şeyi kalmamış
Yumuşak GZehra Âli Yılmaz · Kitap Ağacı Yayınları · 20261 okunma
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Herkese merhaba; yarım kalmış bir aşkın izinde, Köy Enstitülerinin umut dolu hikayesini anlatan ve okuyan herkesin kendinden bir parça bulduğu o roman “Keşke” ile geldim. Kitap Fikret’in hapishanede yazdığı mektuplarla başlıyor. Mektuplarla başlayan bu kitapta Köy Enstitüleri’nde okuyup yetişmiş iki öğretmen olan Fikret ve Sabia’nın hayatına konuk oluyoruz. Köy Enstitülerinin ne kadar zengin bir eğitim verdiğine, orada okuyanların umutlarına, hayallerine ve zamana şahit oluyoruz. Tarihin izlerine fazlasıyla rastlıyoruz. Kurguyla birleştirilmiş bu tarih adeta olayların içindeymiş gibi hissettiriyor. Umut, hüzün ve keşke… Her duyguyu ayrı ayrı hissedip yaşatıyor. Olaylar, kişiler, nedenler ve sonuçlar öyle güzel bir araya getirilmiş ki büyük bir hayranlıkla okunuyor. Yaşanan olaylar tüm gerçekliğiyle ortaya seriliyor. Aynı zamanda yazarın dili çok akıcıydı. Duyguları en içten hissediyorsunuz. Duygusal yönü güçlü, düşündüren ve geçmişe farklı bir pencereden bakabilmeyi sağlayan bir kitaptı. Bu tarz kitapları seviyorsanız, kendinizden bir parça bulabileceğiniz “Keşke” kitabını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Mutlaka okuyun, okutun.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,024 okunma
9/10
·173 syf.··
2026 31. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:19
Hayalleri için çabalamanın, düşmekten korkmadan yola devam etmenin ve başarmanın gerçek anlamı üzerine düşündüren bir eser… Nurullah Genç’in anlatımıyla, zamansız ve mekânsız bir nefese doğru koşan atların izinde; umut, mücadele ve inançla örülü bir yolculuk…
Başarı Bedel İsterNurullah Genç · Timaş · 2024795 okunma
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:04
Gerçeğe Dönüşen Düşlerin İzinde: "Hayallerin Öyküsü 2" Bazı kitaplar sadece kelimelerden oluşmaz; içinde ter, inanç, uykusuz geceler ve her şeye rağmen geri adım atmayan bir irade barındırır. Genç bir kalbin kaleme aldığı "Hayallerin Öyküsü 2", tam olarak böyle bir eser. İlk sayfadan itibaren okuyucuya kurgusal bir dünya değil, bizzat hayatın içinden süzülmüş, yaşanmış ve kazanılmış bir zaferin haritasını sunuyor. Yazar, kendi hayatını ve hayallerini hayata geçirme serüvenini anlatırken, aslında her birimize şu evrensel soruyu soruyor: "Bir rüyayı gerçek kılmak için ne kadar ileri gidebilirsin?" Kitabın en büyüleyici yanı, yazarın kendi iç dünyasını açarken takındığı o samimi ve yalansız tavır. Edebi açıdan bakıldığında; ajitasyona kaçmadan, başarıyı bir gecede gelmiş bir mucize gibi göstermeden, sürecin getirdiği zorlukları ve güzellikleri estetik bir dille harmanlamayı başarmış. Anlatımındaki akıcılık, okuyucuyu sadece bir başarı hikayesine ortak etmiyor; aynı zamanda yazarın büyüme, olgunlaşma ve kendini bulma yolculuğuna da tanık ediyor. "Hayallerin Öyküsü 2", hayal kurmanın çocuksu hafifliği ile o hayali inşa etmenin yetişkin sorumluluğunu muazzam bir dengede buluşturuyor. Bu kitap, "imkansız" kelimesini lügatinden çıkaran bir gencin, hayata karşı dik duruşunun edebi bir vesikasıdır. Yazarın kendi hayat serüveni, sayfalar arasında ilerledikçe soyut birer umut kırıntısı olmaktan çıkıp, elle tutulur birer başarı kriterine dönüşüyor. "Bir hayal, ona inanıp onun için savaşmaya başladığınız an öyküye dönüşür." İşte bu kitap, o öykünün en parlak bölümü. Bu noktada, satırların arkasındaki o güçlü iradeye, yani sevgili Yazar Kaan Turhal'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Seni gerçek hayatta da tanıyan, o bitmek bilmeyen azmine ve başarılarına şahit biri olarak
Hayallerin Öyküsü 2Kaan Turhal · Fikir İzleri Yayınları · 202630 okunma