İzlem

İzlem
Yaşadığımız hayat, istediklerimizi yaşayabildiğimiz bir hayat olmayabilir. Fakat okuduğumuz kitaplarla ve mükemmel hayal gücümüzle sayısız hayat yaşamak bizim elimizde… Cheers to the marvelous worlds of the books
“Tahtakuruları ve yıllar birlik olmuş kıtır kıtır kemiriyormuş her şeyi.”
“Ev deyip geçme. Onun bile bir yüreği vardır, içinde taşıdığı sırları, ağrıları. Seni içinde saklayan duvarlar, sanır mısın ki sen gidince seni unutur? Her şeyi tutar hafızasında, duvarlarına, taşına, camına yazar senin dokunuşlarını, bakışlarını, umutlarını, yokluğunu, çocukluğunu, susuzluğunu. İçindeki ahı bile tutar evler. Vermez kimseye. Sen ölürsün evler ölmez. Tövbe.”
“İnsan denen varlık bir derya, uçsuz bucaksız deniz. Utancın, pişmanlığın, mahcubiyetin, suçluluğun, korkunun içinde boğulsan da yine de hayatta kalıyorsun. Yaşıyorsun yani. Herkesle yüz yüze geliyorsun. Dayanıyorsun o soru soran gözlere, susan kırık dudaklara, kararan yüzlere, imalı sözcüklere dayanıyorsun, hatta alışıyorsun. Ben alıştım mesela, o sessizliğin içinde saklanan söylenmeyenlere, dilin ucunda asılı kalıp da denmeyenlere, kirpiklerden sızan hüzne, umudunu kaybetmiş donuk bakışlara, elini sıkan ellerin bir an önce kaçmak istemesine. Sanki bulaşıcıymış gibi acın, birer ikişer eksilmelerine insanların alıştım.”
“Hasretini bir orman gibi büyütmüştüm içimde. Sen gelemediğinle kalmıştın, ben senin özleminle.”
“Ömür dediğimiz garip bir şeymiş baba. Anıların şimdiyi emanet alıp yarını rehin vermesiymiş bilinmeyene.”