İzlem

İzlem
Yaşadığımız hayat, istediklerimizi yaşayabildiğimiz bir hayat olmayabilir. Fakat okuduğumuz kitaplarla ve mükemmel hayal gücümüzle sayısız hayat yaşamak bizim elimizde… Cheers to the marvelous worlds of the books
“Modern kültür, hâlâ bilinmeyen pek çok şey olduğunu itiraf edip cehaleti kabul ederek, bilimsel keşiflerin bize yeni imkanlar sunabileceği ile paralel olarak geliştiğinde, insanlar gerçek bir ilerlemenin mümkün olabileceği konusunda düşünmeye başladılar. Bilim çözülemez kabul edilen sorunları birbiri ardına çözmeye başlayınca, pek çok kişi insanlığın yeni bilgiler arayarak ve bunları uygulayarak her sorunu çözebileceğiini düşünmeye başladı. Fakirlik, hastalık, savaşlar, kıtlık, yaşlılık ve ölüm insanlığın kaderi değildi, sadece cehaletimizin ürünleriydi.”
“İnsan sevilmek için uğraşacağına düzgün bir inanca ve diğer insanlara faydalı olmaya (salih ameller işlemeye) odaklanırsa ayrıca sarf etmesine gerek kalmadan sevilme ihtiyacını karşılayacaktır. Tek gereken perspektifini değiştirmek ve özgür iradesi ile iman ve amele yönelmektir. Aslında insan bütün özüyle imana ve salih amele yöneldiğinde insanlar tarafından sevilmek artık onun birincil amacı olmaktan çıkar. ö Öyle olunca da sevilmek onun için beklenen bir amaç değil, Rabb’inin fazladan bir ikramı hâline gelir.”
“Hikmet sahibi insanlar her şeyin yerini ve önemini kavramışlardır. Önemsiz şeyleri abartma, önemli şeyleri ihmal etme hatası işlemezler. En önemli şeyleri, en önemsiz şeyler için feda edecek ahmaklıklar yapmazlar. Aynı şekilde kendi yer ve değerlerini de bilir, ne şımarır ve azar ne de kendilerini ziyan edecek şekilde hayatlarını boşa harcarlar. Kendisine hikmet verilen kişiler sahip oldukları her şeyi (ömür, ilim, mal, sağlık vb.) de bir denge içinde yerli yerinde kullanırlar. Ancak “Yaptığı her işte, her sözünde ve davranışında mutlaka bir hikmet vardır.” sözü Allah’tan başkası için kullanılmaz. Çünkü insanın bilgisi, görüşü, eşyanın bütününü kavramı kabiliyeti ne kadar sınırlıysa hikmeti de o oranda sınırlıdır.” 
“Hikmet doğruyu yanlıştan ayırt etme kabiliyetidir. Hikmet sahibi olan her şeyi layık olduğu yere koyar. Yani bütün işleri yerli yerincedir. Allah Teâlâ’nın hikmetsiz iş yapmaması O’nun her işinin anlamlı ve olması gerektiği gibi olduğu demektir. Ne var ki insanın aciz kavrayışı çoğu zaman olaylardaki hikmeti idrak edemez. O yüzden insanlık hiçbir zaman vahiyden mahrum bırakılmamıştır. Vahiy yoluyla gelen bilgi yaratılışın anlam ve hikmetini bilmenin tek yoludur. Varlığın hikmetini kavramak isteyen olursa mutlaka vahiyden beslenmek zorundadır.”
“Pek çok memeli, anne karnından fırından çıkan toprak kap gibi çıkar, onları yeniden şekillendirmeye çalışmak onlara zarar verir. İnsanlar ise anne karnından bir ocaktan çıkan erimiş bir cam gibi çıkarlar ve şaşırtıcı oranda şekillendirilebilirler. Bu yüzden bugün çocuklarımızı Müslüman veya Budist, kapitalist veya sosyalist, savaşçı veya barışçıl olarak eğitebiliyoruz.”