Gazeteci Erol'un haber yapmak için gittiği televizyon binasında sinemacı muzo ile tanışmasıyla başlayan sohbet röportajlarını anlatıyor. Muzo Anadolu'dan İstanbul'a okumaya gidiyor ama televizyoncu oluyor. Kitapta sekülerizm ve ahlak kavramının çöküşü üzerinde durulmuş. Köy-kent meselesinin sık sık dile getirildiği, sade bir dille yazılmış tek seferde okunabilecek sürükleyici bir kitap. (Nil ay)
Mustafa Kutlu 'nun okuduğum ikinci kitabı oldu. Bu kitabını da çok beğendim. Kitabın iki ana karakteri olan, gazeteci Erol ve Anadolu Yakası Tv' nin sahibi olan Muzo beyin arasında, sohbet şeklinde geçen bir kitap okuyoruz. Gazeteci Erol'un, bir haber yapmak üzere gittiği TV binasında, Muzo bey ile tanışmasıyla başlıyor sohbet röportajları. Muzo karakteri çok ilginç bir karakter. Oldukça dürüst, yardım sever, çözüm odaklı, esprili, azimli ve başarılı görünüşte cahil gibi gözükse de fazlasıyla bilgili... Hayran olunası bir karakter diyebiliriz. Gazeteci Erol'un sorduğu sorulara verdiği cevaplarda bu karakteristik özelliklerini anlayabiliyoruz. Sohbette Muzo beyin köydeki hayatından İstanbul'a olan göç macerasına kadar bu macerada yaşadığı talihsizliklerden, özel hayatına, işinden, ülkenin durumuna, kültür, sanat, edebiyat, sinemaya varıncaya kadar çok geniş kapsamlı bir sohbet oluyor. Zaman zaman güldürse de derin düşüncelere daldırdığı anları da oldukça fazla... Sohbet o kadar akıcı, hoş bir uslupla geçiyor ki, kendinizi onlarla aynı ortamda sohbet ediyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Keyifli bir kitaptı arkadaşlar tavsiye ediyorum.
bir yazar diyordu ki" televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmek Hicrettir" Bu alet kapitalizmin kendi hükmünü yüretmesi için icat ettiği aletlerden biri. bir iletişim aleti gibi gözüküyor Evet bu doğru ama yüzde 10 bir eğlence aleti bir yazarın