“ biriktirmek yığmak saklamak nasıl bir duygunun düşüncenin etkisi ile gelişir bilmiyorum ama içimden bir ses çok masum gibi duran biriktirmelerin bile hastalıklı bir yön taşıdığını söylüyor. bugüne kadar alışkanlıklara dönüştürdüğüm kelimeler birer birer elimden kayıp düşüyor ve paramparça oluyordu, insanların uğruna nefeslerini tükettiği kelimeler ansızın çıkan bir rüzgâra kapılmış yapraklar gibi sağa sola savruluyordu.”
“Yarı saydam bir kanat gibi çırpınan mum alevini sessizce izlemeye devam ettim.” Kitabı bitirdikten sonra bir süre bu şekilde önümdeki duvarı seyrettim. Tarihte yaşanmış kanlı zamanları konu alan her yapıtın sonunda kelimelerimin kaçtığını hissediyorum. Bomboş bir halde duvarları seyrediyorum. İnsan dediğimiz varlığın insana yaptıkları zoruma gidiyor. 1980 yılında Güney Kore’nin Gwangju şehrinde demokrasiyi korumak adına yaşanan protestolar üzerine polisin halka uyguladığı işkence kanımı dondurdu. Yazarın anlatımı o kadar etkileyiciydi ki her sayfasında içimi ağlatan bir cümleye rastladım. İnsanlık, zamanı çamura ve kana bulamayı bırakıp ne zaman çiçeklerin açtığı tarafa doğru yol alacak? merak ediyorum doğrusu. “Hakarete uğrayıp mahvediilip öldürülmek tarihte defalarca kez tekrarlanan bütün bunlar insanoğlunun kaçınılmaz kaderi mi acaba?”
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,122 okunma