Bazen dünyanın rengini değiştirmek için yola çıkılır;
fakat Fârâbî’nin Medinetü’l-Fazıla’sı ya da
Campanella’nın
Güneş Ülkesi gibi
ütopyalara girilir.
Onların tasavvur ettiği bu dünyada, insanlar karşılaştıkları her yerde birbiriyle kucaklaşırlar. Aslanlar ve kurtlar koyunlara gelerek helâllik isterler. Çarşı-pazar o kadar mükemmeldir ki, alış-veriş yapan insanlar adeta melekleşmiştir. Bu dünyada hiç kimse zerre kadar istikametten şaşmaz, inhiraf etmez. Ciddi bir talim ve terbiyeye ihtiyaç duyulmaksızın çocuklar hemen bir gelişme ve olgunlaşma sürecine girer ve on beş yaşına gelince de âdeta melek gibi olurlar.
Evet, bütün bunları düşünmek ve hayal etmek mümkündür.
Fakat bunların realize edilmesi ayrı bir meseledir.