Yeşilçam’da Bir Prekarya Devrimi: Yılmaz Güney Sinemasının Sosyolojik ve Estetik Dönüşümü Türk sinema tarihinin en özgün kırılma noktası, sinemayı bir rüya fabrikası olmaktan çıkarıp toplumsal gerçekliğin aynası haline getiren Yılmaz Güney’in varoluş mücadelesidir. Adana’nın Yenice köyünde, topraksız bir amele ailesinin çocuğu olarak doğan, pamuk tarlalarında büyüyen ve film kutuları taşıyan bir çocuk işçiliğinden gelen Güney, sinema sektörüne en alttan, güvencesiz işçi sınıfının, yani prekaryanın tam kalbinden dahil olmuştur. Bu sınıfsal köken ve köksüzlük hali, onun sinemasal dehasının en büyük yakıtı olmuş ve Yeşilçam’ın geleneksel yapısını kökten sarsacak bir ekolün doğmasını sağlamıştır. Yılmaz Güney’in kariyeri, sinema tarihindeki yerini sağlamlaştıran iki temel evreden oluşur. İlk evre, kitlelerin hafızasına kazınan Çirkin Kral dönemidir. Bu dönemde imza attığı yüze yakın popüler macera filmi, genellikle sanatsal veya ideolojik sineması kadar ön plana çıkarılmaz. Ancak aktör Kadir İnanır’ın da vurguladığı gibi, Güney bu ticari filmler sayesinde halkla sarsılmaz bir bağ kurmuştur. Mevcut düzeni doğrudan yok etmek yerine, o düzenin sırtına binip sistemi içeriden parçalama metodunu seçmiş; Yeşilçam’ın formüllerini ve dağıtım mekanizmalarını çok iyi öğrenerek, sistemi yine sistemin kendi seyircisi ve finansal gücüyle dönüştürmeyi başarmıştır. Dönemin kabadayılık, feodal bağlar ve entelektüel çevrelerin iç içe geçtiği ortak sosyal zemininde varlık gösteren diğer aktörler jön sisteminin sınırları içinde kalırken, Güney bu ilişkileri radikal bir siyasi ve sanatsal manifestoya dönüştürmüştür. Bu sınıfsal meydan okuma, Yeşilçam’ın yerleşik estetik standartlarını da alaşağı etmiştir. Güney’e kadar sinemanın başrol tanımı Batılı, kentli ve pürüzsüz jön kalıplarına
Sinema
Her şey zamanında güzel...
Reklam
Mustafa Kemal Atatürk, Rüsuhi Savaşçı, Cevat Abbas Gürer, İsmail Hakkı Tekçe, Salih Bozok, Şükrü Kaya, Kılıç Ali, Kazım Özalp, Tevfik Bıyıklıoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Cevat Çobanlı, Ali Hikmet Ayerdem, Ali Sait Akbaytogan, Şükrü Naili Gökberk, Fahrettin Altay ve diğer katılımcılarla beraber İzmit İstasyonu'na uğraması kadın dernekleri üyeleriyle vedalaşması ile Haydarpaşa Garı’nda karşılanması sonrası, Söğütlü Yatı'yla Dolmabahçe Sarayı'na geçişi sırasında, İstanbul.. 5 Haziran 1928.
Tarih
Gecelerimin karanlığını,senin şehrinin aydınlıklarına tercih ettiğim yerdeyim...
Eskiden her şey daha güzeldi
Fatma Seher Erden, bilinen adıyla Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı'nın en cesur kadın kahramanlarından biridir. İşgallere karşı önce gönüllülerden oluşan birlikler kurdu, ardından düzenli orduya katılarak yaklaşık 300 kişilik bir müfrezeyi yönetti. İzmit'in kurtuluşunda, İnönü Muharebeleri'nde, Sakarya Meydan Muharebesi'nde ve Büyük Taarruz'da aktif görev aldı. Cepheler arasında silah ve cephane taşıdı, yaralandı ve esir düşmesine rağmen mücadelesinden vazgeçmedi. Gösterdiği üstün hizmetler nedeniyle İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi. Savaşın ardından kendisine bağlanan maaşını Kızılay'a bağışladı. Kara Fatma, Millî Mücadele'nin unutulmaması gereken kadın kahramanlarından biri olarak Türk tarihindeki onurlu yerini korumaktadır. Rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 🇹🇷
Reklam
Reklam