Rollo May /Kendini Arayan İnsan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 25. kitabı
Rollo May /Kendini Arayan İnsan Kitap ,modern insanın kimlik krizini, yalnızlığını ve anlam arayışını varoluşçu psikoloji açısından ele alır .özellikle modern toplumun bireyi “kendisinden uzaklaştırdığı” fikri üzerinde durur. Kitap 3 bölüm 8 başlıktan oluşur 1 ve ikinci başlıkta modern insanın yalnızlığı ve endişesiyle hastalığıımızın kökenleri konusundan bahseder Modern insanın yalnızlığı ve endişesi konusunda Rollo May E.Fromun görüşüne yakın bir görüştedir, modern insan yalnız ve endişelidir Erich Froma göre de modern insan yapayalnız ve kaygılıdır ve Durkheim da Rollo May ı desteklercesine modern insan Anomie(başıboşluk) içinde yaşar Karn Horneyde ,modern insan için, rekabet halindedir, rekabet duygusunu bireyler ve gruplar arasında yarattığı düşmanlıktı . günümüzde ise psikolojik sorunların kökeninde olan durumları birkaç maddeyle açıklayabiliriz 1. günümüzde en sık rastlanan sorun cinselliğe dair sosyal tablolar ya da cinsellikle ilintili suçluluk duygusu değildi cinselliğin çoğu kimse için boş mekanik ve manasız bir deneyim halini almıştır 2. Boşluk duygusu, genellikle insanların hayatlarına ya da içinde yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olduklarını hissetmelerinden kaynaklanır 3. Modern insanın bir başka özelliği de yalnızlıktır, yalnızlık isminin önemli nedeni de toplumumuzun sosyal kabul görmeye verdiği değerdir, sosyal kabul görmek bir başka değişle beğenilmek yanlığınızın hissini uzak tuttuğu için son derece güçlüdür 4. Diğer özelliği de endişeli bir varlık olmasıdır Hastalıklarımızın kökenlerine baktığımız zaman; May’e göre modern toplum bireyi kendi özünden uzaklaştırır. - [ ] İçi boşaltılan toplumsal değerler(Kierkegeard, nietzsche ve Kafka gibi yazarlar içinde bulunduğumuz çağda değerlerin altüst olacağına ve 20. yüzyılda
Kendini Arayan İnsanRollo May · Okuyan Us Yayın · 20193,924 okunma
8/10
·480 syf.·
2026 37. kitabı
İttifak serisi 2ci kitap. King ve Savannah'ın hikayesi. Bildiğimiz gibi bu serinin kitapları ana erkek karakterin ismini taşıyor. Ve ben bu kitabı ilk kitaba göre daha çok sevdiğimi düşünüyorum. Tabii ki rahatsız olduğum bazı kısımlar oldu, eğlendiğim kısımlarda oldu, genel olarak beğendim diyebilirim. Ana karakterler 1.King-45 yaşında, mafya 2.Savannah-32 yaşında, ressam Konusu Savannah Lee adında biriyle henüz yeni date'e çıkmağa başlıyor. 3cü buluşmalarında birlikte Savannah'ın arkadaşının evine ziyarete gidiyolar ve orada aslında Lee'nin bekar değil evli olduğunu, karısını aldattığını bizzat öğreniyor. Peki bilin bakalım bu Lee'nin karısı kim? Evet, King'in ablası. Yani tam olarak, şöyle söylesek King ablasının kocasının sevgilisiyle evleniyor hshshjsjd. Kulağa çok kötü geliyor. Peki, evlilik nasıl baş veriyor? Savannah arabasının anahtarını almak için Lee'nin evine gidiyor, orda King'in Lee'ni öldürmesine şahit oluyor ve kaçmak isterken King onu yakalıyor ve evine-malikanesine götürüyor. King bu kadından çok fena hoşlanmağa başlıyor ve onu evliliğe razı olması için ailesiyle, arkadaşlarıyla, heyatı ile tehdit ediyor. Sonuç evleniyorlar. Puanım 8 puan verdim. Sevdiğim kısımlar İlk kitabın ana karakterleri Nero ve Payton'u bu kitapta da okumak çok güzeldi. Özellikle Nero King'in en yakın arkadaşı olduğu için onun her zaman yanında olmasını, kadınlar konusunda biraz daha tecrübeli olduğu için Savannah konusunda King'e tavsiyler vermesini, King'in yaptığı işlerin arkasını toplaması, savaşa beraber gitmelerini okumak çok iyi hissetdirdi gerçekten. Bu dostluğu çok sevdim. Hatta Savannah'la Nero da çok iyi arkadaş oldular bence. King'in Savannah'a resim atölyesi yaptırması, onun sanat işlerinde her zaman destek olması, çizdiği resimlere, sanat
1000Kitap
KingS. J. Tilly · Martı Yayınları · 202692 okunma
Reklam
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Okurken sizi tamamen farklı bir evrene çıkacak. Ve zaman zaman gerilim yaratacak o kitap. 1 Puan kırma sebebim Larkyra ve Darius ilişkisini sevmeme rağmen favorimin 2. Kitaptaki Niya ve korsan olacağına emin olmam. Tanrı’nın Lütfuna sahip 3 kız kardeş vardır bunlar 2 yaş arayla aynı gün doğmuştur. Onlar Mousai’lardır. Yırtıcı güzellikleri ve eşsiz büyüleri vardır. Ve hepsine 19 yaşında bir tören yapılır ve görev verilir. Sıra Larkya Bassette’ye geldiğinde babasının planları hazırdı. Dük olan Hayzar Bruin’in proia uyuşturucusunu nasıl Hırsız Krallığın dışında alabildiğini öğrenecekti. Am Larkya Lord Darius ve Lachkan gördükten sonra olayların tahmin ettiği gibi olmadığını öğrenir. Achak ve ablalarıyla yeni bir macera planlar. SPOILLERR?!! Okurken çok keyif aldım yer yer de ağladım o kadar güzel destekleyici bir aile ki. Hem Hırsızlar Kralı hemde baba olan Dolion mükemmeldi. Eşini görmek için Buğu’ya gidip ömründen eksiltmesi ah ah. Kesinlikle çok güzeldi. Larkya ve annesinin Buğu sahnesinde baya duygusallaştjm.
Sonsuz Yağmurların ŞarkısıE. J. Mellow · Martı Yayınları · 2023497 okunma
Spoiler
5/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 11:30
Yani o kadar doldum ki hangi birini desem gerçekten bilmiyorum. Serinin en güzeli kitabı denilen ve 9 puan alan bu kitap beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Ben ilk kitabını daha çok sevmiştim en azından yarısında romance okusak da bir şeyler olmuştu ve son kısmı kaynaklı kitabı kurtarmıştı ilk kitap denilip devam edilebilecek şekildeydi ama bu kadar Rhys hayranlığının sebebini anlayamadım açıkçası. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Tamlin den nefret ettirme çabası ve Tamlin in yaptığı her şeyin zıttını yapan Rhys e iteleme çabası hakim. Çok yapay bulduğum bir tercih ettirme şekli yani Tamlin tamam saçma şeyler yapıyor da o kadar nefretler içinde yanılıp tutuşulacak bir karakter değil bence. Sonuçta 2 ay öncesine kadar aşkından öldüğü hayatını ortaya koyduğu bir karakterdi. Neyse Rhys tabiki Feyre ye daha özgürlük tanıyan karakterini ortaya koyması için alan açan bir karakter. İkinci kısımda tamamen Feyre ve Rhys ilişkisi zaten. Ben ilk kısımlarda bir yerde sanırım Kazan dan bahsediliyor böylece evren genişliyor, Feyre Rhys tarafından teste tabi tutuluyor Dokumacının evine gidiyoruz yok Kemik koleksiyoncusuna gidiyoruz buraları aşırı heyecanlı ve severek okudum ve ilerisi için de hyplandım açıkçası. Ama sanırım kitabın en güzel kısımları oralardı. Mesela kralın kazanı bulmasından bahsediliyor keşke bunları görebilseydik, Amren kitabın şifresini çözmeye çalışıyor, Azriel ve Cassian mucizevi bir şekilde girilen Hybern Kralı nın sarayına gidip geliyor oraları öğreniyor nasıl gireriz çıkarız dakikasına kadar plan kuruyor ama biz bunları görmek yerine Rhys ve Feyre okuyoruz ve bu olayların hepsi deus ex machina, mucizevi bir şekilde aniden çözülüveriyor. Durum böyle olunca tabi okur evrenden kopuyor ve mantık hataları çok daha fazla gözüne batmaya başlıyor.
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,667 okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2026 39. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:12
öncelikle hepimizin Türkçülük Günü kutlu olsun. Asırlardır verdikleri mücadeleler ile yüce milletimizin adını bugünlere getiren tüm kahramanlarımızın ruhu şad, mekanları cennet olsun. sonralıkla: youtube.com/shorts/gJKszTJsOIg bu videodaki küfre, malum terör takımı ve destekçileri ile geçen sene bugün Türkçülük gününde geberip giden p.çi de dahil etmeyi unutmayalım. Maalesef ki bundan yaklaşık on sene önce çöpe giden çözüm dönemi zırvaları iki sene önce tekrardan ortaya saçıldı. Aklı başında her Türk -hatta her insan- evladı bunun saçma sapan bir süreç olduğunu, sonucunun tamamen Türk devletine ve milletine zarar vereceğini; karşı tarafın da tamamen zararsız çıkmayacağının, hatta ilk çözüm süreci gibi daha çok zarar göreceğinin farkında. Ancak maalesef bu saçma sapan süreç bugünleri gördü ve terörist bir takımın ittirilerek buralara getirildiğini, sözde büyükler olarak anılan kulüplerin nasıl onlar için mesajlar yayınladıklarını gördük. Gerçi apoya umut diyenleri, apo meclise gelsin diyenleri, ayn el arapta suriye ordusu sdg güçlerinin içinden geçerken onlara yer verin diye zırlayan 'devlet' büyüklerini gördük buna mı şaşıralım? Tabi bu büyükler kendi fikirleri, düşünceleri ile hareket edecek kadar büyümemiş olduklarından yüz sene öncesinin hatırlatıcısı oldular. Tıpkı bugün gibi dün de dış destekle yürütülmeye çalışılan bir ırk ve onu yürütmeye çalışan, buna zorlayan emperyal güçler vardı. Ne tesadüf ki bunlar nerdeyse aynılar ve nerdeyse aynı amaçları güdüyorlar. Olayların en başı 1500lü yıllara dayanıyor. Yavuz Sultan Selim babası Beyazıd'a darbe yaparak tahtı ele geçiriyor. Beyazıd askeri ve siyasi açılardan ne babası Fatih, ne kardeşi Cem Sultan, ne oğlu Yavuz, ne torunu Kanuni'ye benziyor. Daha çok evliya padişah gibi lakaplarla anılan bir
Kayalı Bahçe
8/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Nikos Kazancakisi okurlar Zorba adlı eseri ile tanırlar. Bu kitap yazarın en az bilinen fakat en sembolik eserlerinden biridir. Ülkemizde az bilinmesinin sebebi 1971 de yapılan ilk baskıdan sonra tekrar basılmamış olması. Bu kitabı ilk kez Prf Dr Şahin Uçar Hocadan duymustum. O zaman üniversitede ögrenciydim o tarihlerde ismini bir kenara not ettiğim iki kitaptan biriydi. Bir diğeri de Soljentsinin bir kitabıydı. Henry Bergson, aralarında J.Joyce, Faulkner, Sartre, T S Elliot, A.Hamdi Tanpınar , Ziya Gökalp ,Peyami Safa gibi bir çok ünlü yazarı etkilediği gibi Nikos Kazanciakisi de derinden etkilemiştir. Kazanciakis Bu eserini kendi anadili Yunanca yerine Fransızca olarak yazmıştır. Bu arada Kazanciakis Yunancaya da bir çok eseri tercüme etmiştir. Unesco tarafından dünya klasikleri tercüme bürosu müdürlüğüne getirilmiştir. Kazanciakis 1952 de Nobel ödülünü kıl payı ile Hemingway e kaptırmıştır. Bu platformda henüz bu kitap üzerine bir inceleme yapılmamış. İlgi duyan okurlar için bir inceleme notu bırakıyorum. Nikos Kazancakis’in Kayalı Bahçe (orijinal adıyla Le Jardin des Rochers), yazarın hem düşünsel dünyasını hem de estetik anlayışını bir araya getiren, otobiyografik izler taşıyan oldukça derinlikli bir eserdir. Kazancakis, bu romanı ana dili olan Yunanca yerine Fransızca kaleme almıştır; bu durum bile esere evrensel bir perspektif kazandırma çabasının bir göstergesidir. ​İşte eserin temel katmanlarına dair bir inceleme: ​1. Tematik Derinlik: Doğu ve Batı Çatışması ​Roman, 1930’lu yıllarda Uzak Doğu’da (Çin ve Japonya) geçer. Kazancakis, bir gezginin gözünden bu iki medeniyetin ruhunu karşılaştırır. ​Japonya: Disiplinli, estetik kaygısı yüksek ve sert bir çelik gibi şekillenmiş bir yapıyı temsil eder. ​Çin: Daha mistik, akışkan, acıya sabırla göğüs geren ve kadim
Kayalı BahçeNikos Kazancakis · Kitaş Yayınları · 197110 okunma
Reklam
Reklam