"Bana ait o tutkulu korkusuzluğu, annem beni doğururken yaratmadı. İnsanın içindeki korkuyu ya da korkusuzluğu üreten, insanoğlunun tüm evrimindeki hiçbir anne değil. İlk insandan çok daha gerilerde, korku ve korkusuzluk, aşk, nefret, kızgınlık, bütün duygular insanı oluşturacak mayaya dönüşmek için büyüyüp gelişiyordu."
"Asıl gerçeklik gizem ve yaşamdır. Yaşam, yüksek hızla akan kimyasal maddeden büyük ölçüde farklıdır. Yaşam süregider. Yaşam maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır. Biliyorum. Ben yaşamın kendisiyim. On bin kuşakta yaşadım. Milyonlarca yıl yaşadım. Pek çok bedenim oldu. Ben, pek çok bedenin sahibi, süregidiyorum. Ben yaşamın kendisiyim."
"Bir göğsü delip geçmek çok kolay bir işti. İnsan daha çok direnç bekliyor. Kılıcım kemiğe değseydi direnç oluşurdu. Ama o sırada etin yumuşaklığıyla karşılaştı yalnızca. Yine de çok kolay delip geçti. Şimdi yazarken bu duyguyu elimde, beynimde hissediyorum."
“Hoşnutluğun yerine sevgi geçmişti. Ve sevgi, daha önce hiçbir duygunun erişemediği kadar derinlerine inmişti.
Buna cevap olarak yine en derinlerinden yeni bir şey geldi: sevgi.”