“Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek.’’
Güldüm. “Seni seviyorum,” dedim. “Beni sakın bırakma.”
Ama o, “Ben de seni seviyorum. Seni asla bırakmayacağım,” dediğinde, ikimiz de aslında tutamayacağı bir söz verdiğini biliyorduk.