DİKKAT! 2. VE 3. PARAGRAF SPOİLER İÇERMEKTEDİR!
Günümüz Türkiye’sinde neredeyse her gün görüp duyduğumuz ama kimsenin önlemek için bir şey yapamadığı taciz/tecavüz olaylarının bir kadına neler yaşatabileceğini, onu hayattan, çocuğundan, eşinden, ailesinden, kendinden nasıl kopardığını anlatan bir kitap. Herkesin yüreği kaldırmaz. Okumak bile beni bu şekilde etkilerken bu olayları gerçekten yaşayan kadınları düşünemiyorum, düşünmek istemiyorum.
•
•
•
•
•
•
Olaylar daha ilk sayfadan başlıyor. Ana karakterimiz Mireille, Haiti’de kocası ve 1 yaşındaki oğluyla arabada sahile giderken fidye için herkesin gözü önünde kaçırılır. Babası da istenilen parayı vermek istemeyip pazarlık yapmaya çalışınca Miri’nin o sıcak kafesteki 13 günlük cehennem başlar. Asi ve sivri dilli Miri, kendisine yapılan işkencelere direnmeye çalışsa da kendisine vurulan her darbe, içinde asla kapanmayacak büyük yaralar açar. Sütü kesilir, psikolojisi ciddi anlamda bozulur, aşağılanır, hayvanlaşır ve en sonunda salınır. Bu ilk kısımda Miri’nin kaçırıldıktan sonraki 13 gün yaşadığı şeyler konu alınır. Ayrıca geriye dönüş yaparak kocasıyla tanışması ve %99’u Miri’nin şımarıklığı ve egoistliği yüzünden yaşanılanlar konu alınır, serbest kalmasıyla ilk kısım biter.
2.kısımda Miri’nin yaşadıkları, her şeyden ve herkesten korkması, kendini kirli hissettiği için çocuğuna dokunamaması, hem kocasından kaçıp onu istememesi hem de yanında değil diye kocasından nefret etmesi, tedavi olmayı reddetmesi vb konu alınır. Yaşadıkları kolay değil ama yine de Miri’ye yaptıkları yüzünden sinir oldum. Zaten psikolojisi bozuk egoist, şımarık olan Miri bu olaydan sonra iyice bozulur. En büyük destekçisi ablası, kocası ve kocasının ailesi olur. Onların bile zaman zaman yardım tekliflerini geri çevirir. Off off zaten iç