Büyük umutlarla aldığım ve okumaya başladığım kitabı sonunda bitirebildim.
Kitap önce bir yetiştirme yurdundaki olayla ardından uzun yıllar sonra 2015’te 30’larındaki Elisa’nın evine giren
İzlanda polisiyesinin kraliçesi olarak anılan Yrsa Sigurdardottir, Dna romanıyla okuyucusunu Reykjavík'in soğuk ve kasvetli atmosferine çekerek, gerilim yüklü ve şaşırtıcı bir hikâyeye davet
Eşi iş seyahatinde olan bir kadının korkunç ölümüne tanık oluyoruz. Kafasındaki tüm delikler koli bandıyla kapatılıp vücudundaki hava elektrik süpürgesiyle çekiliyor. Oldukça sıra dışı olan bu ölüme tek şahit, ölen kadının yedi yaşındaki kızı. Kız o sırada yatağın altında olduğu için polisler için önemli bir tanık statüsünde. Bu cinayeti başka bir cinayet izliyor ve sonunda her şey çözüme kavuşuyor.
Koridor yayı
nları polisiyesi okumadıysanız DNA iyi bir seçim olacaktır.
Polisiye sevmeyen biri olmama rağmen merakla başlamıştım kitaba. Merakımı karşılamadığını söyleyemem ancak havada kalan bazı şeyler de oldu benim için. Kitaba genel olarak baktığımızda gerçekten de iyi kurgulanmış bir cinayet öyküsü. Ancak beklentisi yüksek olanları tatmin etmede pek başarılı değil diye düşünüyorum.
Kitapta birbirinden farklı ve insanın kanını donduran cinsten üç cinayet anlatılıyor. Bu kısımları okuduktan sonra berbat bir his kalıyor geriye. Ama katilin düşündüğü ayrıntılara da "vay be" demekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi.
Ben kitabı okurken ismiyle nasıl bir alakası olabilir diye o kadar çok düşündüm ki kıtabın sonuna gelip öğrendiğimde yeterince şaşıramadım. Herkesin aynı duyguyu yaşamayacağına eminim tabi kii. :)
Piyasadaki birçok polisiye kitabından daha iyi olmasının yanı sıra merak duygusuyla insanı kendisine bağlayabiliyor. Bu yüzden bir kaç olumsuz şeye rağmen okunmalı diye düşünüyorum.
Ilk sayfadan itibaren laf kalabalığı yapmadan hikayeye başlayan harika bir kitap.
Aile içi şiddet vakasıyla farklı ailelere evlatlık verilen 3 kardeşin hikayesiyle başlayıp akıl almaz cinayetlerle devam ediyor kitabımız.
Kendi halinde üç çocuklu bir kadın olan Elisa gece kızının yatağına gelmesiyle uyanıyor ve evin içinde bir yabancıyla karşılaşıyor. Elisa o geceden sağ çıkamazken tek tanık yatağın altına saklanan küçük kız ve onu konuşturmak hiç kolay olmayacak. Dedektif Huldar ve psikolog Frejya kızın ifadesini almaya çalışırken cinayetler devam ediyor.
Karl kendi halinde her konuda başarısız olmuş yalnız bir insan. Tek hevesi amatör telsiz yayınları ve bu yayınlarda ölen kadınların ve kendisinin kimlik numarasına denk geliyor. Polise durumu bildirdiğinde ise cinayetten göz altına alınıyor. Gerçek katil neden suçu Karl'a atmak istiyor, cinayetlerin gerçek sebebi ne ve Huldar katili bulabilecek mi? Tüm cevaplar kitapta.
İlk sayfadan son sayfaya hız kesmeyen bir kitap. Sadece sonu biraz eksik kalmış gibi bir his uyandırıyor ama kesinlikle tavsiye ederim.
Uzun zamandır bir kitap üzerine yazma isteği duymamıştım. Polisiye okumayı çok severim ve genelde daha zamanı gelmeden de konuyu çözerim. Bu kitapta beni etkileyen şey de bu oldu sonuna kadar büyük bir merakla okudum. Güzel bir kurgu ve güzel bir anlatım var polisiye sevenlere tavsiye ederim.
Kitap heyecanımızı üst seviyelerde tutmaya çalışmış ne kadar hakkını vererek okuyamadığımı düşünsem de olayları hissettirmede gayet başarılı.
Sonlarına doğru da hiç beklemediğim şekilde gelişmeler olduğunu da belirtmek isterim.
Merhaba Değerli Kitap Kurdu Dostlarım yine severek okuduğum bir roman ile karşınızdayım
DNA...
Yrsa öyle muhteşem bir yazar ki okuyucunun daha ilk sayfada onu sarmalayacak olan sisin ardını görebilmesi için olaylara bambaşka bir açıyla bakması ve biraz da şansı olması gerekiyor.
kıtap ılk basta bır evlatlık davasıyla baslıyor. Aslında ılk kez kitabı alıp basladıgımda burası sıkıcı gelmıstı ve uzun bır sure rafta kaldı bu yuzden. Ancak bu kısım bıttıkten sonra gerılım resmen tavan yapıyor. 1987 yılından günümüze gelıyoruz ve elektrık supurgesı olayı gelıyor.. fazla spoıler vermek ıstemıyorum ama bastakı olay aslında son ıcın kılıt bır olay ve kıtapta sona gelınce yuh dıyeceksınız. Ayrıca kıtapta oldurulen yaslı kadının olumu okumamdan yıllar gecmesıne ragmen hala aklımda. Karl’da oyle. Kıtap bıtınce karl ıcın goz yası doktum. Sen ıyı bır ınsansın karl.Freyja ve Huldar ıkılısıde olayın cozulmesındekı kılıt kahramanlar. Dedıgım gıbı fazla spoılera gerek yok. Okuyun begenıceksınız.
Kitap güzeldi okuduğuma değdi. Sonu çok şaşırtıcıydı ama özellikle katilin öldürme şekli beni dehşete düşürdü. Kısacası tavsiye ederim. Mutlaka okunması gereken bi kitap.