Bilim ve teknoloji olağanüstü bir hızla ilerliyordu; bu hızla devam edeceklerini düşünmek de doğal görünüyordu. Ama kısmen, uzun bir savaşlar ve devrimler silsilesinin yol açtığı fakirleşmeden; kısmen de bilimsel ve teknolojik gelişmenin sıkı bir denetim altında tutulan bir toplumda varlığını sürdüremeyecek deneysel düşünceye bağlı olmasından dolayı tahmin edildiği gibi olmadı.
Bir bütün olarak dünya bugün 50 yıl önce olduğundan daha ilkeldir.
Çatışmaların aslında hiçbir zaman söz konusu bölgenin dışında taşmadığı dikkate alınmalıdır. Kutup çevresinde büyük oranda ıssız ve keşfedilmemiş kalan uçsuz bucaksız topraklar üzerinde her biri hak iddia eder fakat, yine de güç dengesi hep aşağı yukarı aynı kalırken, hiçbir süper devletin ana toprakları da saldırıya uğramaz.
Savaşın doğrudan bir ekonomik amacı olduğundan buna bir işgücü savaşı diyebiliriz. Ekvatoral Afrika'yı, Ortadoğu ülkelerini, Güney Hindistanı ya da Endonezya takım adalarını hangi güç yönetirse, onlarca, yüzlerce milyon, az paraya çok çalışan işçinin bedenine de sahip oluyordu.
Avrasya uçsuz bucaksız toprakları, Okyanusya Atlas ve Pasifik okyanuslarının büyüklüğü, Doğu Asya ise vatandaşlarının doğurganlığı ve gayretkeşliği ile korunmaktadır.