Bir köpek düşünün: gururu, kıskançlığı, özgürlük arzusu, sevgisi ve nefreti var. Duygularını gizlemiyor; sevincini coşkuyla, nefretini öfkeyle ortaya koyuyor. Karşısında ise kendi duygularını bastıran bir sahip var. Köpeğin özgürce yaşaması, sahibin içinde giderek büyüyen bir rahatsızlığa, hatta gizli bir kine dönüşüyor. Bu zıtlık, kitap boyunca beni en çok etkileyen şey oldu.