İbrahim Öztürk

İbrahim Öztürk
@jbrahimm
Sevr, Türkiye'ye azınlık haklarının daha da genişletildiği '' çok hukukluluk'' dayatıyordu. Lozan'la bu dayatmayı kırdık. Karşılıklık esasıyla, azınlıkların temel haklarını korumayı kabul ettik. 1926'da İsviçre Medeni Kanunu'nu kabul edince Türkiye'deki gayrimüslim cemaatler azınlık haklarından vazgeçip bu çağdaş medenin kanuna tabi oldular. Kısacası müftülüklere nikah yetkisi, Atatürk Cumhuriyeti'nin 90-95 yıl önce bitirdiği çok hukukluluk tartışmasını yeniden başlatacaktır. Müftülere,imamlara,papazlara,hahamlara nikay kıydırmanın sonu cemaat mahkemelerine, bu da kapitülasyon hukukuna dönüşür. Bu, bağımsız ve laik ulus devlete vurulmuş bir darbe olur.
Sayfa 47
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dinsel hukuk dayatmasının kadınlarımızı götüreceği son şudur : Çocuk gelinler, çok eşlilik, nikahta bile kadın erkeğin yan yana gelmemesi, gayrimeşru ilişkilerin meşrulaşması, kadının boşanma hakkının gasp edilmesi ; kısacası kadının her bakımdan ikinci sınıf olması... Kadını köleleştiren bu düzene önce kadınlar başkaldırmalıdır. Demem o ki, Türk kadını, Atatürk'ün 1926 Türk Medeni Kanunu'na sıkı sıkıya sarılmalıdır.
Sayfa 46
Tarih
Osmanlı anayasasında önce padişahlara verilen, sonra padişahların bile elinden alınan ve Cumhuriyet anayasalarında cumhurbaşkanlarına verilmeyen mutlak '' fesih yetkisi'' nin, 2017'de cumhurbaşkanlarına(başkanlara) verilmek istenmesi, Türkiye'nin nereden nereye sürüklenmek istendiğini çok açık biçimde gözler önüne sermektedir.
Sayfa 29
Tarih
Sözün kısası şu : 2017 Başanlık Anayası'nın cumhurbaşkanı, 1909 Kanuni Esasi'nin padişahından çok daha güçlüdür. 2017 Başkanlık Anayası'yla rejim değiştirilmekte ; cumhuriyeten meşrutiyete dönülmektedir. Bizler 2017'de 1909'un gerisine düşmemek için bu anayasa teklifine HAYIR dedik. Sonucun nasıl '' Evet'' çıktığı, daha doğrusu çıkarıldığı ise ortada !
Sayfa 29
Tarih
2017 Başkanlık Anayasası'nın, 1876 Padişahlık Anayasası'ndan en temel farkları ; cumhurbaşkanına istediği kişiyi ''sürgün yetkisi'' tanımaması, anayasanın '' laik'' olması ve cumhurbaşkanının aynı zamanda ''sultan/halife'' olmamasıdır. Ancak bu teklif kabul edildikten sonra yakın bir gelecekte anayasada buna benzer değişikliklerin yapılmayacağının da hiçbir garantisi yoktur.
Sayfa 28
Tarih