Kitabı incelediğimizde Martin’in sosyal, sınıfsal mücadeleleri zekasıyla alt ettiği görülür. Döneme ışık tutan bir kitaptır. Kendini soylu ilan eden sırf zengin olduğu için doğuştan şanslı kişilerin dogmatik, genel geçer bilgilerle kendini donattığını görürüz. Opera, müzik, kitaplar hep kalıplaşmış beğenileri kapsadığı için kendilerine ait beğenileri ve zevkleri olmayan yığınla insanı tasvir etmiştir. Bu tanıma aykırı Martin karakteri ile durumun saçmalığını daha da belirgin kılmıştır yazar. Zekânın, kendine ait bir fikir çemberinin her şeyden daha ehemmiyetli olduğunu kavratır bize kitap. Umutsuzluğa gelince de Martin karakteri ile taban tabana zıt olan bir son görmekteyiz. Bütün ideallerin peşinden koşarken zorlukların üstesinden gelirken Martin Eden aidiyet duygusunu kaybettiği için yaşamsal amacını da kaybetmiştir. Bizi ayakta tutan şey elbette ideallerimiz fakat sosyal bir varlık olarak kabul görmeye, sırf kendimiz olduğumuz için sevilmeye ihtiyaç duyarız. Ve bunun olmadığını hissedince tüm çabalarımızı gözardı ederek anlamsızlaşmaya başlarız.