Facebook'ta farkında olmadan boşa harcadığımız bir saatin ardından tekrar su yüzüne çıktığımızda, hasarın bir saatle sınırlı olduğunu varsayarak kendinizi affedersiniz. Ama bu bir yanılgıdır. Dikkat ekonomisi, en doğru veya en yararlı olanı değil, en çekici olanı önceliklendirmek üzere tasarlandığından, dünyaya dair zihnimizde beliren resmi daima çarpık bir biçimde algılarız. Dikkat ekonomisi neyin önemli olduğuna, ne tür tehditlerle karşı karşıya kaldığımıza, siyasi muhaliflerimizin ne kadar rüşvetçi olduğuna ve daha binlerce şeye dair algımızı etkilerken, tüm bu çarpık yargılar çevrimdışı zamanımızı nasıl geçirdiğimize de tesir eder. Örneğin, sosyal medya şehrinizdeki şiddet suçlarının gerçektekinden çok daha büyük bir sorun olduğuna sizi ikna ederse, sokakta yürürken yersiz korkulara kapılmanız, dışarı çıkmayıp eve kapanmanız ve yabancılarla etkileşime girmekten kaçınmanız, hatta tüm bunların etkisiyle şiddet suçlarına karşı çok daha sert bir politika izleyen bir demagoga oy vermeniz pekala mümkündür. İdeolojik karşıtlarınız hakkında internette gördüğünüz tek şey onların en berbat davranışlarıysa, politik bakımdan farklı düşünen aile üyelerinin de benzer şekilde iflah olmaz insanlar olduğunu varsayarak, onlarla ilişki sürdürmekte zorlanabilirsiniz. Dolayısıyla cihazlarımızın bizi daha önemli şeylerden uzak tutmasıyla sınırlı bir konuyla karşı karşıya değiliz. Cihazlar "önemli şeyler"in ne olduğunu tanımlama biçimimizi de değiştiriyorlar. Filozof Harry Frankfurt'un ifadesiyle, "istediğimiz şeyleri isteme" yeteneğimizi sabote ediyorlar.