Esma

Esma
@jeffarplane
21 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
"Sonuçta biz onlara ne kadar güç veriyorsak ancak o kadar güçlüler, haksız mıyım Bayan Kehoe?"
Sayfa 74·Kitabı okudu
Reklam
Tüm bunlar ne içindi? Furlong merak ediyordu. Çalışıp durmak ve boyuna kaygılanmak.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Gerçekten, dünya yarın ne olacağını sorununu böylesine basit renkler içinde görmemiştir hiç. Göstermek kolay ama çözüm bulmak zor. Politika bakımından dünya ikiye bölünmüştür: Bir bölüğünü Anglo-sakson demokrasileri sembolleştiriyor, bir bölüğünü de Rusya. Sembolleştiriyor diyorum, çünkü herkes, geleceği bu bölüklerden birinin üstünlüğünü düşünerek hayal etmektedir. Geleceğin kendisi ise, kabaca demokrasi ve komünizm kelimeleriyle sembolleştiriyor. Oysa gerçeğin kendisi pek öyle kolay kolay kalıplara sokulmaz. Anglo-sakson demokrasisi birleşik Amerika'da liberal, İngiltere'de sosyalist olarak görünmektedir. Ama İngiliz "sosyalizmi", ister istemez, dünyanın bir parçasını sömürmekte, dolayısıyla, örneğin, Yakın Doğu'da tutunabilmek için de müslümanların Hindulara karşı düşmanlığını beslemekte devam ediyor. Liberal Amerika ise, Zencilere ve Yahudilere, yasaların ne içinde ne de büsbütün dışında olan ırk düşmalığını, bir bakıma Nazi ırkçılığını sürdürüyor gibidir. Aynı Amerika faşizmi, bulduğu her yerde, İspanya'da, Yunanistan'da ve Türkiye'de destekliyor ve öbür memleketlere de şunu açıklıyor sanki: Sizinle ilgilenmemi istiyorsanız, bu üç memleketten örnek almanız akıllılık olur. Genel olarak, Anglo-sakson demokrasisi, ister istemez, başkalarının özgürlüğü ile pek kaygılanır görünmüyor. Rus komünizmine gelince, o da hayatını kurtarmak için, proleterya devriminin dünya yüzüne yayılmasını zamansız olarak geri bırakmak, kendi toprakları üzerinde özgürlüğü kısıtlamak, sınıf ayrıldıklarına, yani bir çeşit haksızlığın bir süre için yeniden belirlenmesine hatta yurt ve din konularında ki gerilemelere göz yummak zorunda kalıyor. Böylece, Avrupa'da açıkça Anglo-saksonlardan yana olanlar, gerçek bir demokrasiyle değil, özünü gizleyen bir totalitercilikle bağdaşmak zorunda
Sayfa 46·Kitabı okudu
"Tanrı öldü" gözlemini atıyor ortaya Dostoyevski, Raskolnikov da, görünüşte su götürmez bir mantıkla bundan şu sonucu çıkarıyor. "Öyleyse dilediğimi yapabilirim." Yapıyor da; ama, iş işten geçtikten sonra yanıldığını anlıyor. Döktüğü kan ellerine bulaşıyor, ne yaparsa yapsın, tümdengelim, tümevarımlara başvursun, bütün diyelektasını kullansın, boşuna, temizleyemiyor ellerini. Toplumun kendini cezalandırmaması da işine yaramıyor. Hayatı pahasına öğreniyor ki, Tanrı belki ölmüşse bile, insan yaşıyor, insan ve insanlar, kendi kendimizi yok saymadan bazı buyrukları da yok sayamayız. Dünyanın en kafalı insanı da olsak, aklımıza fazla güvenip doğrunun ta kendisini bulduk diyecek kadar böbürlendiğimiz sürece, Raskolnikov'un ister istemez düştüğü yanılgıya biz de başka başka biçimlerde düşeceğiz.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Ahlak ve Eylem
Apayrı bir çağda yaşıyoruz. Çetin, korkulu bir çağ. Ne barıştayız, ne savaşta. Toplum değişiyor, batı uygarlığı yerini bir başka uygarlığa vermek üzere değilse bile, köklü bir değişme içinde. Nazi cinayetlerinin aşırılığı insanların bilgeliğine, iyi niyetine beslediğimiz büyük umudu kökünden sarstı. Birbirine eklenen bütün bu gerçekler, çağımızı bütün çağlardan ayırıyor.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam