Geç kalmayın siz yinede, daha birçok şeye zaman varken; en çokta uyanmalara ve aydınlanmalara.
Aslında tam olarak ne olduğumuzun biraz daha bilincine varma ve bunu iliklerimize kadar algılayabilmemizi sağlayan ender şeyler vardır; bazı kitaplar, bazı hitaplar ve yüzler-görüntüler, yaşanmış ya da yaşanmış olma ihtimali yüksek olan hikayeler, masallar..
Guy Debord bize bir şeyler anlatmaya değil her şeyi anlatmaya çalışıyor ve bir kahinin öngörüleriyle, bir tarihçinin titizliğiyle. Gösteri toplumu diye adlandımakta olduğu şey günümüzdeki popüler kültürün(kültürsüzlüğün) nasılda iktidarlar ve üst kesim olarak tabir etmeye alıştıklarımıza hizmet etmekte olduğunun tanımıdır. Kapitalizmin ve hatta sosyolizmin temellerini inşa eden şeyin tam olarak gösteri toplumu olduğunu şiirsel metinler halinde ve yeterince acıtarak anlatmaya çalışmakta.Devletlerin içinde bulunan bütün resmi ve gayri resmi kurum-kuruluşların hizmet ettikleri tek şey gösterinin kendisidir. Herkes aynı oyunda hem oyuncu hem seyircidir. Gösteri toplumunda tarihin, kültürün , dinin , sanatın ve kısacası insanı ilgilendiren hiçbir şeyin değeri yoktur. Her şey gösterinin bir parçasıdır. Kitabı okuduğumuzda ne kadar da umutsuz, absürd bir çağda yaşadığımızı daha net algılayabiliyoruz. Reklamlar, savaşlar, seremoniler eşliğinde geçirdiğimiz günlük rutin sözümona yaşantılarımızda temelde neye hizmet ediyoruz ve bunun ölçütü, değeri nedir?
Leonardo da Vinci ''Görmeyi öğrenin.Eğer görmeye başlarsanız her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu da farkedeceksiniz" der.
Evet, bakmakla görmek aynı şey değildir ve yaşamakla yaşadığını anlamakta.
Kitabı sadece okuduğunu anlayanlara ve bunu anlayanlara anlatanlara tavsiye ediyorum. Herhangi bir kitapçıda aldığımız herhangi bir kitap aslında ve paylaşılmaya değer cümlelerle