Biz roman yazmaya çalıştığımızda, yani cümleleri kullanarak bir öyküyü ortaya çıkartmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız.
Deha dediğimiz şey, bizim düşüncelerimizden bağımsız olarak, fışkırmak istediğinde kendiliğinden fışkırıverir. Ortaya çıkarabileceği şeyleri çıkartıp kaynak kuruduktan sonra bir perde kapanmış olur. Schubert ve Mozart'ta olduğu gibi. Hatta bazı şairler ve rock yıldızları gibi, saf dehalarını kısa süre içerisinde olabildiğince kullanıp bitirince, dramatik bir şekilde genç yaşta ölerek hoş efsaneler haline gelmek şeklindeki bir hayat da gerçekten cazip olabilir, ama çoğumuz açısından referans alınabilecek bir durum değildir.
Nehri düşünmeye çalışırım. Bulutları düşünmeye çalışırım. Fakat aslında, hiçbir şey düşünmüyorumdur. Ben kendi üretimim, derli toplu bir boşluk içerisinde, özlemini duyduğum sessizlik içerisinde koşmayı sürdürüyorum yalnızca.