güneş

güneş
continuously rereading kafka.
fransız dili ve edebiyatı.
le monde est à nous.
23 Ağustos
543 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
8/10
·67 syf.·
Beğendi
·
2023 174. kitabı
intihar mektubunda şöyle diyor kendisi: "Nilgün Marmara’nın 29 yaşında, S. Plath’in şubat ayında intihar etmesi, benim de 29. yaşımın 29 şubatında intihar etmemi gerektirmezdi. Ama madem ki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 şubatını seçtim. Bu yüzden ‘Şubatta Saklambaç’a bir yığın başka sırla birlikte intihar edeceğim tarihi de gizlemiştim. Ne var ki, kitabımı bir türlü bastıramadım (o kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz). Ama şimdi yaşamımın bu ayrım noktasında hiçbir yerde huzur bulamadığıma göre bu tarihi bekleyecek gücüm de kalmadı. Hem Zebercet de belirlediği tarihten önce intihar etmemiş miydi? (Kimbilir belki kendimle barışabilseydim...) Yerleşik Yabancı’ydım her yere Metin Abi... Sen yanarak öldün ve ben ne yangınlar geçirdim sana ulaşabilmek için. Daha ne kadar dayanabilirdim, herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama?" daha fazla şiirini okumak isterdim. müthiş bir eser bırakmış saklandığı veya sakladığı hayatının ardına. #216764449
Edebiyat
Şubatta SaklambaçZafer Ekin Karabay · Mayıs Yayınları · 200371 okunma
Reklam
4/10
·112 syf.·
2023 91. kitabı
yeniyetme komünist ahmet, gül verip şiir yazdığı kızdan red yiyor ve evine gidip yoldaşından armağan dolma kalemle bu şiirleri yazıyor. ahmet silah seslerinden nefret ediyor ve ülkesinin çocuklarını çok seviyor, ülke aşkı şevkiyle tutuşuyor. ahmet yirmi yaşında hayat bu kadar güzelken, ölümü düşünüyor. a bir de aynı şeyleri otuz kere tekrarlamak çok hoşuna gidiyor.
1000Kitap
Alacakaranlıktaki ÜlkeAhmet Erhan · Bilgi Yayınevi · 1997224 okunma
10/10
·31 syf.·
Beğendi
·
2023 86. kitabı
kelimelerin güzelliğinin ve gücünün farkına, hep ve yalnızca bu adam sayesinde varıyorum. iyi ki vardın aruoba. anlaşılamamanın yorgunluğuyla bu dünyaya sırtını çevirirken bendeki bu eksikliği gideren yegane kişilerden olduğun için kocaman teşekkür etmek isterdim sana.
ZilifOruç Aruoba · Sel Yayıncılık · 20172,444 okunma
6/10
·222 syf.·
2022 180. kitabı
üç palahniuk kitabı okumuş ve (tahminimce) bu serüveni burada sonlandırmış biri olarak çıkarımlarım: yazarın yaratıcılığı gerçekten şaşırtıcı. yazım tarzı bazen eğlenceli bazen de her eserde aynı kalıbı (?) kullanmasından ötürü sıradanlaşıp sıkıcılaşabiliyor. ana karakterleri rahatsız edici. kitap bittiğinde "ee?" ve beğenme eşiğinde dönüp dolaşıyorsunuz lakin birinde kesin karar kılamıyorsunuz. okuduğunuza pişman olmuyorsunuz ama okumasam ne olurdu acaba diye düşünmeden de edemiyorsunuz. ha bir de "kıçına tüy taktın diye tavuk olmazsın." benzeri cümlelerin hoşunuza gittiğini fark ettiğiniz anda edebi bir şok yaşıyorsunuz.
Edebiyat
Dövüş KulübüChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 202011,4bin okunma
10/10
·82 syf.·
2022 31. kitabı
kitapta émile zola'nın dreyfus olayı boyunca ve sonrasında yaşadıklarını, onu kendi çamaşırcılarıyla aldatmasına rağmen her daim destekleyen karısı, alexandriana'nın gözünden okuyoruz. dreyfus olayını, 1894 yılında yüzbaşı alfred dreyfus'ün casuslukla itham edilerek yargılandığı dava ve ardından gerçekleşen olaylar diyerek kısaca özetleyeceğim. émile zola bu olay üzerine 'uzaktan izleyemeyecek kadar adalete düşkün, böyle bir insani dramı anlamamazlıktan gelemeyecek kadar da romancı' bir yapıya sahip olmasından ötürü, 'ülkemize kılıçla olduğu kadar, kalemle de yardım edilebilir.' diyerek elindeki en büyük silahı kalemiyle işe koyuluyor. ilk önce gençliğe ve fransa'ya olmak üzere iki mektup yazıyor lakin kendisinin de dile getirdiği gibi mektuplar 'fazla kibar ve düzgün yazılmış' olduğundan hiçbir etki uyandırmıyor. (bu olay hakkındaki hislerini "akla sesleniyordum. faydası yok bunun." sözleriyle ifade ediyor.) sonrasında bildiğimiz üzere "suçluyorum" başlıklı makalesini yazıyor ve hakkında şunları söylüyor: "ne yaptım biliyor musun? scheurer-kastner ve dreyfus davası hakkında bomba gibi bir makale yazdım. konu yakamı bırakmıyordu, uyuyamıyordum artık, içimi boşaltmalıydım. susmak korkaklık gibi geliyordu. sonuçlar ne olursa olsun, yeterince güçlüyüm, her şeye meydan okuyorum." "ömrümün en güzel sayfasını yazmaktayım." "bu dreyfus davası beni öyle öfkelendiriyor ki ellerim titriyor. tartışmayı genişletip muazzam bir insanlık ve adalet meselesine dönüştürmek istiyorum." dediğini de yapıyor, bu tartışmayı genişletip muazzam bir insanlık ve adalet meselesine dönüştürüyor. bir kere bile yüzünü görmediği 'yahudi' dreyfus için şerefini, elde ettiği her şeyi, yaptığı ismi, fransız edebiyatının yaygınlaşmasına büyük yardımı dokunan eserlerini ortaya koyarak 'gerçek ve
Edebiyat
Adaletsizliğe Hayır - Emile ZolaMurielle Szac · Alfa Yayınları · 2019302 okunma
Reklam