Son derece çarpıcı, şiirsel ve realist. Yüreğinizin en hassas duvarlarını gündelik yaşamın sıradan ve acımasız gerçekleriyle paramparça ediyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kitabın konusundan bahsederek giriş yapmak istiyorum çünkü kitap Gu ve Dam isimli bir çiftin çocuklukları ve yetişkinlikleri arasındaki bazı anılardan oluşuyor. Kitabın genellikle "ölen erkek arkadaşını yiyen bir kızın hikayesi" olarak tanıtıldığını gördüm ancak bu olay romanın asıl odağı kesinlikle değil.
Bu nedenle kitabın konusu hakkında oluşan beklentiyle karşılaşılan hikaye arasında belirgin bir fark olduğunu düşünüyorum. Benim için bu durum gereksiz bir beklenti yarattı. Daha iyi bir araştırma yapsaydım alıp okuyacağım bir kitap olmazdı.
Anlatmak istediği şeylerin farkında olsam da hikaye duygusal ya da düşünsel olarak bende güçlü bir etki bırakmadı. Kitaptaki karakter gelişimlerinin çok yüzeysel olduğunu düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey kitabın çarpıcı fikrinden çok karakterlerle kuramadığım bağ oldu.
Açlık benim için beklentilerimi karşılayamayan kitaplardan biri oldu. Karakterlerin hayattan neredeyse hiçbir şekilde zevk almamaları ve sürekli bir boşluk hissi içinde olmaları bir noktadan sonra beni hikayeden uzaklaştırdı. Aralarındaki ilişkiyi de sevgi ya da aşk olarak okumakta zorlandım, hatta kesinlikle olmadığını düşünüyorum.Birbirlerine duydukları şey bana daha çok bağımlılık, tutku ve çaresizlik gibi geldi.
Özellikle kadın karakterin boş vermişliği, hayattan bir beklentisinin olmayışı, yanlış olduğunu bilmesine rağmen bilinçli bir şekilde bu ilişki için adım atması benim çok sinirimi bozdu.
Okurken hem edebi bir zevk almadım okurken hem de içerik bakımından beni tatmin etmedi, popüler kültürün kölesi oldum maalesef.
Herkese merhabalar :)
Eğer beni tiktokta da desteklemek isterseniz hesabım: @bookswithemir
Yanii kitap bana pek hitap etmedi çünkü maalesef bağ kuramadım.
Kitap boyunca Gu ve Dam'ın 'aşk' adı altındaki gel gitli ilişkisini ve yaşadıkları zorlukları okuyoruz. Açıkçası ben ikisinin arasındaki dinamiği aşk diye yorumlayamadım bana kalırsa tanıdık olan bir bağın rutine dönmesinin verdiği olduğu bilindik olanın güveninden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Gu'nun aşık olduğunu zaten hiç düşünmüyorum. Dam'a da üzülüyorum.
Zaten maddi yetersizlikle boğuşan geleceğe umutla bakamayan gençlerin bir de ailesini böyle olmasının yükünü güzel işlediğini düşünüyorum.
Eğer bağ kurabilseydim zevk alırdım fakat neden bilmiyorum karakterle bağ kuramadım.
Roman, Tokyo yakınlarında düzenlenen bir piyano yarışmasını konu alır. Yarışma süreci, müziğin sadece notalardan ibaret olmadığını; üç dâhi karakterin kendilerini keşfetme yolculuğuna dönüştüğünü ortaya koyar.
Her yarışmacı, piyanoyu kendi hayat hikâyesinin ve deneyimlerinin süzgecinden geçirerek yorumlar. Ruhun müziğe doyacağı bu anlar , dinleyenleri derinden etkiler.
Her ne kadar yarışmacıların başarılı performansları rekabeti artırsa da bu yarışma süreci aralarındaki arkadaşlık bağlarının kurulmasını sağlar.
Romanın en etkileyici karakterlerinden biri olan Jin Kazama, müziğin doğa ile iç içe geçtiği anları okura derinden hissettirir.Piyanosu olmadığı halde oldukça yetenekli olan bu karakter kitap boyunca benim için gizemini korudu.
Aya Eiden ise piyanoya yeniden dönmesini ona ilham veren Jin Kazama’ya borçludur. Jin Kazama sayesinde eski özgüvenini yeniden kazanır.
Kitabın en etkileyici yanı, karakterlerin sahnede piyano çalarken kendi geçmişleri ve duygularıyla yüzleşmeleriydi. Bu da yarışmanın bir kendini keşif sürecine dönüşmesine olanak tanır.
Bu roman, bir yarışmanın rekabetten çok insan olmayı, dostluğu, kendini keşfetmeyi ve müziğin gerçek anlamını bulmanın daha değerli olduğunu fark ettirdi.
Japon edebiyatının bir çok farklı eserini görmüştüm. Ama daha çok kişisel gelişim tarzında olan kitaplarını okumuştum. İlk defa bir roman okuyorum hem de Japonya’nın ödüllü ve çok satan romanı. Tabi bu kitapta bize çok şey öğretiyor. İsmi gibi konusu ve kendisi de çok tatlı bir kitap. Kitabın konusuna gelecek olursak Japonya’da küçük bir sahil kasabasında düzenlenen bir piyano yarışması için seçmelerle başlıyor. Dünyanın farklı bölgelerinden jüriler piyano alanında yarışabilecek öğrenciler seçiyorlar. Daha sonra da büyük bir yarışmada bu çocuklar hünerlerini sergiliyorlar. Her yıl düzenlenen bu yarışma bu yıl biraz farklı ilerliyor. Çünkü birbirinden farklı Yetenekler, dahiler bu yılki yarışmada yer alıyor. Hepsinin hayatının farklılıkları, karakterlerinin farklılıkları, piyanoya hitap edişlerinin farklılıkları gözler önüne seriliyor. Biz kitapta Jin Kazama, Aya Eiden, Masaru Carlos Levi, Akashi Takashima gibi farklı karakterlerin yarışmadan önceki hayatlarını, yarışmaya hazırlanırkenki durumlarını ve yarışma sırasındaki heyecanlarını okuyoruz,. Hepsiyle ayrı ayrı heyecanlanıp hepsiyle ayrı ayrı o tutkuyu yaşayabiliyorsunuz. Yazar hepsinin hayatlarının dönüm noktalarını, birbirleriyle kesişimlerini, hayatlarını nasıl etkilediklerini, ruhlarının müzikle nasıl özgürleştiğini bize çok güzel aktarmış. Kitap 515 sayfa ama gerçekten okurken heyecanlı bir dizi izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Sürekli devam etmek diğer sayfaya geçmek istiyorsunuz. Neden çok satan roman olduğunu gerçekten anlıyorsunuz. Her yeni sayfada heyecan daha da artıyor bazı yerlerde üzülüyorsunuz bazı yerlerde çok mutlu oluyorsunuz ama her karakterin bakış açısıyla okuyup onları hissedebiliyorsunuz. Özellikle final bölümü çok güzeldi ben çok sevdim. Ayrıca kitabın çevirmeni Orhan Efe Özenç’e de
koredeki hükümetin ‘iyi’ bir kızın olması bir erkekten iyidir ‘kampanyasını’ bilmiyordum. komedi resmen. bu saçmalık yüzünden kız çocuklarının üstündeki baskıyı hayal dahi edemiyorum bu kitabı okumuş olsam da. kitap normal anne-kız ilişkilerini ele alan kitaplardan çok daha farklı çünkü bir annenin gözünden okuyoruz. bu da daha sinir bozucu ve gerçekçi bir hal alıyor. annenin yargısını ve toplumca düşünen bir insanın kafasının içinde durmak ÇOK ZOR. kitap güzeldi ve çook üzücüydü
ilk başları çok daha güzeldi fakat sonrasında anlam veremediğim yerlere uyuz olmaya basladım neden bilmiyorum, insanların cinsel yönelimlerini sktir edip baska seylere mi odaklansanız dünyaca ya bi ton dert var zatn son sözü kesinlikle okuyunnn