İki kişi okuduk ama bir kişilik mantık bulamadık :))
Puan vermedi·336 syf.·
2026 43. kitabı
✯Bellisperennis✯ Aman yarabbi ,biz ne okuduk böyle !!!! “Bu kitap bize bir şey kattı mı?” diye sorarsanız… yok canım, katmadı :))Bildiğimiz konuların turistik gezisine çıktık resmen. Ama hakkını yemeyeyim: okurken o kadar güldük ki, kitap mı okuduk yoksa stand-up gösterisi mi izledik hâlâ emin değilim. Konuya gelecek olursak… aslında ortada tek bir konu yok. Yazar “biraz oradan, biraz buradan” yapmış ama hepsini bağlayan ortak nokta şu: erkeklerin bitmek bilmeyen açgözlülüğü. Yani adamlar doymuyor, doyamıyor, doymaya da niyeti yok :)) Benim favorim ise o ünlü ressam olan yaşlı bunaktı. Hani “insan yedisinde neyse yetmişinde odur” derler ya… bu adam yetmişinde de ergen çıkınca ben bir durup düşündüm: Demek ki bazı şeyler gerçekten güncellenmiyor! Yaş almış ama akıl hâlâ “gençlik paketi” kullanıyor. Bir de utanmadan çapkınlık peşinde… Amca, gözlük nerede onu bul önce :)) Bir de şu var: Evde gül gibi eşi seni bekliyor, sen gidip başkasına âşık oluyorsun. Yani bu özgüven mi, unutkanlık mı, yoksa “ben ne yapıyorum” bilmezliği mi, çözemedim. Ama kesin olan bir şey var: bu da ayrı bir zırto :)) Neyse, ben daha fazla konuşursam kitap yerine karakterlere terapi yazacağım. En iyisi burada susayım, sözü arkadaşıma bırakayım .. Sadecemoonlight Bir kısa roman ve üç öyküden oluşan Abanoz Kule… ama öyle “çerezlik okurum geçerim” kitabı değil, baştan söyleyeyim :) Fowles bu kitapta doğa–insan, sanat–yaşam ilişkilerine bildiğin ressam titizliğiyle bakmış. Öyle iki satır okuyayım diyorsun, bir bakmışsın betimlemelerin içinde kaybolmuşsun. İmgeler desen bol kepçe, olay örgüsü desen hafif gizemli, karakterler zaten “ben normalim” demeye utanır :))Hepsinin ortak noktası: okuyucuyu sürekli sorgulamaya itmeleri. Yani kitap seni rahat bırakmıyor, “düşün bakalım” diye dürtüyor. Yazarın dili biraz
Abanoz KuleJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 2008196 okunma
Puan vermedi·556 syf.··
2026 2. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 14:10
Günümüz Türkiye’sine benzer bir yaşamı okuyoruz. Çiftçi para kazanamıyor, para kazanmak ümidiyle şehre göç ediyor ama umduğunu bulamıyor. Benim kitapta en çok merak ettiğim John amca John STEİNBECK’in kendisi mi? Yani John amcanın anlatamadığı o günahı bizzat yazarın kendisinin günahı mı? Bence öyle, yazar gazap üzümleri’yle o günahını anlatmak istemiş ama sonra buna cesaret edememiş. Ben çok merak ettim acaba john amcanın yani John STEİNBECK’in o günahı neydi?
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Reklam
10/10
·556 syf.··
2026 43. kitabı
Spoiler Tarımla uğraşan bir ailenin topraklarından sürülmek zorunda kalmasıyla bir kamyona binerek akşam yemeği parasına çalışacakları iş arayışları ve bu yolculukta aile üyelerinin teker teker yitirilmesi… Kitap o kadar kalın olmasına rağmen bir çırpıda okunuyor, meraktan bir günde 400 sayfa okudum. Bir de kitaptaki herkese sıfatıyla hitap edildiği için ( anne anne amca John amca gibi ) okuması oldukça kolay. Anne benim anneme benziyor ve her sorunu çözüyor, çok güzel yazılmıştı uzun bir karakterden bu kadar hoşlandığını hatırlamıyorum, gerçek bir kahramandı, öyle ki kendisi tek başına başka bir kitap konusu olabilir düzeyde bi karakter. Steinbeck iyi olma duygusunu inanılmaz güzel işlemiş, Tom hep ravza gibi cesur ve herkesi düşünüyor Al da hep benim gibi her zaman önce kendini düşünüyor.( Aggie ile buradan gideceğiz kısmında inanılmaz sinirlendim. ) Rosa mıymıntı bir karakter ve çok ağlıyor. Önce en zayıflar sonra inancı olmayanlar ölür, sonra güçlüler kalır.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
8/10
·538 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler Serinin ilk iki kitabına göre daha yavaş ilerliyor ve birçok soru havada kalıyor. Ayrıca bu kitap pek akıcı değildi ve bazı noktalarda kopukluk oldu. Takıntılı eski sevgilisi olan bir kıza kendini oğlunu ayarlamakta… Katil RAM TV’deki yapımcı çıksa daha sansasyonel olurdu. Bir de gün geçmiyor ki Dave amcamız Madeline’yi belaya sürüklemesin. Zavallı kadın adam yüzünden hep diken üstünde yaşıyor. Hayır, başını belaya soktuğu yetmezmiş gibi kadını kendi haline bırakıyor ve yanında olmuyor. Bir yere gideceği zaman bile kendisi götürmüyor, kadın kendi gidiyor. Sözde çok aşık ve seviyor... Kitapta defalarca emekli dedektif görmek bir noktada bayıyor. Yalnız “Gözlerini Sımsıkı Kapat” kitabında nasıl bir travma yaşadıysa o çok arzuladığı fotoğrafçı kadının adını bile anmamış. Dave amca iyisin hoşsun ama az rahat dur ya. Kitabın sonlarında kulübeye gidip katil beklemek nedir? Mesut komiser misin? Rıza baba ve ekibi gelip seni p*ze*nelerin elinden mi kurtaracak? Hayır, Clinter olmasa katil masada Dave amcamızın kanıyla “The Last Supper” resmini çizecek…
Duygu ve Düşünce
Şeytanı UyandırmaJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 201310,6bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 00:32
Agatha Agatha Agatha sen nasıl bir yeteneksin?!!! Bu nasıl bir zeka,bu nasıl bir kurgu yeteneği, nasıl bir anlatım, nasıl bir duygu aktarımı inanamıyorum. Kitap birbirinden güzel 9 kısa öyküden oluşuyor. İçlerinden birini seçip şu en güzeli demek imkansız. Hepsine bayıldım. Düşteki Ev Aktris Uçurum Noel Macerası Yalnız Tanrı Manx Altınları Duvarın Gizlediği Bağdat Sandığının Esrarı Işıklar Sönünce Hercul Poirot'nun bulunduğu iki öykü de var ( Noel Macerası ve Bağdat Sandığının Esrarı). Poriot bir hırsızlık bir cinayet vakasını çözüyor. Diğer taraftan Agathacığımız polisiyenin kraliçesi olsa da polisiye dışında da yeteneğini konuşturmuş. Psikolojik gerilim diyince de başı çekecekmiş. İlk öykü olan Düşteki Ev'de korku ve gerilim dorukta başlıyor. Korku, yalnızlık, sevgi, aşk, heyecan gibi duygular öykülere ustaca işlenmiş. Kitabın tek sorunu öykülerin daha uzun olmayışı maalesef. Ayrıca kitapta İngiliz sömürgeciliğinin izlerini de çok net fark ediyoruz. Herkese tavsiye edebileceğim çok güzel bir kitap. İçeriklerden kısaca bahsetmek istiyorum. Spoiler uyarısı vereyim aman dikkat Düşteki Ev: Düşünde bir ev gören John Seagrave, Allegra Kerr'i görünce bu gizemli ev ile bağlantısı olduğunu anlar. İlk görüşte aşık olur ama Kerr'in korkunç yazgısı John'u da pençesine alır. Aktris: İşlediği cinayeti geride bırakmak için kimliğini değiştiren Olga, kendisini ve hikayesini bilen bir şantajcının ağına düşer. Ama ustca hamlesi sayesinde şantajcıyı tuzağa düşürüp tehlikeyi atlatır. Uçurum: Clare hem yakın arkadaşı hem de gizli aşkı olan arkadaşına karşı korumacı bir yaklaşım içindedir. Arkadaşının karısının gizli sırrını öğrenir ama onu ele verip vermemek konusunda büyük tereddüt yaşar. Sonunda onu ele vereceğini Vivien'e söyler. Vivien ise sonuçlardan hiç bir şekilde memnun
Işıklar SönünceAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20231,507 okunma
8/10
·540 syf.·
2025 14. kitabı
Kitap Tom Joad’un hapisten çıkmasıyla başlıyor. Evine döndüğünde ailesini bulamıyor; Büyük Buhran yüzünden Joad ailesinin toprağına el konulmuş, sadece onlar değil bütün köy yerinden edilmiş. Yolda eski papaz Jim Casy ile karşılaşıyor. Casy artık vaaz veren bir papaz değil, inancını sorgulayan, insanları günahlarıyla değil acılarıyla anlamaya çalışan biri. Birlikte ilerlerken toprağını terk etmeyen ve bu yüzden baskı gören bir adamdan Joad ailesinin nerede olduğunu öğreniyorlar. Tom böylece ailesine kavuşuyor. Aile, kamyonu andıran bir araç alıp Kaliforniya’ya gitmeye karar vermiş. Pa Joad (baba), Ma Joad (anne), Grampa Joad (büyükbaba), Granma Joad (babaanne), Tom, Al, Rose of Sharon (hamile kızları) ve eşi Connie, Ruthie ve Winfield, John amca ve Jim Casy hep birlikte yola çıkıyor. Kaliforniya onlar için bir umut ülkesi; çalışacaklar, para kazanacaklar ve yeniden insan gibi yaşayacaklar. Ancak yol daha en başından zor. büyükbaba yolda ölüyor, ardından babaanne de hayatını kaybediyor. Connie korkup Rose of Sharon’ı terk ediyor. Buna rağmen aile dağılmıyor, özellikle anne her seferinde herkesi bir arada tutmaya çalışıyor. O, ailenin asıl direği gibi. Yol boyunca ve Kaliforniya’da gördükleri muamele çok sarsıcı. Topraklarından atılmayan insanlar onları küçümsüyor, sanki bu hayatı kendileri seçmişler gibi davranıyor. “Pis Okie” diye aşağılanıyorlar, kamplardan kovuluyorlar, her yerde ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Sığınacak bir yer bulmak neredeyse imkânsız. Kitap bu dışlanmayı, öfkeyi ve çaresizliği çok güçlü hissettiriyor. Jim Casy bu adaletsizliğe sessiz kalmıyor. İşçilerin örgütlenmesi gerektiğini savunuyor, insanların birlikte hareket etmesini istiyor. Bu yüzden baskı görüyor ve sonunda grev yapan işçileri savunduğu bir sahnede öldürülüyor. Casy’nin ölümü
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
Reklam
Reklam