Kitap Tom Joad’un hapisten çıkmasıyla başlıyor. Evine döndüğünde ailesini bulamıyor; Büyük Buhran yüzünden Joad ailesinin toprağına el konulmuş, sadece onlar değil bütün köy yerinden edilmiş. Yolda eski papaz Jim Casy ile karşılaşıyor. Casy artık vaaz veren bir papaz değil, inancını sorgulayan, insanları günahlarıyla değil acılarıyla anlamaya çalışan biri. Birlikte ilerlerken toprağını terk etmeyen ve bu yüzden baskı gören bir adamdan Joad ailesinin nerede olduğunu öğreniyorlar. Tom böylece ailesine kavuşuyor.
Aile, kamyonu andıran bir araç alıp Kaliforniya’ya gitmeye karar vermiş. Pa Joad (baba), Ma Joad (anne), Grampa Joad (büyükbaba), Granma Joad (babaanne), Tom, Al, Rose of Sharon (hamile kızları) ve eşi Connie, Ruthie ve Winfield, John amca ve Jim Casy hep birlikte yola çıkıyor. Kaliforniya onlar için bir umut ülkesi; çalışacaklar, para kazanacaklar ve yeniden insan gibi yaşayacaklar. Ancak yol daha en başından zor. büyükbaba yolda ölüyor, ardından babaanne de hayatını kaybediyor. Connie korkup Rose of Sharon’ı terk ediyor. Buna rağmen aile dağılmıyor, özellikle anne her seferinde herkesi bir arada tutmaya çalışıyor. O, ailenin asıl direği gibi.
Yol boyunca ve Kaliforniya’da gördükleri muamele çok sarsıcı. Topraklarından atılmayan insanlar onları küçümsüyor, sanki bu hayatı kendileri seçmişler gibi davranıyor. “Pis Okie” diye aşağılanıyorlar, kamplardan kovuluyorlar, her yerde ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Sığınacak bir yer bulmak neredeyse imkânsız. Kitap bu dışlanmayı, öfkeyi ve çaresizliği çok güçlü hissettiriyor.
Jim Casy bu adaletsizliğe sessiz kalmıyor. İşçilerin örgütlenmesi gerektiğini savunuyor, insanların birlikte hareket etmesini istiyor. Bu yüzden baskı görüyor ve sonunda grev yapan işçileri savunduğu bir sahnede öldürülüyor. Casy’nin ölümü