• Arşivimden taze çıktı. Daha önce okuyup, beğenmiştim ama aradan uzun bir zaman geçtikten sonra tekrar okudum. Kitabın önsözünü o zaman doçent olan Emin Gürses yazmış. Kısa bir girizgahla kitap hakkında bilgi veriyor.

    Kitap ne anlatıyor kısmına geldiğimde ise, lobi ve lobi faaliyetlerinin ABD'de çok yaygın ve yoğun bir şekilde kullanılan bir baskı unsuru olduğundan bahsediyor. ABD'de çeşitli lobi kuruluşları var ve çoğu ülke, bu kuruluşlardan ücretli yardım almaktadır ve Türkiye özellikle Ermeni sorunu ile ilgili Yahudi lobileriyle yıllardır çalışıyor.

    Kitaptaki temel soru ise, ABD niçin İsrail çıkarlarını bu kadar yüksekten savunuyor ve bunu yaparken de kendisine
    düşman halklar oluşturmuyor mu? Bu niyet ve düşmanlık kendi vatandaşlarının can ve mal güvenliğini tehdit eder noktaya gelmez mi? Ve niçin yoğun bir şekilde İsrail devletinin her daim destekçisi?

    Kitabı okuduğunuzda bunun cevabını ayrıntılı bir şekilde bulabiliyorsunuz.

    Buradan hareketle ABD'deki lobiler ve bunların faaliyetleri hakkında kısmi bilginiz oluyor ve bu sayede bazı şeyleri daha
    kolay anlayabilirsiniz.

    Okuduğum kitap, 2006 yılında Amerika'da, 2007 tarihinde ise Türkiye'de yayımlanmış. Yani kısa süre sonra Türkçeye çevrilmiş bir kitap. Şimdi ise 2018 yılındayız bakalım neler söylemiş ve neler olmuş?

    Yazarların belirttiği gibi burada temel alınan tezler ve düşünceler genel olarak 'İsrailli araştırmacılar ve gazetecilerin çalışmalarına dayanmaktadır.'

    Yazarlar, en başta ABD-İsrail yakınlaşmasının sebeplerini araştırıyor ve ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz desteği
    sorgulamakla birlikte ABD'nin 'haydut devlet'ler diye nitelendirdiği İran, Suriye, Irak'ın Amerika'nın gözünden mi yoksa İsrail'in gözünden mi olduğunu açıklamaya çalışıyor.

    Genelde ABD'nin Ortadoğuya kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda müdahale ettiğini ve bu arada da İsrail'i de koruyup kolladığı fikri kabul görürken, yazarlar faklı bir açıyla olaya yaklaşıp, İsrail'in menfaatleri ve yaşaması için ABD'nin burada olduğunu ve 'haydut devletler' kavramının da İsrail için geçerli olduğunu, çünkü bu devletlerin İsrail'e yakın, ABD'ye uzak olduğunu belirterek, İsrail'i olayın merkezine oturtuyor.
    Ve İsrail'in için haydut devlet olan ABD için de haydut oluyor.

    Genel teoride ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin altında onun demokratik yapısı, etrafının düşmanlarla çevrili olması gibi
    temellere dayandırılsa bile bunun böyle olmadığı yapılan incelemeden kolay bir şekilde anlaşılıyor.

    Holokost ve 2.Dünya Savaşı sırasında öldürülen ve acı çektirilen Yahudilerin, güvende bir yerde bulmaları için
    o topraklara geldiğini ama bir sorunun başka bir sorunla telafi edilmeye çalışılmasınınn ayrı bir sorun teşkil edip, bugünlere
    kadar gelmesine yol açtığını belirtiyorlar. Geçmişteki suçların telafisi olarak bunun Filistinlilere ödettirilmesinin yanlış olduğunu belirtiyor yazarlar.

    Lobi, lobicilik, lobi faaliyetlerinin ABD'de çok etkili olduğu biliniyor. Peki, ABD'de nüfusun kaçta kaçı Yahudi ve bunlar meclisi etkileyebilmekte?
    Nüfusla - güç paralel mi? Ya da ne kadar etkili olur diye düşündüğümüzde ABD'de Yahudi nüfusun genel nüfusa katkısı yüzde 3'ün altında olmasına rağmen bu kadar gücü nereden alıyorlar? Düşünülen ve sorulan soru bu? Cevap yine kitabın sayfaları arasında karşımıza çıkıyor. Olaylar hem ABD'li hem de İsrailli kaynaklardan alınarak ortaya çıkartılıyor. Özellikle 36.sayfadaki 'yönetimi etkilemek' başlığı lobinin etkisini göstermektedir.

    Medyanın gücü ve gücün de hissedildiği yer Amerika'dır. Bu her açıdan her yönüyle her şekilde görülmektedir. Medyanın dördüncü kuvvet olduğu fikrinin yansımasının ürünü olarak Amerikan medyasında lobilerin etkisi ve gücüyle İsrail aleyhine yazı yazılması çok nadir bir durum olduğunu belirten yazar, buna örnek olarak da şu cümleyi söylüyor:" İsrail'i eleştirmeyi hayal dahi edemeyen kişiler hakimdir." (s:39). Bu da gösteriyor ki, siyasette egemen olan güç, medya ayağında da etkili ve halkın çok fazla duymaması içinde aleyhte konular çok fazla gündeme gelmez ve hep aynı terane işlenir.

    Kitabın ilerleyen sayfalarında 1. ve 2. Irak savaşları, bunlara İsrail ve ABD'nin bakışı, Saddam'ın potansiyel tehdit olarak sunulması, buna karşı yapılacak işler anlatılıyor. Her şeyin mübah olduğu yeter ki kendi ideolojilerin egemen olmasını sağlayarak bir tutumu savunan savaş savunucuları, Irak savaşına destek almak için her türlü mücadeleyi yapmaktan da kaçınmadıklarını da okudukça görüyoruz. ABD ve İsrail
    kaynaklı yazılan yazılar sayesinde birebir bilgi akışını görmekteyiz. Bush yönetimi ve adamlarının, Bushları ikna etmek için yaptıkları çalışmaları okuyoruz. Hatta Paul Wolfowitz için bir Yahudi gazetesi " yönetimdeki en savaş taraftarı İsrail yanlısı ses" olarak tanımlaması bile bazı şeylerin yerine oturtulması için yeterli.

    Yazar 'Sonuç' kısmında 'iyimser' tahminde bulunmuş fakat gerçekleşenler öyle olmuyor. Keşke dediği ve istediği gibi o iyimser durum gerçekleşebilse. Ve ardından 'bu yakın zamanda gerçekleşmeyecek' diyerek bir durum saptaması daha yapıyor.

    Hatta öyle bir durumla karşı karşıya kalınıyorki, ABD'nin bu lobi yüzünden diğer devletlere karşı karşıya kaldığını, barış görüşmelerini yürütemediğini ve bu sefer kendisine karşı terörist faaliyetlerin artmasını sağladığını ve kendi içinde kendisine ait olmayan bir sorun yüzünden tepkiler aldığını da ifade ediyor yazar.


    İncelediği konu itibarıyla hem sayfa sayısı az, kullanılan dilin yalın, akıcı ve lobilerin ABD Kongresinde nasıl etkiye sahip olduğunu anlatması bakımından okunmaya, okutulmaya, paylaşılmaya ve tavsiye edilmeye değer bir kitap. Kitap, İsrail ve Amerika gözünden İsrail, Filistin sorununa göz atıyor ve İsrail kaynaklarını kullanıyor.

    Hamasi nutuklar, menkıbelerle, 'kahrolsun' demekle ya da zırt pırt İslam teşkilatı toplantısı yapmakla 'o güce' etkili bir cevap verme olasılığı yok. Yapılan bu çabalar sadece içerdeki kamuoyunun ateşini biraz söndürmek. Ama yaptırım yok çünkü 'o güce' çoğu ülke boyun eğiyor.

    Ele alınan konulara ait kullanılan kaynaklar 45 sayfa olarak arka kısımda verilmiş. Buradan, atıfta bulunan kaynakları görebilirsiniz.

    Bugün Trump yönetimin aldığı Kudüs'ü başkent olarak tanıma ve elçiliği Kudüs'e taşıma kararının arka planını çok rahat görebiliyoruz. Kısaca, Trump'un tek başına aldığı bir karar olmadığı belli.

    Kitabın arka kapak yazısını okuduğunuz da zaten bir fikriniz oluşmaya başlayacak ama kitabı okdukça bunu daha ayrıntılı bir şekilde ve taşları yerine koyarak göreceksiniz.

    Ezcümle: Bu kitabı 24/25 Mayıs 2018 tarihinde notlar çıkararak okudum. Yazısı ise ancak bugüne yani 11 Temmuz 2018 tarihinde gerçekleşti.
    ++ Profil Yayıncılık 2007 tarihli. Bu kitabın yeni baskısı (herşeyiyle aynı- Kapakları farklı sadece-) Zodyak Kitap Mart 2014 tarihinde çıkarmış. Piyasa da mevcut alın, okuyun.
    ++ Tavsiye ederim. ABD'deki İsrail lobisinin gücünü görmek açısından etkiliyici bir çalışma.
    ++ 75 sayfa + 45 sayfa kaynak = 120 sayfa
  • Filistinlileri meşru siyasi haklarından mahrum etmek İsrail’i daha güvenli yapmadı ve Filistinli liderler neslini öldürme kampanyaları Hamas gibi radikal grupları güçlendirdi ve neticede hem adil bir yerleşimi kabullenmeye gönüllü olacak hem de bunun işlemesini sağlayabilecek Filistinli liderlerin sayısını azalttı.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 73 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -
  • İran’ın nükleer ihtirasları Amerika’ya herhangi bir tehdit teşkil etmiyor. Washington nükleer bir Sovyetler Birliği ile, nükleer bir Çin ile, hatta nükleer bir Kuzey Kore ile yaşayabildiyse, İran’la da pekala yaşayabilir.

    Eğer lobi olmasaydı İran ve Amerika’nın müttefik olması yine de zor olurdu, fakat Birleşik Devletlerin politikası daha ılımlı olurdu ve önleyici bir savaş ciddi bir seçenek olmazdı.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 70 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -
  • Saddam’ın düşürülmesi, Sharona göre, yeterli değildi. Söylediğine göre Amerika “devam etmek zorunda. Çünkü hâlâ Suriye’den ve İran’dan gelen büyük tehlike altındayız.” Ilımlı muhafazakârlar da Tahran’da rejim değişikliği konusunu gündeme getirmekte hiç zaman kaybetmediler.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 63 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -
  • Irak Savaşı başladıktan sonra Wall Street Journal’ ın birinci sayfasında durum açıkça ifade edilmektedir. Yazının başlığı şu şekildedir: “Başkanın Hayali: Sadece Rejimi Değil, Bir Bölgeyi Değiştirmek: ABD Yanlısı Demokratik Bir Bölge, Kökenleri İsrail’e ve Yeni-Muhafazakârlar’a Dayanan bir Hedeftir.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 63 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -
  • İsrail’den ve lobiden gelen baskı, Mart 2003’te ABD’nin Irak’a saldırmasının arkasındaki tek faktör değildi, ancak önemli bir nedendi. Bazı Amerikalılar bunun “petrol savaşı” olduğuna inanıyorlar, fakat bu iddiayı destekleyen doğrudan bir kanıt bulmak çok zor. Savaş daha ziyade, büyük oranda İsrail’i daha güvenli yapmak isteğiyle güdülenmişti.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 55 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -
  • İsrail hükümeti ve ABD’deki İsrail yanlısı grupların Bush yönetiminin, Orta Doğuyu yeniden düzene sokmaya yönelik büyük projesini olduğu gibi Irak, Suriye ve Irana karşı politikasını da biçimlendirmek için birlikte çalışması hiç şaşırtıcı değildir.
    John J. Mearsheimer
    Sayfa 55 - Profil Yayıncılık- 1.Baskı 2007 -