Gerekli ön çalışmayı ve hazırlığı gerçekleştirip kendi adına düşünen birinin hataları bile gerçeğe, düşünmeye zahmet etmedikleri için belirli görüşlere tutunanların doğru görüşlerinden daha çok şey katar.
Üretimi daha az maliyetli hâle getirerek fiyatları düşüren makinelerin icat edilmesi tüketicinin menfaatine ise de, bu makineler ne yapacaklarını bilmeyen ve aynı anda iş arayan binlerce işçinin işten atılmasına neden oluyor. İşte bu, medeniyet dediğimiz olgunun sayısız kısır döngüsünden sadece biri... Çünkü mevcut sosyal sistemimizde bir iyiliğin ortaya çıkması her zaman beraberinde bazı kötülükler getirir. Bunu kanıtlayan binlerce örnek mevcuttur.
İktidar aşkı ile özgürlük aşkı, ebedî bir düşmanlık içindedir. Özgürlüğün en az olduğu yerde iktidar tutkusu, en ateşli ve ahlaksız hâlini alır. Başkaları üzerindeki iktidar arzusu, yalnızca insanların her biri onsuz yapabildiği zaman, insanlığın içinde baştan çıkarıcı bir unsur olmayı bırakabilir; ki bu da kişisel meselelerde özgürlüğe saygının yerleşik bir ilke olduğu yerde mümkündür.
Geliştirilmiş yeteneklere sahip, düşünce ve amaçta eş, aralarında o en iyi türden eşitliğin var olduğu, güçlerin ve kapasitelerin bunlardaki karşılıklı üstünlüklerle birlikte benzerlik gösterdiği -ki böylece, her birinin diğerine saygı duyma rahatlığının tadını çıkarabildiği ve gelişme yolunda dönüşümlü olarak liderlik etme ve takip etme keyfine sahip olabildiği- iki kişinin varlığı durumunda evliliğin nasıl olabileceğini tarif etmeye kalkışmayacağım. Bunu anlayabilenler için böyle bir ihtiyaca gerek yoktur; anlayamayanlar için ise bu, evliliğe istekli bir kimsenin rüyası olarak görünecektir. Ancak, içten bir kanaatle inanıyorum ki bu ve yalnızca bu, evliliğin idealidir ve bununla ilgili herhangi başka bir düşünceyi öne çıkaran ya da onunla bağlantılı kavramsallaştırmalara ve tutkulara başka bir yön veren tüm düşünceler, görenekler ve kurumlar, hangi gerekçeyle süslenirse süslensin, ilkel barbarlığın kalıntıları olabilir yalnızca. İnsanlığın ahlaki yenilenmesi, yalnızca sosyal ilişkilerin en temel olanının eşit adalet ilkesi altına konulmasıyla ve insanlar, en güçlü duygudaşlıklarını, haklar ve yetiştirilme olarak, bir eşitiyle geliştirmeyi öğrendiklerinde gerçekten başlayacaktır.
Her iki kişi, büyük amaçlar peşinde koştuğunda ve bunlarla ilgili birbirlerine yardımcı ve cesaretlendirici davrandıklarında, beğenilerinin farklılaştığı tali meseleler, onlar için önemli olmaktan çıkar. İşte burada, tüm ömür boyunca her şeyden daha çok devam edecek nitelikte güçlü bir dostluğun temeli bulunur; yani, her birinin diğerinden keyif almasından çok, ona keyif vermekten keyiflendiği bir dostluk.