Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp, ''Yıllar nasıl da uçup gidiyor!'' diyorsun. Yine soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yıllarını yaşadın mı yaşamadın mı? Bak dostum, diyorsun kendine, bak artık toprak soğumaya başladı. Birkaç yıl daha geçecek ve sonra koltuk değneklerine dayanmış titreyen ihtiyarlık, ondan sonraysa sefalet ve terk edilmişlik gelecek. O düşler dünyası beyazla örtülecek, donacak, hayallerin solacak ve sararmış yapraklar gibi düşünüp gidecek...
İnsan, hayatın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı halde, onu sürdürmeye son vermez, bundan bir şey çıkmayacağını bilerek. Bu grubun insanları bilir ki, ölüm hayattan iyidir ama onlar yanılgıya bir an önce son verip, kendilerini öldürerek akıllıca davranma gücüne sahip olmadıkları için, sanki bir şeyler bekliyor gibi yaparlar. Bu, zayıflığın yoludur; Çünkü eğer ben daha iyi olanı biliyorsam ve buna gücüm yetiyorsa, neden daha iyi olana kendimi vermeyeyim?
Çünkü bütün canlılarda beklemek, ümit etmek diye bir şey var. Zira, canlı bir köpek, ölü bir aslandan iyidir; çünkü canlılar öleceklerini bilirler, oysa ölüler hiçbir şey bilmez, hiçbir şey de kazanamazlar. Çünkü anıları unutulmuştur.
Bütün bilimlerde aradım. Hiçbir şey bulamamakla kalmadım, kurtuluşu bilimlerde arayan bütün insanların da benim gibi hiçbir şey bulamadığı kanaatine vardım. Ayrıca beni ümitsizliğe götüren şeyin, yani hayatın anlamsızlığının, insanlığın ulaşabileceği tek kesin bilgi olduğu neticesine vardım.