12 Eylül ve Tarık Akan...
Puan vermedi·198 syf.··
2026 2. kitabı
·
295 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 20:04
Tarık Akan'ın bu trajikomik başlıklı kitabı her ne kadar bir anı özelliği taşısa da arka planında bizlere: Türkiye'nin en karanlık dönemlerinden birisi olan 1980 Darbesi'ni tüm gerçekliğiyle yansıtır. Özellikle bazı kesimler üzerindeki(Sol Fraksiyon) yansımalarını Akan'ın hapishane günleri üzerinden öğreniriz. Jönümüz Akan'ın, 52 günlük hapishane hayatı birbirinden çarpıcı olaylara sahne olur. Akan da o dönemde tek suçu, belirli bir görüşe mensup olan insanların, farkında olmadan sistemin çarkları arasında nasıl 'sanık'a dönüştüğünün hikayesini anlatmış olur. Kitabın odaklandığı ana olay: Akan'ın darbe sonrası Almanya'da yaptığı bir konuşma sebebiyle Türkiye'ye dönüşünde tutuklanması ve sonrasında gelişen olaylardır. Akan gözaltına alındıktan sonra yaşadığı olayları, ellerinde değnekle bekleyen işkenceci polisleri, tütün içilen kasvetli sorgu odalarını ve kendisinin bu olanlara tepkisini çarpıcı bir şekilde anlatır. Sanki bir anı değil de bir roman okuyor gibi buluruz kendimizi... 52 günlük hapishane hayatını bizlere oldukça samimi ve akıcı bir üslupla verir. Şüphesiz bu 52 günlük hapis hayatı onu çıktıktan sonra daha farklı birisi yapacaktır. Nitekim kariyerinin de kırılma noktasıdır. Yeşilçam'ın duygusal ve yakışıklı prensi, dram ve komedilerin başrol oyuncusu gitmiş yerine; daha çok toplumcu-gerçekçi, siyasi bilinci yüksek bir edebi şahsiyet gelmiştir. Akan bu kitabı darbeden yıllar sonra 2002 yılında kaleme almıştır. Sanat ve düşünsel hayatında yaşadığı dönüşümü 52 günlük hapis ve hücre hayatında edinmiştir. Bu kitap Akan'ın bizlere içini döktüğü bir katarsis özelliği taşır. Kitapta olaylardan bahsetmek gerekirse: Kitapta anlatılanlar 3 ana mekânda gerçekleşir: 1. Emniyet ve hapishane. 2. Mahkemeler. 3. Kendi iç dünyası. 1. Burada daha çok maruz kaldığı
Alıntı
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20177,1bin okunma
BÜYÜK JÖN
Puan vermedi
Türk sinemasında hayranlıkla izlediğim büyük sanatçının başından bu kadar üzücü olayların geçmesini asla hayal dahi edemezdim. Günümüzde ünlü olmak basit ve saçma hareketler yapıp ulaşılabilirken, her türlü zorluğa direnip en sert koşullarda film çekip ve bundan asla şikayet etmeyen böylesi büyük sanatçıları gördüğüm zaman anlıyorum ne kadar kıymetli olduklarını. Kitap Tarık Akan'ın Almanya gezisindeyken kültür üzerine söylediği bir sözden dolayı ülkeye dönüşte tutuklanması ile başlar. Bu söz kültür emperyalizmine karşı ''2. Dünya Savaşı'nı da kazanacağız'' sözlerinin Tercüman Gazetesinde Akan'ın sözlerinin çarptırılarak bunu Türk Devleti aleyhine söylenmiş sözlermiş gibi 1. Sayfada abartarak ve yalan söylerek yazması üzerine başlar. Tabii Tarık Akan kültür için söylediği sözlerinin başına bu kadar iş açacağından habersizdir. Ülkeye dönüş yolunda daha uçaktayken yakalanacağını tahmin etmiştir. Çünkü neden tutuklanmasın ki bulunduğu dönem 80 darbesi dönemidir ve yanlı bir gazetede sözleri yalan yalan yazılmıştır. İşte başına gelecekler böylece başlamış olur. Önce 1. Şubeye götürülür, haftalarca orada sorgusu dahi alınmadan özgürlüğünden alıkonulur. 1. Şube öyle bir yerdir ki orada görev yapan polisler bile Tarık Akan'ı tanımasına rağmen konuşamaz, bir merhaba bile diyemez işte böyle bir ortamda haftalarını geçirir Akan. 1. Şubede beraber kaldığı insanlarla arkadaş olur, yeri gelir kendisi bile sanatçı olduğunu unutur. İşkence gören insanlara yardım etmek ister, en azından bakın yalnız değilsiniz bende burdayım demek ister ama maalesef ki 1. Şubede işler istediği gibi gitmez. Bir sigara dahi içmek artık ulaşılmaz hayal olur onun için. Haftalarca bir duş dahi alamamaktan dolayı kafası ve bedeni bitlenir. Gördükleri çok ağır gelir ve zihni artık yorulur. Tek yapmak
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20247,1bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Atatürk'ün entelektüel portresi
Puan vermedi
Prof. M. Şükrü Hanioğlu’nun Bağlam Yayınlarından Eylül 2023’te yayımlanan 1000 sayfalık(XXİV+20[giriş]+854[asıl metin]+125[kaynakça+dizin]) “ATATÜRK Entelektüel Biyografi” adlı eserini okudum. Not alarak okuduğum için 15 günde bitirebildim. Dipnotlardaki işaretlenen eser ve makaleleri de mümkün olduğunca kütüphanemden tekrar gözden geçirdim. Her şeyden önce yazarını böyle ayrıntılı ve oldukça uzun bir zamana yayılan yoğun bir emek ürünü olan bu eser nedeniyle kutlamak gerekir. Şurası bir gerçek ki, yerli ve yabancı birçok kişi Atatürk’ün çeşitli yönlerini işleyen eserler kaleme almışlardır. Ancak Atatürk’ün “entelektüel yönü” ne böylesi derinlemesine ışık tutan bir eser ilk defa yayımlanıyor. Eser, 2011 yılında yazarın öğretim üyesi olarak çalıştığı Princeton Üniversitesi'nin bağlı yayınevi Princeton University Press’te[kuruluş 1905] İngilizce olarak yayımlanmış; Almanca, Çince, Japonca, Farsça, Fransızca ve Ukraynaca’ya da tercüme edilmiş. Bu eserden önce Zafer Toprak’ın “Atatürk Kurucu Felsefenin Evrimi” adlı eserini[Türkiye İş Bankası Yayınları, 2020, 511 sayfa] okumuştum. Dolaysıyla benim düşünce dünyamda her iki eser birbirini tamamladı. Öncelikle belirtmem gerekir ki eserin okuyucusunun sabırlı bir okuma yapması gerekiyor. Aynı zamanda okuyucunun eseri özümseyebilmesi için arka planda iyi bir "Atatürk okuması" na sahip olması gerekir. Tamamını olmasa bile Şevket Süreyya Aydemir, Lord Kinros, Andrew Mango, Celâl Bayar, Mazhar Müfit Kansu, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Falih Rıfkı Atay, Ali Fuat Cebesoy, Fethi Okyar, Vamık D.Volkan, Hasan Rıza Soyak, Kılıç Ali, Mahmut Esat Bozkurt, Mahmut Goloğlu, Salih Bozok, Peyami Safa, Sadi Borak, Celal Nuri İleri, Aydın Kansu, Tarık Z. Tunaya, Sina Akşin…vb. yazarların eserlerini ve bu arada Atatürk’ün "Nutuk" adlı eserini
AtatürkŞükrü Hanioğlu · Bağlam yayınları · 202320 okunma
Bilemedim
Puan vermedi·198 syf.··
2023 5. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 22:24
Tarık Akan devrin adamı olmadan, kendini siyasi görüşüyle harmanlayan yegane insanlardan;o sadece yakışıklı bir jön olmak dışında neredeyse her rolü de başarıyla canlandıran biri. Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Okuduktan sonra acaba “neden bu kitap yazıldı” diye sormak isterdim. Amaç hapishanede geçen günlerin zorluklarını anlatmaksa daha ayrıntılı ve ağdalı cümlelerle bezenip tüm çıplaklığı gözler önüne serilebilirdi. Yok eğer “yol” filmi ve Yılmaz Güney’le arkadaşlığına dair bilgiler aktarılacaktı ise o zaman “yol” filminin başarı hikayesi öncesinde sonrası ile anlatılmalıydı. Yani ben pek bilemedim açıkçası…
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20177,1bin okunma
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2022 73. kitabı
2002 yılında basılmış bu kitabı 2004 yılında okumuştum. 80’li ve 90’lı yılların gençliği Tarık Akan’ı 1975 yılında çevirdiği Hababam sınıfındaki karakterle tanıyordu. Ancak Tarık Akan Yeşilçam’ın yakışıklı ve karizmatik jön imajını kabul etmeyerek aniden sosyal içerikler içeren politik filmler çevirmeye başladı. Onu böyle gören hayranları hayal kırıklığına uğrasa da o artık olgunlaştığını ve kendini artık bir dava uğruna mücadeleye vermiş olduğunu açıkça belirterek Yeşilçam’a veda etmişti. Bundan sonraki durağı Yılmaz Güney’le arkadaş olması ve 1982 yılında Yılmaz Güney’in yol filminde rol alması oldu. 12 Eylül sonrası Türkiye’de başlayan darbe sonrası 1981’de Almanya’ya gittiği sırada yaptığı bir gazeteci röportajı çarpıtılıp Türkiye’de aleyhinde kötü propaganda aracı oldu ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve mahkemeye çıktıktan sonra bir süre cezaevinde kaldı. İşte bu kitap onun cezaevinde geçirdiği zamanda fiziksel ve ruhsal olarak yaşadığı travmaları ve kötü anılarını anlatıyor. Rahmetli Tarık akan maalesef çok kötü zamanlar geçirdiği cezaevi anılarını sansürsüz ve eksiksiz kaleme almış. Mekanı cennet olsun.
Hayat ve İnsan
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20177,1bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2022 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2022 14:28
Bireyin iç dünyası anlayışından 2.kitabım Kitap genel anlamda güzeldi. 1970 tarihli roman, 1930'lu yıllarda İstanbul'da geleneksel tiyatro anlayışı ile oyunculuk yapmayı inatla sürdüren bir orta oyuncunun çileli sanat hayatını ve fırtınalı aşkını anlatır.  Nuran Tiyatrosu idi o ama bütün İstanbul Nahit'in Tiyatrosu derdi. Sonra herkes Nahit'i değil de İbiş'i severdi. Babasıyla beraber izlemişti ilk tiyatro oyununu Nahit ve o günden sonra aklından çıkartamadı tiyatro sevdasını. Bu sevda üzerine ailesini,varlığını,babasını terk etmiş İstanbul'a kaçmış ve tiyatro aşkıyla oradan buraya savrulmuştu. O aslında iyi bir oyuncuydu ama zamanının yakışıklı jön anlayışı yüzünden pek yer edinememişti. O da sonra bir tiyatro grubuna girmiş daha sonra tiyatro sahibinden tiyatrosunu satın almış ve İstanbul'un en çok talep edilen tiyatro grubuna sahip olmuştu. " Nuran tiyatrosu". Tiyatro aşkı Vedia ile evlenmiş bu evlilikten çocukları olmuş mutlu mesut giderken eşinin kıskançlıkları yüzünden ayrılmışlardı. Sonra hayatına Semra girdi siz ona Hatice diyebilirsiniz. Hatice hayatını altını üstüne getirdi Nahit'in. Aslında hayatları zorlukla geçen iki insanın ve bu insanların hayatlarını daha da zorlaştıran davranışları ile karşılaşıyorsunuz kitapta.  Kitap kahramanımız Nahit bahsettiğim İbiş karakterini kendi oyununda farklı ele alıyor ve o zamanın insanları bu İbiş'i daha çok seviyorlar.Yine de az çok anlıyoruz İbiş'in sevdaya ait rüyasını. Ve ben bireyin iç dünyası anlayışını modernizmin  bi tık altı olarak görüyorum sanki modernizm olacakmış ama olamamış gibi çok yakın lakin değil. Tarık Buğra'nın eşi kendisi de bir hikayeci olan Hatice Buğra bu roman için "Türkiye'nin en güzel aşk kitaplarından biri." diyordu . Bence görüşünde haklılık payı çok.. Ve roman şu sözlerle son buluyor
İbiş'in RüyasıTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 20211,012 okunma