Matematik hocası Dr. Li hep “En kolay açıklama genellikle doğru açıklamadır” derdi, belki aynı kural burada da geçerliydi. Ama olmadığını biliyordu. Matematik başka bir konuydu. Hiçbir şey matematik kadar indirgemeci bir şey olamazdı.
Gerçekten öyle hissedip hissetmediklerini umursamyordu, sadece söylemelerini arzuluyordu, bozulamaz dinginliklerinin altında bir sey yattığını, içlerinde bir yerde serin bir derenin hızla aktığını, minicik balıklarla ve çimlerle ve beyaz çiçeklerle bir hayatın, insanın kalbi sızlamadan bakamayacağı kadar narin, kırılgan, zarif bir canlılığın yeşerdiğini hissetmeyi istemekti içindeki duygu.
Fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik olarak görülüyor, ayıplanyordu. Kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.