Okulda sıranın üstüne kolunu koyup onun içine de kafasını gömen bendim. Ders aralarında sınıftan çıkmadan sigarasını yakıp oturan yine bendim. Belki bir doktor olup insanların nabzını dinleyebilirdim. Ama hayatın ve insanoğlunun kalp atışını duydum, hiçbir doktorun duyamayacağı kadar. Ben dünyayı dinleyen yetmiş beş kiloluk bir stetoskop oldum...
Bir zamanlar benim de dostlarım vardı. Gerçek dostlar. Ağızlarından çıkacak sözleri merak ettiğim dostlar... Sonra anlayamayacakları kadar kötü oldum yanlarında. Daha doğrusu, kontrolüm altında giden ilişkilerimizin bazı anlarında Kayra'nın gerçek yüzünden birkaç parça gösterme hatasını yaptım. Bazen yüksek dozda alkolün yüzünden, bazen de yüksek dozda sıkıntının. Dostlarımın yarısı korktu, yarısı da iğrendi. Acıyanlar da vardı birkaç tane ama onların dürüst olduklarını düşünmüyorum, çünkü olsalardı beni çözmeye çalışarak, sahip olduğumu varsaydığım sorunlarımı anlamak için çabalarlardı. Aslında acıdıklarını söyleyenler de iğrenenlere dahildi. Sonuçta teker teker yok oldular.
"Benim gece. Benim son. Benim yolculuk." İçinde doğmuşum gecenin. İçinde doğmuşum sonun. Yolculuk yaparak varmama gerek yok. Ben hep oradaydım. Geceyi ben bitirdim. Ancak başkaları kıçlarını kaldırıp gelebilir yanıma ve girerler gecenin sonuna. Benim krallığım orası. Gecenin başlangıcını bilmem ama sonu bana ait!..
''Kalk, iki gözüm. İskeleye geldik. Günün birinde ya çıldıracağız ya dünyaya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak geleceğimizin şerefine birkaç kadeh içelim.''
''Biliyorum. Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler.'' Tek kaşını kaldırdı. ''Sana bir sır vereceğim.''
''Söyle.'' Böyle davranması çok hoşuma gidiyordu.
''Hem ünlü hem de mutlu olan ilk kahraman ben olacağım.'' Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. ''Yemin et.''
''Niye ben yemin ediyorum?''
''Sebep sensin de ondan. Yemin et.''
''Yemin ediyorum,'' dedim. Yanaklarındaki rengin, gözlerindeki alevin içinde kaybolmuştum.
Sayfa 107 - ithaki yayın evi, Akhellius ve Patroklos.·Kitabı okudu