Bir süredir zaman mefhumu üzerine düşünüyordum. Pandemi ile eve girince zamanı algımın dışına itmiştim; saat, gün hatta ay takibini bırakmıştım. Lakin bu duruma karşın "yaş" ismini verdiğimiz mefhum yolunda gitmeye ölümümün gerçekleşeceği vakte yaklaşmaya devam etti. Oysa ki ben geçen ayları birkaç saniyelik ân'larmış gibi yaşamıştım.
Osamu Dazai, Şiro Hamao'dan sonra okuduğun ikinci Japon klasiklerinden kitabı incelemeye geçmeden önce iki eserde de dikkatimi çeken akıcılık ve basitliği vurgulamak isterim. Modernleşme adımlarının atıldığı bu iki eser de süsten uzak anlatımıyla toplumlarını moderne adapte de oldukça etkili olmuş olmalılar.
Esere gelecek olursak 7 hikayeden oluşan yapıtta her hikaye farklı konulara değinse dahi hikayelerde değişmeyen tek kavram melankoliklik olabilir. Bu da 4 defa intihar girişiminde bulunan ve sonunda başarılı olan bir yazarın iç dünyasının doğrudan yansımasıdır. Özellikle Yeşil Bambu'da Yurong karakterinin denize atlayarak intihar etmek istemesi ile yazarın da Tamagava Kanalı'nda intihar etmesi bir tesadüf değildir. Hikayelerde geçen deniz ve göllerin bir şekilde intihar edilecek bir konum olarak gösterilmesi; hem Yurong'un hem de Kannai'ın suyu bir intihar aracı olarak görmesi yazarın intiharının perde arkasını oluşturur.
Lakin bütün bu kasvet ortamına ve melankoliye rağmen hikayeler iç karartmak yerine aile bağları, güven, aşk gibi konularda aydınlatıcı çıkarımlar yapmaktadır.
Çeviri olarak aklıma takılan mesele ise neden yeşil bambu adının verildiği eserin fransızca ve ingilizce çevirileri mavi bambu şeklinde geçiyor orijinal adına ise ulaşamadım nedeni hakkında bilginiz varsa yazabilirsiniz.
Eline alıp görmedikçe inanamıyorsan, işte bu, acınılması gereken bir ruhun işaretidir. Eğer yüreğine güvenmiyorsan, bu dünyada ne tür bir gerçeklik bulabilirsin? Gerçekten de kişi görebilir ama inanmayabilir. -Bu hiç görmemekle aynı şey değil mi?- Öyleyse her şey sahte bir rüya, öyle mi? Gerçekliğin onayı güvenden gelir ve güven kişinin kalbindeki sevgiden kaynaklanır.