Bu da geçecek.
insanın hayatındaki kırılmaların aslında bir son değil, bir dönüşüm noktası olabileceğini anlatan bir kitap. Julia Samuel, acıyı küçümsemeden ama umudu da kaybetmeden insanların yeniden ayağa kalkma hikâyelerini gösteriyor. Kitabı okurken şunu hissediyorsunuz bazı yaralar tamamen silinmese bile insan onlarla yaşamayı ve yeniden gülmeyi öğrenebilir.Benim önerim bu kitabı aceleye getirmeden, her gün birkaç bölüm okuyarak bitirmek.
ROMA’DA ZİNA (M.Ö 17-18) Augustus döneminde (MÖ 18/17) kabul edilen Lex Iulia de Adulteriis Coercendis (Zinayı Önleme Julia Kanunu), Roma tarihinde zinayı ilk kez kamusal bir suç haline getiren önemli bir reformdur. Daha önce aile içi (özel) bir mesele olarak görülen zina, artık topluma ve devlete karşı işlenmiş bir suç olarak ele alınmaktaydı. Bu, Augustus’un ahlaki reformlarının (moral reforms) bir parçasıydı ve nüfusu artırma, aile yapısını güçlendirme ile “genus” (soy) saflığını koruma amaçlarını taşıyordu. Evli kadınlara zina: Cezası sürgün idi. Suçlu çiftler farklı adalara sürgün edilir, mallarının bir kısmı müsadere edilebilirdi. Ölüm cezası bazı durumlarda (örneğin baba veya koca yakalarsa) hâlâ mümkündü, ancak Augustus bu uygulamayı sınırlayarak mahkeme sürecini öne çıkardı. Önceki uygulamalar: Eskiden zina, babanın veya kocanın tercihine bağlı olarak ölüm veya boşanmayla sonuçlanabiliyordu. Augustus bunu devlet denetimine aldı. Augustus’un kendi kızı Julia’ya uygulaması: Augustus, kendi kızı Julia Maior’u (MÖ 2) zinadan dolayı Pandateria adasına sürgüne gönderdi. Bu, kanunun tarafsızlığını vurgulamak için sıkça anılan bir örnektir. Kanunlar demetinde şu hüküm yer alıyordu: “Kocanın ölümünden itibaren bir yıl (sonradan iki yıla çıkarıldı), boşanmadan itibaren 6 ay (sonradan 18 aya çıkarıldı) kadınlara yeniden evlenme yasağı (veya cezai yaptırımlı bekleme süresi) vardır.” Bu süreler, yas tutma, olası gebeliğin tespiti ve “genus” saflığını koruma amaçlıydı. Bekleme süresi dolmadan evlenenler, miras ve mal varlığı cezalarına maruz kalabiliyordu. Bu kural, Augustus’un evliliği teşvik politikasıyla bağlantılıdır. Augustus’un bu kanunları, ahlaki çöküşü düzeltme, doğum oranlarını artırma ve Roma’nın geleneksel değerlerini koruma
Reklam
The New York Times gazetesinin Modern Aşk adlı bir köşesi var ve içerisinde Küçük Aşk Hikayeleri adı altında yayımlanan ve okurlar tarafından gönderilen kısa yazılardan oluşan bir seri var. Yazılardan biri dikkatimi çektiği için paylaşmak istedim. Başlığı: A BOOKMARK NEAR THE END (“Sona Yakın Bir Ayraç” gibi bir anlama geliyor.) Hikayenin çevirisini ise şu şekilde yaptım: “O, tarihi sever. John Quincy Adams hakkında bir biyografi yazmak istiyordu. Ben ise, utanç verici bir şekilde, John Quincy Adams hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum, bu yüzden internete girip onun hakkında bulabildiğim bütün biyografileri satın aldım. Bir gün beni aradı ve (bu ilişkiyi) uzun vadede yürütemeyeceğimizi söyledi. Beni sevdiğini fakat ilgi alanlarımızın farklı olduğunu söyledi. “Senin için aşk ne demek?” diye sordum. “Bu imkansız bir soru,” diye yanıtladı. Ben ise aşkı oldukça basit buluyorum. Aşk, komodinimin üzerindeki, sonuna yakın bir yere ayraç yerleştirilmiş olan biyografi yığınıdır.” (He loves history. He wanted to write a biography of John Quincy Adams. I, shamefully, knew almost nothing about John Quincy Adams, so I went online and bought every biography of him I could find. One day, he called me, claiming that we wouldn’t work out long term. He said he loved me but that we had different interests. “What does love mean to you?” I said. “That’s an impossible question,” he replied. I, however, find love to be quite simple. Love is the stack of biographies on my nightstand with a bookmark near the end.) Bakmak isteyenler için yazarın adı Julia Nicole Camp.
Edebiyat
🎬 MONA LISA SMILE Yıl : 2003 Tür : Dönem Dram İzleme yeri : Netflix / izlemek için son şans 31 Mayıs İzleme Tarihi : Mayıs 2026 Süre : 1H 57M Puan IMDb : 6.6 / Benim : 7 Abd yapımı, 18+ Gişe: 141.3 mio $ Yönetmen : Mike Newell Senaryo: Lawrence Konner Başrol : Julia Roberts KONU : 1953 yılında, Amerika'nın en prestijli kadın okullarından biri olan Wellesley College'a gelen sanat tarihi hocası Katherine Watson, öğrencilerine yalnızca sanat öğretmekle kalmaz; hayatın onlar için çizilmiş tek bir yoldan ibaret olmadığını da göstermeye çalışır. Ancak dönemin katı toplumsal beklentileriyle mücadele etmek hiç kolay değildir. YORUM : Bazı filmler vardır, hikâyesinden çok bıraktığı hisle akılda kalır. Mona Lisa Smile tam da böyle bir film. Kadınların "iyi bir eş ve anne olmak" dışında seçeneklerinin neredeyse hiç konuşulmadığı bir dönemde, kendi yolunu seçmenin cesaretini anlatıyor. Film bugün izlendiğinde bile güncelliğini koruyor. Çünkü mesele sadece 1950'lerde yaşayan kadınlar değil; başkalarının bizim için uygun gördüğü hayat ile gerçekten istediğimiz hayat arasındaki seçim. Julia Roberts'ın sıcak ve ilham veren performansı, Kirsten Dunst'ın karakter gelişimi ve filmin nostaljik atmosferi çok başarılı. Büyük olaylar yaşanmıyor belki ama her sahnesi insanın içine işliyor. Özellikle güçlü kadın karakterleri, dönem filmlerini ve ilham veren hikâyeleri seviyorsanız listenize ekleyin. İzleyenlerin yorumlarını merak ediyorum Herkese keyifli seyirler
Ben Kimim?
filepenyez ✯'den gördüm. 🙏 MBTI: INTJ-T 💫 Yükselenim: Akrep 🙏 (Burçlarla alakam yok, merakıma yenik düşmüştüm) Enneagram: 3 🫧 Burç: Başak 🌾 Mıntıka: 9. Mıntıka ☘️ Hogwarts Binası: RavenPuff🕯 Patronus: Yunus🐬 Winx: Flora 🧚‍♀️ My Little Pony: Twilight 🦄 Monster High: Venüs 💚 Çilek Kız: Çilek Kız 🍓 Disney Princess: Merida 🏹 Lost: Charlie 🎸 D.G: 20 Eyl.
Reklam
Reklam