#JeanRhys 1890 yılında Karayipler’deki bir adada doğmuş ve 16 yaşında İngiltere’ye yerleşmiş. Ama ne tam bir Londra’lı olabilmiş ne de artık Karayipler’e aitmiş. Bu aidiyetsizlik ve iki dünya arasına sıkışmışlık hissi tüm eserlerine yansıdı mı bilemiyorum ama #AyrılıktanSonra kitabının can damarı. Bu kitabı keyif kahvesi içerken okumak mümkün değil. İç sıkıcı otel odalarında, yapayalnız bir kadının hayatında aynı buhranı yaşıyorsunuz.
Kahramanımız Julia Martin, Bay Mackenzie tarafından terk edildikten sonra Paris’in ucuz bir otel odasında, adamın gönderdiği üç kuruşluk harçlıkla hayatta kalmaya çalışır. Bay Mackenzie’nin mirası acıyla ve korkunun getirdiği yaltaklık duygusu yok olana kadar bu otelde kalma niyetinde. Sessiz, sakin, kendi halinde, alımlı bir kadın. Yaşamın yorgunluğu yüzünden okunan bir kadın. Yine de aldığı tüm darbelere rağmen güçlü değil, aksine gören insanda acıma hissi bırakan bir kadın. Fazla içiyordu ama zararsızdı. Odasına kapanınca güvendeydi. 6 ay boyunca her hafta kendisine bir miktar çek bir mektup ile gönderildi Bay Mackenzie’nin avukatı tarafından. Ancak en sonunda aldığı çekin son olduğu ve artık para gönderilmeyeceği belirtiliyordu. Julia Bay Mackenzie’den çok korkuyordu. Ama yüzleşmeye karar verdi. Neden en başında istediği parayı verip gitmesine izin vermemişti? Haftalık gönderilen para ile hiçbir şey yapamadı ve yapamayacaktı. Julia bir dönem evliymiş. Ateşkes anlaşmasından sonra İngiltere’den ayrılmış. Bir çocuğu olmuş ama ölmüş. Sonra kocasından ayrılmış. Hayata karşı çok ürkekleşmiş. Bir ressama modellik yapmış, bir ara mankenlik yapmış. Eski sevgililerinden aldığı çeklerle ordan oraya sürüklenen, rüzgarda savrulan, kararlarını kendi alamayan ve her şeyden önemlisi ekonomik ve duygusal olarak erkeklere bağımlı bir kadın. Bu çekler