Enki Bilal'den Ekolojik bir uyarı
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Havanın Rengi ile Gazap Fırtınası üçlemesinin sonuna geldim. Bu seri Mahluk, Julia ve Roem, Hava Rengi olarak üç albümden oluşuyor. Enki Bilal çizgiroman dünyasının devlerinden biridir. İşlerini çizerliğin ötesinde bir ressam gibi yapar. Zaten kendisinin Fransa ve Amerika'da açtığı serigiler de var. Akrilik boya, soft pastel, guaj boya, çini mürekkebi gibi malzemelerle karışık teknik uygular. Çizgiroman panellerini klasik yöntemle bir sayfa üzerinde çizmez. Her bir kareyi ayrı ayrı büyük boylarda çalışır. Bu yüzden onun sahneleri sergi resimlerini andırır. Bana göre en iyi portre sanatçılarından biridir. Karakterlerin hüzünlü, düşünceli yüz ifadelerini ustaca resmeder. Oluşturduğu fantastik kaotik atmosferlerle sizi başka bir dünyaya çeker. Bilal'i ilk defa bizde 90'lı yıllarda yayınlanan Av Partisi çizgiromanı ile tanımıştım. Pierre Christin'in yazdığı bu kitapta sanatçının çizgilerine hayran kalmış, sayfalarını uzun uzun incelemiştim. Daha sonra 2000'lerde, kendisinin yazıp resimlediği, meşhur Nikopol serisi ve Canavar serisi yayınlandı. Bu albümlerde tekniğini iyice geliştirmiş ve çizgiroman sanatının en güçlü görsel ürünlerini vermişti. Ancak her ne kadar ressamlığına hayran olsam da Enki Bilal'in yazarlığını pek sevmem. Hatta iyi bir yazar olmadığını düşünürüm. Kurgusu dağınıktır. cümleleri akmaz. Sık sık edebiyat ve felsefe alıntısı ile anlatıyı derinleştirmek ister ama bu tutum hikayenin doğallığını bozar. Bunun en büyük sebebi de sanırım Bilal'in çizgiroman çalışma tarzı... Hikayelerin karelerini çizdikten sonra diyalogları ve metin kutularını yazıyor. Bu da doğaçlama bir yazım demek. Doğal olarak hikayeleri bu spontane yöntem ile karmaşıklaşmaya başlıyor. Sahnelerde tiyatral bir hava oluşuyor. Bilal'de varoluşçu ve nihilist eğilimleri hemen fark
Çizgi Roman
Havanın RengiEnki Bilal · Marmara Çizgi · 20177 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 28. kitabı
Herkese merhaba. Bu ayki historical romans kitabım The Rokesbys Serisi'nin ikinci kitabı Hayali Evlilik Gerçek Aşk. Cecilia Harcourt, Kolonilerde savaşta olan kardeşi Thomas'ın cephede yaralandığına dair mektup alır. O sırada babası da vefat eder. Ailesinden tek kardeşi kalmıştır. Cecilia'nın bir karar vermesi gerekir. Ya hiç evlenmemiş yaşlı teyzesinin yanına gidecek ya sinsi kuzeniyle evlenecek ya da... Üçüncü seçeneğe karar verir. Kardeşini bulup iyileştirmek için Atlantik'i aşıp New York'a gider. Ama araştımaları sonucunda karşısına kardeşi yerine, kardeşinin silah arkadaşı Edward Rokesby'yi çıkar. Edward, ağır yaralı ve bakıma muhtaç bir hahaldedir. Bilinci yerinde değildir. Cecilia, hem kardeşini bulabilmek hem de Edward'a yardım edebilmek için onun eşi olduğunu söyler. Edward kendine geldiğinde kafası hayli karışıktır. Bazı şeyleri hatırlamamaktadır. Özellikle de Cecilia ile evlendiğini. Ama onun karısı olduğunu kanıksamaz. Çünkü onu mektuplardan tanımaktadır. Öncelikle bölüm başlarındaki mektuplara bayıldım. Çok naif ve hoştu. Julia Quinn'in kitapları benim için iki gruba ayrılıyor. Birinci grup gayet akıcı, espirili ve romantizm dolu, ikinci grup ise durağan ilerleyen, romantizmin az olduğu kitaplar. Bu kitap ikinci gruba giriyor. Kitabın yaklaşık üçte biri durağan ilerledi. Edward'ın kendine gelmesi, iyileşme süreci ve asıl merak ettiğim Thomas için pek bir adım atılmaması. Karakterleri sevdim. İkisinin de derinliği vardı. Ama işte tempo ve olay örgüsü yetersizdi. İkinci yarısı daha iyiydi. Edward'ın hafızası yerine geliyor, Thomas'ın gizemi çözülüyor. Son ise güzeldi. Üçüncü kitabı hemen okumak istiyorsunuz. Kardeşlerden Andrew en merak ettiğim bu arada. Elizabeth Hoyt ve Gaelen Foley'den sonra bu kitabı okumaktan biraz çekiniyordum açıkçası. Aksiyon ve
Roman
Hayali Evlilik Gerçek AşkJulia Quinn · Epsilon yayınevi · 2023139 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
#JeanRhys 1890 yılında Karayipler’deki bir adada doğmuş ve 16 yaşında İngiltere’ye yerleşmiş. Ama ne tam bir Londra’lı olabilmiş ne de artık Karayipler’e aitmiş. Bu aidiyetsizlik ve iki dünya arasına sıkışmışlık hissi tüm eserlerine yansıdı mı bilemiyorum ama #AyrılıktanSonra kitabının can damarı. Bu kitabı keyif kahvesi içerken okumak mümkün değil. İç sıkıcı otel odalarında, yapayalnız bir kadının hayatında aynı buhranı yaşıyorsunuz. Kahramanımız Julia Martin, Bay Mackenzie tarafından terk edildikten sonra Paris’in ucuz bir otel odasında, adamın gönderdiği üç kuruşluk harçlıkla hayatta kalmaya çalışır. Bay Mackenzie’nin mirası acıyla ve korkunun getirdiği yaltaklık duygusu yok olana kadar bu otelde kalma niyetinde. Sessiz, sakin, kendi halinde, alımlı bir kadın. Yaşamın yorgunluğu yüzünden okunan bir kadın. Yine de aldığı tüm darbelere rağmen güçlü değil, aksine gören insanda acıma hissi bırakan bir kadın. Fazla içiyordu ama zararsızdı. Odasına kapanınca güvendeydi. 6 ay boyunca her hafta kendisine bir miktar çek bir mektup ile gönderildi Bay Mackenzie’nin avukatı tarafından. Ancak en sonunda aldığı çekin son olduğu ve artık para gönderilmeyeceği belirtiliyordu. Julia Bay Mackenzie’den çok korkuyordu. Ama yüzleşmeye karar verdi. Neden en başında istediği parayı verip gitmesine izin vermemişti? Haftalık gönderilen para ile hiçbir şey yapamadı ve yapamayacaktı. Julia bir dönem evliymiş. Ateşkes anlaşmasından sonra İngiltere’den ayrılmış. Bir çocuğu olmuş ama ölmüş. Sonra kocasından ayrılmış. Hayata karşı çok ürkekleşmiş. Bir ressama modellik yapmış, bir ara mankenlik yapmış. Eski sevgililerinden aldığı çeklerle ordan oraya sürüklenen, rüzgarda savrulan, kararlarını kendi alamayan ve her şeyden önemlisi ekonomik ve duygusal olarak erkeklere bağımlı bir kadın. Bu çekler
Ayrılıktan SonraJean Rhys · Can Yayınları · 200833 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 14:15
42 yaşındaki Viviane Élisabeth Fauville, ağır bir kriz yaşamaktadır: Eşi tarafından yeni terk edilmiş, kucağında henüz birkaç haftalık bebeğiyle Paris’te yapayalnız kalmıştır. Doğum sonrası bir depresyon geçiren Viviane, bu travmanın etkisiyle gerçeklik algısını kaybeder .Viviane, bu süreçte seanslarına gittiği psikiyatristi Dr. Braün vahşi bir cinayete kurban gitmiştir .Yaşadığı ağır yalnızlık, terk edilmişlik ve içsel öfke nedeniyle bu cinayeti kendisinin işlemediğinden emin olamaz ve soruşturmanın ortasında kalır . Kitap tipik bir ‘katil kim’ polisiyesinden ziyade daha çok ağır bir depresyon ve travma altındaki bir kadının zihninde yaşadıklarını ele alıyor . Güzel bir kitap .
Viviane Elisabeth FauvilleJulia Deck · Norgunk Yayıncılık · 201663 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 07:22
Kitabı okurken her sayfasında, ama her sayfasında duygu durumunuzun değişikliği tavan yapması muhtemel. Kitap başlarda; her şeyin Büyük Birader tarafından izlendiğini ve dinlendiğini okuyucunun gözüne sokuyor. Her odada, en tenha sokaklarda, hatta tuvaletlerde bile bu baskı geçerli. Kalem, kitap, not defteri gibi insanın kendini ifade edebileceği her türlü ürünün kullanımı ise kesinlikle yasak. Kitapta benim en çok ilgimi çeken konu, toplumun üç sınıfa ayrılması oldu: Zenginler, orta sınıf ve fakirler. Dünyayı (ve ülkeleri) azınlıkta olan zenginler yönetir ve orta sınıfın yönetime el atmaması için ellerinden geleni yaparlar. Orta sınıfın yegane amacı ise hükümetleri devirip zengin sınıfının yerine geçmektir. Tabii en alttaki fakir sınıfını (prolleri) söylemeye bile gerek yok... Kitap ayrıca çok kritik bir şeyi vurguluyor: İnsanlar sürekli bir şeyler üretiyor, iyi ama bu üretilenler kullanılmazsa, yani bir üretim fazlası oluşursa ne olur? Cevap basit: İnsan daha az çalışır. Daha az çalışan insan ise arayışa girer, sorgular ve birtakım kitaplar okumaya başlar. Okuduğu bu kitaplar sayesinde de kurulu düzenin oyunlarını görmeye başlar. İşte sistem tam olarak bundan korkuyor. Romana göre dünyayı üç süper güç yönetiyor. Bu üç ülke kendi aralarında sürekli savaşıyormuş gibi gözükseler de aslında birbirlerine asla kalıcı bir zarar vermiyorlar. Bunun temel sebebi, az önce anlattığım insanların ürettikleri ürünleri, emeği ve refahı savaş yoluyla yok etmektir. Bu üç ülke, dünyada belirli tampon bölgelerde, örneğin Ortadoğu’da savaşırlar. Bugün bir ülkede üretilen emeğin ve sermayenin büyük kısmının savaş malzemelerine gittiğini biliyoruz; işte süper güçler bu paraları oralarda eritirler. İşin en trajikomik tarafı ise orta ve alt sınıf vatandaşların emekleri gözlerinin önünde
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
10/10
·368 syf.··
2026 2. kitabı
Diyecek çok yok: Okuduğun EN İYİ kitaplar dan bir idi. (Tabii bu benim kendi düşüncemdir...) Julia Lee böyle bir Kitap yazdığın için Çok Teşekkür Ederim.
Kardeşimin KoruyucusuJulie Lee · Genç Timaş Yayınları · 20251,042 okunma