Sezer Abdurrahman

Uyuyamamak
Alnını sıktı. "Uyumalı!" Yarına çabuk varmanın en kısa yolu uyumaktı. Hava ağırdı. "Saysam?" İki bin üç yüz yirmi üç. Öleceğim yıla gelince uyuyacam. İki bin üç yüz yirmi iki, iki bin üç yüz yirmi bir. Bu yıl dünyada kulaksız insanlar türeyecek. İki bin üç yüz yirmi... İki bin iki yüz doksan altı. 'Zehra! Şu bacakların yok mu!' İki bin..." Kulağını kaşırken şaşırdı. Az baştan alıp yeniden saymaya başladı. Arada kafasına acayip düşünceler yükleniyordu. Bu gidişle, uyuyama- dan, öleceği yılı değil, belki dedesinin doğum yılını bile bulacaktı.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ayrıntılar...
Çabucak kalkıp kitaplara doğru yürüdü. Sağdaki sıradan üçüncü kitabı alıp karıştırdı. Paralar yoktu. İkincisine baktı. Ondaydılar. Dokunulmamıştı. İçlerinden biri çalınmış olsa farkına varacak mıydı Parasını hiç saymazdı. Kitabı yerine bıraktı. "Belki bütün sıkıntılarının sebebi bu. Belki paranın kendisi değil de sayısı önemlidir. İnsanların yaşamasında önemli olan, ayrıntılar değil mi? Ayrıntısız yaşayan yalnız bitkiler. Azotlu, sulu, klorofilli, güneş ışıklı bir yaşama. Biraz da hayvanlar. At, aşacağı kısrak topalmış, kemikliymiş aldırmaz. Gene de yem yediği ahırın, çifte koşulduğu tarlanın yolunu ayırır. Köpekler, görmeye alışmadıkları bir çeşit giysi giymiş insana havlarlar. Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile... Belli günlerde belli yaşamaları vardır. Pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! Hep ayrıntılar! Paranın sayısı gibi.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Edebiyat
Eve gelirken on paket sigarayla bir deste kibrit aldı. Odasının ışığını yaktı. Elindekileri karyolanın altına, boş bavula koydu. Çevresine bakındı. Yoktu. Oturma odasını da aradı. Orada da yoktu. Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsanlar neden sabah sabah gazete okur ki?
Arkalarında giyinik, yaşlı bir adam -dedeleri olacaktı- kırmızı çizgili güneşliğin altına oturmuş gazete okuyordu. İnsanlarda anlayamadığı bir şey de gazete okumalarıydı. Neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba? Futbol maçı hastalarınınkini anlıyordu. "Ya ötekiler? Binlerce gazete satılıyor bu şehirde. Örneğin şu yaşlı adam! Yoksa FATİH'TE İKİ EV YANDI başlığını görüp 'İyi, Benim orada evim yok,' diye düşünebilmek rahatlığı için mi okur? BİR ADAM KARISINI ÖLDÜRDÜ. İyi etmiş. Kim bilir ne namussuzdu.' ÇİN'DE İSYAN. 'Beter olsun- lar, kırsınlar birbirlerini. Bize dokunmasınlar da!..' Bu 'biz' dediği daha çok 'ben' değil mi. 'Ben, benim, bana, beni!' Herkes 'Ben'.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Edebiyat