Ölümü ölüm yapan şeyin papazların duaları, dinlerin ayinleri ve kavimlerin defnetme hususundaki türlü türlü adetleri, inançları olduğunu anlıyorduk. İnsanlar öteki dünya için mezarlıklar inşa etmeseler, bu ölü şehirlerini kurmasalardı bir insan cesedi de çalı arasında kalıbı dinlendiren bir tilkininkiyle aynı olup ortadan kalkardı. İnsanlar sevgili ölülerini ne kadar büyük özenlerle mermer kutulara saklasalar, zamanın dişlerine kemirtmekten kurtaramazlar. Çünkü onun inkılapçı dişlerinin giremeyeceği korunaklıkta bir yer yoktur. Çünkü bir firavun cesediyle bir fare ölüsünün sonlarındaki eşitliğe zaman kefildir. Çünkü tabiat, bir vücuda verdiğini son zerresine kadar geri alan en müthiş bir alacaklıdır.
Tanrım, o ne çığlıktı! Nastyenka nasıl da titredi! Ellerimden nasıl da kurtulup ona koştu!.. Orada ölü gibi kalakalmış, ikisini izliyordum. Ama Nastyenka, adama elini pek gönülsüzce uzattı, sarılışına da pek tutuk karşılık verdi, sonra birden yine bana döndü, ok gibi, şimşek gibi yanımda bitiverdi ve daha ben ne olduğunu anlayamadan boynuma sarılıp içten, coşkulu bir şekilde beni öptü. Sonra tek sözcük etmeden yine ona döndü, adamı elinden tuttu ve çekip götürdü.
Uzun süre orada arkalarından bakakaldım... Çok geçmeden gözlerimin önünde yitip gittiler.
Sayfa 59 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor