Suat ve Süreyya. 5 yıldır boyunca evliliklerini sürdüren bir çift. Süreyya'nın en büyük arsuzu Boğaziçi'nde bir yalı. Babasının onu tabiri caizse kapattığı bağda sıkılıyor, bunalıyordu. Her gün şikayetlerini ardı ardınca sıralıyordu. Suat ben ona yetemiyor muyum hissiyle üzülse de onu mutlu görmek amacı ile yalı için gereken parayı bulur. Tabii Süreyya sevinçten dört köşe... Pek sevgili kuzeninin yol arkadaşlığı eşliğinde bir yalı tutarlar. Kuzeni, halasının oğlu olan 30 yaşında bekar bir delikanlıdır. Necip...
Necip yeni evlerinin sürekli bir misafiri olmuştur artık. Kuzeninin evliliğine gıpta ediyor, Suat böylesine iyi huylu, kusursuz bir kadını nasıl bulduğuna hayret ediyordu. O da Suat gibi bir kadınla tanışıp onunla mesut olmak istiyordu. Haftalarca "Ah! Benim de böyle bir evliliğim olsa ne mesut olurdum." fikri kafasında dolandı durdu. Ve bir gün yine bu hülyalara dalmışken "Ya evleneceğim kişi Suat gibi değil de o kişi Suat olsaydı..." dedi. O gündür ki artık tek düşündüğü Suat'tı, Düşünceler yerini aşka bırakmıştı zamanla. Ona kavuşamıyor, gün geçtikçe kahroluyordu. Bir gün salonda Suat'ın eldivenine rastladı. Bir tekini aldı cebine koydu. O eldiven onu haftalarca teselli etti. İçine çektikçe Suat'ını, biricik aşkını düşündü.
Suat bir şekilde kaybolan eldivenini Necip'in aldığını öğrendi. Necip beni seviyormuş düşüncesiyle günlerce kahrolmuştu. Tabi bu zamanlar Süreyya hakkında da bazı gerçeklerin farkına varmıştı. Süreyya Suat'ın isteklerini umursamıyor, kendisi ne isterse o oluyordu. Suat karşı çıkınca ise aralarında kavgalar yaşanıyordu. Suat 5 yıl mesut olmasının nedeninin onun her lafına itaat etmesi olduğunu anlamıştı ve tüm bunların üzerine şimdi de Necip in bu aşkı onu günaha sürüklüyordu adeta. Bunu istese de reddedemiyordu. Karşı çıkamıyor,
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550bin okunma