Bade

Bade
@justbade
Öğrenci
Üniversite
İstanbul, 12 Eylül 2003
14 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Ama sevgi güç verir, zamansa imkan Büyük engellerde bulur, büyük hazzı insan.
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Senaryo - Oyun
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Bade

, bir kitap okudu
3/10
·133 syf.·
66 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2021 00:00
·
2021 1. kitabı
William Shakespeare
8/10 · 75,8bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını ise sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanırız. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı verilmemiştir. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Ayrıca mektupta, adın belirtilmemiş olmasına rağmen, yazanı mektubun alıcısına "onu hep delicesine sevmiş bir kadın" olarak tanıtabilecek en ufak bir ipucu da bulunmamaktadır. Oysa kadın ile erkek -onun kimliği, en azından "roman yazarı R." olarak bellidir- karşılaşmışlardır; hatta kadının genç kızlık döneminde çok kısa bir süre, birkaç gün ve gece, birlikte olmuşlardır ve bu birliktelikten bir çocuk da dünyaya gelmiştir. Ama buna rağmen mektup boyunca kadının dile getirdiği şu söylemle hep karşılaşırız: "Sen, beni asla tanımadın!" Buradaki "ben", erkeğe delice aşık olan "ben"dir ve erkek, onu bu niteliği ile hiç tanımamıştır. Onun için bu "ben", hayatına giren öteki kadınlardan -ki, bunların sayısı hayli kalabalıktır!- hiçbir farkı bulunmayan bir bendir. Kadın, kısa beraberliklerinde ona yıllardır aşık olduğunu hiçbir zaman söylemez. Söylediği takdirde, erkeğe paylaşılmamış bir derin duygudan ötürü sorumluluk yükleyebileceğinden korkar. Zaten ondan bir çocuğu olduğunu da aynı nedenle gizler. Çünkü kadına göre yaşadığı aşk, ancak karşısındaki erkek tarafından bu boyutta anlaşılabildiği takdirde bir "karşılıklı aşk" olabilecektir. Bu olmadığı takdirde kadın, büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır. Görüldüğü gibi, bu olayda dekor olarak bir kraliyet sarayının ihtişamı ve bir çağ değişiminin büyük dalgalanmaları yoktur. Sadece 1920'lerin Viyana'sında sessiz sedasız ve tek taraflı yaşanan bir aşkın hüznü vardır. Başka deyişle Zweig, bu metninde
Sayfa 60 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Sonsöz
“Elveda, sevgilim, elveda, sana teşekkür ederim... Her şey, olduğu şekliyle iyiydi, her şeye rağmen... Bu yüzden sana son nefesime kadar teşekkür etmek istiyorum. Kendimi iyi hissediyorum: Sana her şeyi anlattım. Şimdi artık biliyorsun, hayır, yalnızca seziyorsun seni ne kadar çok sevmiş olduğumu ve bu aşk yüzünden omuzlarına hiçbir yük binmiyor. Benim eksikliğimi duymayacaksın -bu beni teselli ediyor. O güzel, aydınlık hayatında hiçbir şey şimdiye kadarkinden farklı olmayacak... ölümümle sana hiçbir üzüntü vermiyorum... bu beni teselli ediyor, sevgilim. Fakat kim... evet, şimdi, bundan sonra kim yaş günlerinde sana hep beyaz güller yollayacak? Ah, evet, vazo boş kalacak, bir zamanlar yılda bir defa olsun etrafında esmiş olan o hafif nefes, hayatımdan sana gelen o küçücük rüzgar, evet, o da solup gidecek! Sevgilim, dinle, senden rica ediyorum... bu, benim senden ilk ve son ricam... benim hatırım için yap bunu, her yaş gününde -çünkü yaş günü, insanın kendi üzerinde düşündüğü bir gündür- güller al ve onları vazoya koy. Yap bunu, sevgilim, başkalarının yılda bir defa sevdikleri ölmüşleri için bir ayin yaptırdıkları gibi sen de bunu yap. Bana gelince, ben artık Tanrı'ya inanmıyorum ve ayin istemiyorum, ben yalnızca sana inanıyorum, yalnızca seni seviyorum ve yalnızca sende biraz daha yaşamaya devam etmek istiyorum... ah, evet, sadece yılda bir gün, şöyle sessiz mi sessiz, senin yanında nasıl yaşadıysam öyle... Senden rica ediyorum, yap bunu, sevgilim... bu benim senden ilk ve son ricam... sana teşekkür ederim... seni seviyorum, seni seviyorum... elveda.” R., mektubu titreyen ellerinden bıraktı. Daha sonra uzun süre düşündü. Kafasında bir komşu çocuğuna ait, bir genç kıza ait, gece kulübündeki bir kadına ait bazı karışık hatıralar belirdi, ama bu, tıpkı akarsuyun
Sayfa 54 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Uzun Öykü
Hızla kapıya gittim, çünkü gözlerimin yaşlarla dolduğunu hissediyordum ve sen bunu görmemeliydin. Dışarıya o kadar acele fırlamıştım ki, holde neredeyse uşağın Johann'la çarpışacaktım. Johann ürkerek hemen kenara çekildi, beni dışarıya bırakmak için dairenin kapısını açtı ve işte oracıkta -oradaki bir saniyede, duyuyor musun? Gözlerim yaşlarla dolu ona, yaşlanmış olan adama baktığımda, bakışlarında birdenbire bir ışık çaktı. O tek bir saniyede çocukluğumdan beri beni görmemiş olan yaşlı adam, beni tanımıştı. Bu tanınmadan ötürü onun önünde diz çökebilir ve ellerini öpebilirdim. Ben de hemen beni kırbaçlamak için manşonuma tıktığın kağıt paraları çıkardım ve onun cebine soktum. Yaşlı adam titredi, başını kaldırıp korkuyla bana baktı -o tek saniyede benim hakkımda belki de senin bütün hayatında yapamadığın kadar çok şeyin farkına vardı. Evet, bütün, ama bütün insanlar beni şımarttılar, bana karşı hepsi iyiydi -yalnızca sen, evet, yalnızca sen beni unuttun, yalnızca sen, beni asla tanımadın! Çocuğum öldü, bizim çocuğumuz -şimdi dünyada, senden başka, sevebileceğim kimse kalmadı. Fakat sen kimsin ki benim için? Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? Sadece bir defa seni alıkoyabileceğimi sandım, seni, hep kaçak olanı çocuğunda tutabileceğimi sandım. Fakat sonuçta o senin çocuğun: bir gecede acımasızca benden uzaklaştı, bir yolculuğa çıktı ve asla geri dönmeyecek. Ben yine yalnızım, her zaman olduğumdan çok daha fazla yalnızım, hiçbir şeyim yok, senden hiçbir şeyim yok -artık ne çocuk, ne bir sözcük, ne bir hatırlayış ve biri senin yanında adımı söylese, bir yabancı gibi
Sayfa 52 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Uzun Öykü