. Kitabın bir kısmı Maya'nın duygularına, düşüncelerine, karşılaştığı zorluklara ve bu zorluklarla baş etme yöntemlerine değinirken aslında bu kitabın asıl kahramanının profesör Max Wagner olduğunu anladım. Wagner'in Türkiye'ye ilk kez gelmediğini, geçmişte ne zor şeyler yaşadığını, sevgilisi Nadia ile yaşadığı olayı anlatıyor. Wagner'in ölümü göze alarak serenad für nadia parçasını çaldığı sahne müthişti.
.
.
.
.. spoiler➝
Her ne kadar kurgusal olay da olsa asıl mesele insanı üzüyor. Kim bilir ne hikayeler, ne özlemler gemiyle beraber suyun altına gömüldü .
Nadia nın ve tabi gemideki diğer insanların yaşadığı o çaresizlik anları, çektikleri o sefalet, sonu belli olmayan o saatler, günler... Ne diyeyim ki bilmiyorum her daim tarihe gömülen felaketler, unutulmaya yüz tutmuş facialar. İnsanın aklı almıyor.
Kitapta en çok afalladığım yer Maya'nın şoförü Süleyman'in her şeyi yanlış anlayıp koşa koşa yetkililere şikayette bulunması oldu. Bu iftira üzerine Maya işten atıldı ya. Süleyman çok fesat, anlamadan dinlemeden koştu gitti .
Kitabın sonu da beni sarsmıştı. Azrail'in Maya'yla konuşması falan.