“Sırça kuşum sen nasıl bir meleksin ki bir kere tanışan yanından ayrılmak istemiyor. Fakat sevgi, her yanda bitebilen kötü otlar gibi, rastgele yeşerip büyümemeli yüreğimizde. Hassasiyetle seçilmeli sevgi tohumunu ekeceğin toprak. Zira ancak toprağın verimine göre tohumun filizi sana layık bir fideye dönüşebilir.”
“Hiçbir şeyi tam olarak bilemeyiz ama iyiyle kötü, doğruyla yanlış, talihle bahtsızlık ‘kader’ denilen teknede mayalanır; bazen parlak bir yıldız gibi ışıldar, bazen de bir mezar gibi hep karanlık kalır.”
“(…) Birgün Villa Manolya’da Şahbabamın penceresi altında dayımla oynarken yine bu marşı söylüyorduk. Kalfalardan biri geldi, ‘Aman cicim, Şahbabanızı kızdırmak mı istiyorsunuz? Sakın böyle ‘yaşa’ demeyin. Hiç ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ olur mu? Kahrolsun diye söyleyin. Yoksa Şahbabanız kızar’ dedi. Çocukluk işte… İnandık, öyle söylemeye başladık. (…) Bize ‘Bu marşın sözlerini kim değiştirdi?’ diye sordu. Dayımla titreye titreye olanları anlattık. ‘Cahil Kalfa!’ dedi. Elleriyle göstererek ‘Bana bakın! Bir daha böyle bir şey söylediğinizi işitirsem ağzınızı tutar, kulaklarınıza kadar ayırırım. Mustafa Kemal bir Türk askeridir. Türk paşasıdır. Benim paşamdır. Hiçbir Türk askerine hakaret edilmesine izin vermem.’”