Kitap için ilk söylemem gereken şey kesinlikle akıcı olduğu. Çerezlik, anında bitecek bir kitap bence. Olay örgüsü ve karakterler, benim çok hoşuma gitti.
Kitap polisiye ve gençlik kitabı karışımı bir kitap. Ben bu iki türü de sevdiğim için bu kitabın konusunu da çok sevdim. Betimlemeler, insanı yormayacak türdendi. Olay örgüsü de çok gizemli ve mantıklıydı.
Kitabın konusuna gelecek olursak, cezaya kalmış beş öğrenciden biri, diğerlerinin gözlerinin önünde aniden ölüyor. Bunun bir kaza olmadığını anlayınca polis soruşturmaya başlıyor ve aslında cinayet olabileceği ortaya çıkıyor.
Ölen çocuk, Simon, yarattığı “Dedikodu Kazanı” adlı uygulama yüzünden herkesin nefretini kazanmış biriydi. Çünkü neredeyse lisedeki her öğrencinin orada bir sırrı paylaşılmış ve hayatı altüst olmuştu. Bu yüzden de bu hikâyede çok fazla potansiyel katil var. Ama baş şüpheliler bu ölüme şahitlik eden dört lise öğrencisi.
Belalı ve sicili pek temiz olmayan Nate, okulun güzeli ve popüler kızı Addy, sporcusu Cooper, zekisi ve geleceği parlak olan kızı da Bronwyn, bu olaya şahitlik eden dörtlü. Hepsinin bakış açısını okuyup yavaş yavaş sırlarını öğreniyoruz. İlk başta bu kitabın birinci şahısta olmasına şaşırıp üzülsem de (ben bu türde 1.şahıs tercih etmezdim çünkü) sonradan alıştım. Tüm karakterleri de sevdim aslında. Hepsinin karakter gelişimi çok iyiydi.
Favori karakterlerim Nate ve Bronwyn olsa da karakter gelişimini en çok sevdiğim karakter kesinlikle Addy oldu. O kadar keskin bir gelişim vardı ki, görmemek mümkün değil. Son hâlinin ilk baştaki hâliyle yakından uzaktan alakası yok.
Addy dışında diğerleri de bir hayli yol kat etti. Addy’den sonra en büyük değişim bence Cooper’da oldu. Onun herkesten saklamaya çalıştığı sırları çok gerçekçiydi. Onun gibi bir sürü çocuk var.
Bir de değişim