Mor konusu bakımından çok güzel bir kitap olma potansiyeline sahip aslında. Ben olsam bu kitabın arka kapak tanıtımı kesinlikle romantik yönü ağırlıklı yazmazdım zira kitap bundan çok daha başka boyutlarda. Ayrıca kitabın fantastik olduğunu düşünenler olabilir ama bu kitap gelecekte bir dünya yaratılarak sistem eleştirisi yapıldığı için distopik (ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamayan)bir kitap. İşin benim açımdan özü kitabı beğenmedim...
Olaylar Asitan(İstanbul)'da geçmekte. Dünya öyle bir gezegen ki artık üzerinde tek bir ülke ve bu ülkenin de başkenti Asitan. Bu dünyadaki insanlar 'insanlar' ve 'barbarlar' olarak ikiye ayrılmakta ve 'insanlar' 'barbarlar'dan çok daha üstünler. Teknoloji beklenildiği gibi çok gelişmiş. Vatandaşlar ise genetik olarak mükemmeller, tabi 'barbarlar' bu mükemmeliyetten nasibini alamamışlar. Ve 'barbarların' amaçları dünyada yeşeren herhangi bir yeşilliği herkesten önce ele geçirmek. Anlayacağınız düşman! belli. Ve tüm bu gezegen Asitan'da yer alan yedi tepenin üzerinde yer alan yedi kuleden yönetilmekte. Her biri farklı bir kurumun merkez binaları tabi. Devleti yönetenler ise Kızıl Kule'de yaşamaktalar. Turuncu, Sarı Saray, Yeşil Medrese, Mavi LAB, Lacivert Saray ve kitaba ismini de veren Mor Anten. Tüm kulelerin bir yöneticisi varken Mor Anten'in yok çünkü bu yapay bir zekadan başka bir şey değil. Ve biz kitabı yer yer onun bakış açısından okuyoruz yani çok önemli bir karakter. Tüm bu dünyanın başkanı Pars Han. Bu dünyayı ortaya çıkaran ise Dr. Ulak. Bir de tabi muhteşem aşıklarımız! Yüzbaşı Yusuf Ulak ve Akademik Asena... Yani harika bir distopik kurgu. Peki bunlardan hangisi kitabın tanıtımında? Hiçbiri. Bu kitap neden sıradan bir K. Tazeoğlu kitabı olarak piyasaya sürüldü hiç anlamadım. Lafın kısası benim kalemim bir