Günümüzdeki siyasal çekişmelerin tarihsel kökleri, farklı baş oyuncuların söylemlerinde de belli olmaktadır. Kemalist laikler, AKP'nin seçim zaferleri 2002'de başladığından beri, Erdoğan hükümetlerinin eylemlerini irtica olarak görmektedirler. Jön Türkler ve Kemalistler bu terimi yirminci yüzyılın ilk yarısında, kendilerine has bir çeşit pozitivist ve materyalist modernliğe karşı koyan herkesi kastetmek için kullanmaya başlamışlardı. Kemalistler modern İslâmcı siyasetçileri cumhuriyete ilk günlerinde direnen sakallı dervişlerin doğrudan ardılları olarak görme eğilimindeler. Buna karşılık, Erdoğan'ın, iç düşmanları ve vatan hainlerini ülkeye zarar vermek için kendi çıkarları için yönlendirip kullanan kötü niyetli dış güçlere dair söylemi ise Türk halkı tarafından güçlü şekilde kabul görüyor; çünkü, ilkokuldaki tarih derslerinden beri sürekli benzeri öykülerle yetiştirilmiş bulunuyorlar. Oysa zamanla, dış güçler ve iç düşmanlar değişmiştir.
Aktörler değişse bile, anlatım esasında aynı kalmaktadır. Laiklerin tarafında olsun ya da İslâmcıların, insanların güncel olayları travmatik bir tarih prizmasının içinden görmeleri, çoğu zaman çarpıtmalarla ve öteki tarafın şeytan gibi gösterilmesiyle sonuçlanıyor.