k.

k.
@k1000k
Balkanlar'da çatışma halinde olan miliyetçilik hareketlerinin ve Büyük Güçlerin emperyalist emellerinin Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasına yol açmadan nasıl karşılanacağı ya da eğer bu yıkılış kaçınılmaz ise (ki Avrupalı devlet adamlarının çoğunluğu buna inanıyordu), Osmanlı İmparatorluğu'nun, Avrupa'daki güç dengesini altüst etmeden ve genel bir savaşa sebep vermeden nasıl parçalanacağı sorunu, 19. yüzyıl boyunca “Doğu Sorunu” olarak tanımlandı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Neticede Yunanistan'ın çok küçük bir devlet olmasının ve Yunan milliyetçilerinin tasarladığına hiç benzememesinin tek nedeni, İngiltere, Fransa ve Avusturya'nın uysal bir Osmanlı İmparatorluğu'nu Rusya'nın nüfuzu altındaki güçlü bir Yunanistan'a tercih etmiş olmalarıydı.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Tarih
Günümüzdeki siyasal çekişmelerin tarihsel kökleri, farklı baş oyuncuların söylemlerinde de belli olmaktadır. Kemalist laikler, AKP'nin seçim zaferleri 2002'de başladığından beri, Erdoğan hükümetlerinin eylemlerini irtica olarak görmektedirler. Jön Türkler ve Kemalistler bu terimi yirminci yüzyılın ilk yarısında, kendilerine has bir çeşit pozitivist ve materyalist modernliğe karşı koyan herkesi kastetmek için kullanmaya başlamışlardı. Kemalistler modern İslâmcı siyasetçileri cumhuriyete ilk günlerinde direnen sakallı dervişlerin doğrudan ardılları olarak görme eğilimindeler. Buna karşılık, Erdoğan'ın, iç düşmanları ve vatan hainlerini ülkeye zarar vermek için kendi çıkarları için yönlendirip kullanan kötü niyetli dış güçlere dair söylemi ise Türk halkı tarafından güçlü şekilde kabul görüyor; çünkü, ilkokuldaki tarih derslerinden beri sürekli benzeri öykülerle yetiştirilmiş bulunuyorlar. Oysa zamanla, dış güçler ve iç düşmanlar değişmiştir. Aktörler değişse bile, anlatım esasında aynı kalmaktadır. Laiklerin tarafında olsun ya da İslâmcıların, insanların güncel olayları travmatik bir tarih prizmasının içinden görmeleri, çoğu zaman çarpıtmalarla ve öteki tarafın şeytan gibi gösterilmesiyle sonuçlanıyor.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Tarih
18. yüzyılda hem başkentte hem de önemli eyalet merkezlerinde görevlendirilmiş olan yeniçeri ocakları, sayıca büyük (ve pahalı), ama askeri bakımdan fazlasıyla önemsiz bir topluluktu; hükümeti ve halkı yıldıracak kadar da güçlü olmasına karşın, İmparatorluğu savunamayacak kadar zayıftı; teknolojik ve taktik olarak üstün olan Avrupa ordularıyla son yüzyıl içerisinde yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan bir dizi savaş bunun kanıtıydı.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Tarih

k.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·148 syf.·
2024 8. kitabı
Melikşah Sezen
8.6/10 · 43 okunma
Reklam